İstanbul'u afet mi vurdu, betonlaşma politikası mı?

Dün İstanbul'u felç eden yağmur sonrasında yetkililer ile sivil toplum kuruluşları arasında başlayan tartışmalar giderek büyüyor. Yetkililerin "dünyanın her yerinde" oluyor yorumuna tepki gösteren kuruluşlar, suçun kentleşme politikasında aranması gerektiğine dikkat çekiyor.

İstanbul'u afet mi vurdu, betonlaşma politikası mı?

İstanbul'da dün meydana gelen yoğun yağış sonrasında kentte yaşamın ağır biçimde kesintiye uğraması, tartışmalara neden oldu. Hükümet, İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi kanadından "dünyanın her yerinde böyle olayların yaşandığı" şeklindeki açıklamalara sosyal medya ve sivil toplum kuruluşlarından yoğun tepki yağdı. İnşaat Mühendisleri Odası tarafından yapılan açıklamada "betonlaşma stratejisi" ve "yeni kentleşme politikalarının" yaşanan sonuç üzerinde önemli bir rol oynadığına vurgu yapıldı.

Başbakan, Bakanlar, İstanbul Valiliği ve İBB açıklamaları

İstanbul'da yaşanan çevre ve şehircilik felaketinin ardından başlayan tartışmaların odağında ise Hükümet, İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamalar yer aldı. Bu kanattan yapılan açıklamalarda aşırığı yağmurun "afet" olarak tanımlanmasından "dünyanın her yerinde bu tip olayların yaşanmakta olduğuna" buradan da vatandaşlara evlerinden çıkmamalarına yönelik çağrıya dek uzanan vurgular, gösterilen tepkinin ana nedeni olarak gözüktü. İşte o açıklamalardan bazıları:

Başbakan Binali Yıldırım: "Afet düzeyinde bir durum. Beklenmedik, çok ani bir yağış oldu. Mevsim normallerinin çok çok üzerinde bir yağış eğilimiyle karşı karşıyayız. Ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Valiliği iyi bir işbirliği gösteriyor ve krizi yönetiyor. Doğacak hasarlarla ilgili çalışmalar devam ediyor."

Çevre ve Şehircilik Bakanı Ahmet Arslan: "Bu yaşadıklarımız doğal bir afetin sonucunudur. Kentin tüm noktalarına ulaşmayı başardık. Ekiplerimiz halen çalışmalarını sürdürüyor. Vatandaşlarımız mümkünse evlerinden çıkmasın. Tespit çalışmalarının ardından tüm zararlar karşılanacaktır..."

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu: "İstanbul'un 1 yıllık yağış miktarı 12 saatte düştü. Bunları öngörmüştük. Yağışların Çarşamba akşamına kadar sürmesini bekliyoruz..."

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş: "Dünyanın gelişmiş ülkelerinde de buna benzer durumlarla karşılaşılıyor. Örneğin İngiltere'nin başkenti Londra'da da metroyu sel basmıştı. Can kaybının yaşanmaması mutluluk verici. Maddi hasar tespit çalışmaları devam ediyor. Mevsim normallerinin çok üzerinde bir yağışa tanıklık ettik. İstanbul'da toprak suya doymuştur. Batı bölgelerinde metrekare başına 110 kg yaığış düşmüştür. Kimi yerlerde tıkanmalar meydana geldi..." 

İstanbul Valisi Vasip Şahin: "Şu anda çok ciddi bir sıkıntı yaşanan bölge hemen hemen yok. Birkaç noktada ekiplerimiz çalışmalarını yoğulaştırdı. Bazi altgeçitlerin fiziki yapısı ve yağan yağışların mevsim normallerinin üzerindeki yoğunluk nedeniyle su birikintileri oldu..." 

 

İstanbul'u afet mi vurdu, betonlaşma politikası mı?

