Erol Evgin’le Ankara havası

Sinpaş GYO İncek Life projesinin reklam yüzü, sanatçı ve Yüksek Mimar Erol Evgin’le mimarlık, sanat ve hayat üzerine bir söyleşi

5 Kasım 2012 / emlakwebtv / Bülent Yoldaş
O’nu bir çoğumuz unutulmaz şarkılarıyla tanıyoruz. Ama bir de mimarlık yanı var. Belki de onun çok iyi bir müzik insanı olmasında, mimarlığının da etkisi vardır. Erol Evgin’den söz ediyorum… Sinpaş GYO’nun İncek Life projesi için yeniden yorumladığı Ankara havası Fidayda şarkısıyla ekranlarda. Emlakwebtv.com Genel Yayın Koordinatörü Bülent Yoldaş, Erol Evgin’le İncek Life’ta keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.
İşte Erol Evgin Röportajı

Bülent YOLDAŞ: Erol Bey, hem mimarsınız hem de müzik insanısınız. Bu iki mesleği uzun süre bir arada götürdünüz… Nasıl bir deneyimlemeydi bu süreç?

'Mimarlık susmuş bir musikidir'
Erol EVGİN: ‘Mimarlık susmuş bir musikidir’ derler. Hakikaten mimarlık ve müziğin çok yakınlıkları, benzerlikleri vardır. Bakın televizyon programlarında, belgesellerde, bir dönem anlatılırken, arkasında da o dönemin müzikleri kullanılır. Çünkü o ona yakışıyor. Aynı modüler sistemi, aynı nakışları müzikteki her şeyi mimaride de görebilirsiniz.
İyi ki mimarlığı seçmişim
Çok küçük yaşlardan beri müzik yapmak istemişimdir. Ama bir altın bilezik olsun babam da, mühendis, doktor, mimar gibi, böyle o yılların moda mesleklerinden birini önermişti bana. Bende mimarlığı seçtim. İyi ki de seçmişim. Mimarlık hakikaten insanların yaşadıkları mekanlardan başlayarak, dünyayı organize eden bir meslek. Bir çok şeyi içinde barındırıyor. Resmi, heykeli, bir çok sanatı, psikolojiyi, pedegojiyi, matematiği, geometriyi içinde barındıran bir sanat dalı.

Bülent YOLDAŞ: Son dönemlerde bir çok yılsızı, bir çok projede reklam yüzü olarak görüyoruz. Ama sizin farklı bir özelliğiniz var. Aynı zamanda bir mimar olarak, bir bilirkişi olarak da değerlendirilebilirsiniz tüketicilerin gözünde.

İsmime, tarzıma, havama uymayan firmalarla çalışmam
Erol EVGİN: Evet, tabi celebrity dediğimiz ünlü biriyle, bir markanın buluşması dikkat çekiyor. Ama inandırıcı olmakta önemli. Ben reklam konusunda çok ince eleyip sık dokuyan birisiyim. Bana uymayan, ismime, tarzıma, havama uymayan firmalarla çalışmam. Bir inşaat şirketinin bir mimari konsept projesi hakikaten benim ismimle güzel buluştu diye düşünüyorum. Ayrıca projeyi de alıp inceledim.

Bülent YOLDAŞ: Reklamlarda Ankara havası Fidayda’yı yorumladınız. Bu serüveni anlatır mısınız?

Erol EVGİN:
Bunu reklam şirketi düşünmüş. Ankara’nın meşhur Fidayda’sını. Biz onu İncek Life projesiyle buluşturduk. Güzelde sözler hazırlamışlar. Ben stüdyoya girip okudum. Birazda modern bir havada çünkü modern bir proje bu. Güzel bir müzik oldu.

Bülent YOLDAŞ: Bir mimar olarak İncek Life’ı nasıl buldunuz? Bir ev nasıl olmalı? Bir evin olmazsa olmazları nelerdir?

'Eve yapılan yatırım İnsan ömrüne yapılan yatırım demektir'
Erol EVGİN: İnsan hayatının yarısı evinde geçiyor. Onun için eve yapılan yatırım insan ömrüne yapılan yatırım demektir. Tabii ailenizi, çocuklarınızı da düşündüğünüz zaman birkaç ömür birlikte yaşıyorsunuz bir evde. Son zamanlarda bu konsept projeler, güzel mimari eserlerde insanlar evlerine özen gösteriyorlar. Eskisi gibi değil. Bizim çocukluğumuzun geçtiği sobalı evler yerine şimdi yeşille mavinin buluştuğu konsept projeler var. İncek Life, İncek bölgesinde 150 bin metrekare üzerinde, sadece 500 tane konutun bulunduğu, yüzde 70’i yeşil alana ayrılmış, çok yoğun yapılaşmanın olmadığı bir proje. Bisiklet yolları, yürüyüş yolları, koşu parkurları, spor alanları, kültür ve sanat alanları düşünülmüş, bir kasaba olarak projelendirilmiş. Çok beğendim projeyi. Çeşitli yüksekliklerde ve boyutlarda değişik ev grupları konumlandırılmış. Proje içinde bir gölet var. Göletin ekolojik olması çok önemli. Bitkilerle ve bakterilerle kendi kendini temizleyen bir gölet. Bu gölette yüzme imkanı var. Ankara’da olsaydım İncek Life’ta ev sahibi olmayı isterdim.

Bülent YOLDAŞ: Ev almak isteyenlere, ev sahibi olmak isteyenlere neler tavsiye edersiniz?
Erol EVGİN: Ev alınırken çevresiyle birlikte alınıyor. Çünkü çocuklarınızı o çevrede büyütüyorsunuz. Dolayısıyla konsept projelerde güvenliğiyle, çevresiyle, yeşiliyle, mavisiyle bir semti satın alıyorsunuz. Tabi okula uzaklığı yakınlığı çocuklar için çok önemli. Güvenli olması çok önemli.
Evin içinde de ben bol ışık alan, bol güneş alan evleri seviyorum. İnsanlarda ferah, aydınlık duygular yaratır, huzur verir. Çok gürültü altında olmayan evleri severim, yanından çok büyük otoyol geçmeyen. Otoyol manzaralı evler var. Çok şaşırıyorum. Sessizlik çok önemli. Konfor artık lüks değil, rahatlık anlamında söylüyorum. Alacağınız evin altyapısıyla, her yönüyle konforlu olması gerekiyor.

Bülent YOLDAŞ: Tekrar mimar yönünüze dönmek istiyorum. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından geçtiğimiz günlerde size mimarlıkta 40’ncı yılınızı doldurduğunuz için bir plaket takdim edildi. Bir röportajınız da okumuştum. ‘Mimarlar baykuştur’ diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?

'Mimarlar baykuştur'
Erol EVGİN: İnsanlar tarla kuşları ve baykuşlar diye ikiye ayrılır. Tarla kuşları sabah erken kalkarlar. Baykuşlar geceyi severler, kocaman gözleriyle geceleri çok iyi gören kuşlardır. Mimarlar da geceleri sabaha kadar çizerler. Şimdi her şey bilgisayar programlarıyla çözülüyor ama yine başlangıçta birinin uzun uzun çizmesi lazım. Ellerini kurşun kaleme bulaştırması lazım. O anlamda ben de sabahlara kadar çok çizdiğimi hatırlıyorum. O yüzden baykuş deriz biz mimarlara. Baykuş bizim kültürümüzde uğursuzluk diye geçer ama Batı kültürlerinde sanatın simgesidir baykuş. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin sembolü de baykuştur.