İstanbul için yıkım senaryosu: İki deprem birleşir mi?

Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, beklenen İstanbul depreminin 1766 ve Adalar önündeki 1894 kırığın katılımı ile gerçekleşme olasılığına dikkat çekti

İstanbul için yıkım senaryosu: İki deprem birleşir mi?

Jeofizik Mühendisi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, İstanbul'u bekleyen büyük depremle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. İstanbul açıklarında biriken enerjiden hareketle yapılan hesaplamaların 7.7 seviyesine ulaşabilecek bir depreme işaret ettiğini söyleyen Gündoğdu: "Bu 1766 tarihli kırığın tekrar canlanmadır. Buna bir de Adalar'ın önündeki 1894 tarihli kırığın eklenmesi mümkün. Elbette bu gerçekleşmeyebilir de..." ifadelerini kullandı. Gündoğdu, Türkiye'nin afetlere müdahalede başarılı olduğunu ancak afet öncesi riskler konusunda aynı başarıyı tekrar edemediğini de belirterek, yasal düzenleme boyutunun hala eksik olduğunu, özellikle yüksek binaların depreme uyumunu düzenleyen yönetmeliğin hale yürürlüğe alınmadığını söyledi. 

İstanbul'da deprem olacağı kesin

Bursa Valiliği ve Bursa İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından düzenlenen 13 Ekim Uluslararası Afetlerin Azaltılması Günü etkinliğinde söz alan Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, olası bir İstanbul Depremi ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gündoğdu, İstanbul'da bir depremin kesin biçimde beklendiğini ve hesaplamalara göre 7.5 artı eksi 2 şeklinde gerçekleşeceğini belirterek: "Tüm bunları biriken enerjiden hareketle hesaplıyorum. Bu durum 1766 kırığının tekrar canlanmasıdır. Bir de Adalar önünde gerçekleşen 1894 depremi var. Bunun da işe katılmasını bekliyoruz." dedi.

Birleşim gerçekleşirse depremin etkisi çok büyür

İki kırığın birleşimi ile meydana gelebilecek olası bir deprem senaryosunun gerçekleşmeme olasılığının bulunduğuna da dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Gündoğdu: "Elbette bu yaşanmayabilir. Ancak 100 yılı aşkın bir süre geçti. Bu bölgede o kadar enerji yok ama beklenen depreme katılabilir de... Bu gerçekleşirse depremin etkisi çok büyür..." dedi. Gündoğdu, Bursa ve İstanbul gibi büyük kentlerin düzenli olarak göç aldığını ve buna paralel olarak düzensiz büyüme eğiliminin yaşandığına da vurgu yaparak halkın bilinçlenmesinin büyük bir önem taşıdığını söyledi. 

Yüksek katlı binaların depreme uygunluğu yönetmeliği hala çıkmadı

Yaklaşan büyük depreme ve yoğun göç potansiyeliyle büyüyen, yapılaşma oranı yükselen kentlere karşın yasal düzenleme boyutunda ciddi eksiklikler bulunduğunu da söyleyen Gündoğdu: "O kadar ısrar ettik, hala gerekenler yapılmadı. Yapılaşma aşanıyor ve bu yapılaşmada yüksek katlı binaların payı çok büyük. Bu binaların doğal afetlere uygun olmasına yönelik yönetmelik hala çıkmadı. Kentlerimiz risklere çok açık. Ne olacak bilemiyoruz..." dedi. 

Afetlere müdahalede ilk 5 içindeyiz ama...

Gündoğdu, konuşmasında Türkiye'nin afetlere müdahalede tüm dünyada ilk 5 içinde yer aldığını ancak afet öncesi riskleri azaltma çabası ile ilgili kavramların anlatılmasında aynı başarının tekrar edilmediğine de dikkat çekerek: "Bu kavramlar halka anlatılmıyor ve halk da bunları bilmiyor. Afetlere dair kültür düzeyi oluşmamış durumda. Üniversitelerin de hocalarıyla birlikte halkı bilinçlendirmesi lazım ancak bu yapılmıyor..." şeklinde konuştu. Türkiye'de afet kültürünün bulunmadığını ve bunun için de üniversitelerin bu konuyla ilgili bölümlere ihtiyaç duyduğunu dile getiren Gündoğdu: "Üniversitelerde dahi afet bölümleri, Gölcük depreminden sonra açılmaya başlandı. Bunlar da dışarıdan eğitim alıyor..." dedi.