 

Sivil toplumdan açıklamalara itiraz: "Yağmuru afete kentleşme politikaları çevirdi"

Dün yaşanan olayların ardından sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de başta İstanbul olmak üzere ülke genelinde sürdürülen kalkınma ve yapılaşma stratejisine yönelik eleştirilerini de tekrarladı. İstanbul'da gözlemlenen su taşkınlarının kentin betona teslim edilmesinden kaynaklandığını söyleyen TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, su taşkınları ile kette günlük hayatın bitme noktasına geldiğine dikkat çekildi. Yetkililerin yaptığı açıklamalarda, beklenmeyen bir durumla, bir diğer deyişle beklenenin üzerinde yağmurun yağması nedeniyle böylesi bir sonuçla karşılaşıldığının ortaya çıktığına dikkat çekilen Oda açıklamasında:  "İstanbul’un beklenenden fazla yağış alması, yağmurun bir doğa olayı olduğu gerçeğini değiştirmez. Yağmur bir doğa olayıdır, kentleşme ve imar konularında yapılan yanlışlar doğa olayını doğal afete çevirmektedir. " yorumunda bulunuldu. 

Sel ya da deprem değil, yapılaşma stratejisi

Dünkü sel olaylarında olduğu gibi depremlerde de uygulayıcıların plan ve program taşımayan, bilimsel kabullerle ilgisi bulunmayan imar planları ile kente bakışının  önemli sorunlar yaratmaya devam edeceğini dile getiren açıklamada, dere yataklarına yapılaşma, imarsız kentler yaratma, kaçak yapılaşma ve sağlıksız kentleşme gibi uygulamalar da eleştirildi. Yazılı açıklamada: "Yolları, köprüleri, barajları inşa ederken kentlerin yeşil alanların, su havzalarının korunmasını asli sorumluluk saymazsanız, alt yapı yatırımlarını ihmal ederseniz, bugün karşı karşıya kaldığımız görüntü kimse açısından şaşırtıcı olmayacaktır.” ifadeleri kullanıldı. 

Afet, kesilen ağaçlar, dikilen binalar...

Konuyla ilgili bir değerlendirme sunan TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu da doğaya müdahale ve plansız kentleşmenin afete davetiye çıkardığına dikkat çekerek, afete davetiye çıkaran yönetimsel hatalara dikkat çekti. Orman alanları, toprak örtüsü ve su havzalarının yapılaşma açılması, kentle yürütülen kazı doğlu çalışmalarının doğul eğim koşullarını değiştirmesi ve sert zemin miktarındaki artışın bu tip felaketlere davetiye çıkardığına vurgu yapılan açıklamada ayrıca doğal bitki örtüsünün tahribi, tarim ve orman alanlarının ortadan kaldırılması, dere ıslahında tere yataraklarının betonlaştırılması ve yağmur suyu kanallarının yetersizliği gibi hususların öneminin altı çizildi. 

Sel en çok Silivri'yi vurdu

Resmi açıklamalara paralel olarak sel felaketinin en yoğun olarak hissedildiği Silivri ilçesinde ise bugün itibarıyla zarar tespit ve resmi inceleme çalışmaları devam etti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve İstanbul Valisi Vasip Şahin tarafından ziyaret edilen ilçede 150 konutun yağmurdan etkilendiği ve yürütülmekte olan çalışmalarla vatandaşların yardım ve tahliyesi için çalışıldığına dikkat çekildi. İBB Başkanı Topbaş, Silivri'de yürütülen çalışmalar sonrasında sorunlu olarak gözüken 5 dereden 4'ünün ıslah çalışmalarının da tamamlandığını hatırlatarak: "Daha önceki dönemlerde benzer felaketler yaşanmış ve can kayıpları kayıtlara geçmişti. Buradaki sorunlu 5 derenin 4’ünün ıslahını bitirdik ve o derelerde şu anda hiçbir problem yaşanmadı. Bu bölgedeki son derenin de ıslahı yapılacak" dedi.

İstanbul'da dün ne olmuştu?

Dün 18 Temmuz 2017 tarihinde sabah saat 08.30 sularında başlayan yoğun yağmur, İstanbul genelinde sel baskınlarına ve toplu ulaşım sistemlerinin kilitlenmesine yol açmıştı. Yapılan resmi açıklamalarda kentin doğu kesimlerinde metrekare başına 63, batı kesimlerinde ise 110 kilogramın üzerinde yağışın düştüğü kentte, çok sayıda metro istasyonunun içi bütünüyle su göletine dönüşmüş, Avrasya Tüneli ise kullanıma kapatılmıştı. Sosyal medyada "tsünami" ve "yüksek ölçekli depremlere" dayanıklı olarak inşa edildiği duyurulan ancak sel felaketi sonrasında ulaşıma kapatılan Avrasya Köprüsü'nün ise yoğun trafik nedeniyle tek taraflı olarak hizmet vermekte olduğu anlaşılmıştı.