Rezidanslar üzerine bir analiz

Gönye Proje Tasarım kurucuları Mimar Yelin Evcen ve İç Mimar Gönül Ardal, rezidansların Türk ev kültürü, kullanıcıların konfor arayışları ve yaşam alışkanlıkları üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Rezidanslar üzerine bir analiz

Çözüm ortağı oldukları inşaat ve gayrimenkul yatırım şirketleriyle birlikte Türkiye’nin en önemli rezidans, toplu konut ve ofis projelerinin iç mimari tasarımlarına imza atan Gönye Proje Tasarım ortakları Mimar Yelin Evcen ve İç Mimar Gönül Ardal, son 15 senedir Türkiye’deki konut endüstrisinin önemli bir parçası haline gelen rezidans projelerinin ev yaşamındaki kalite, standart ve beklentileri yükselttiğini, konut mimarisini üstünkörü yapılmış müteahhit apartmanlarından mimarlar ve iç mimarlar tarafından tasarlanmış, planlı yapılaşmaya doğru yükselttiğini dile getirdi.

Toplu konuttan reszidanslara
Eskiden ‘toplu konut’ olarak adlandırılan çok konutlu projelerin 2000’li yılların başından itibaren daha lüks olarak tasarlanması ve bu tür projelerde yaşamı kolaylaştıracak ve kalitesini artıracak çeşitli hizmetler verilmeye başlanmasıyla, bugün rezidans olarak adlandırılan lüks konut projelerinin ilk örneklerinin ortaya çıktığını ifade eden Mimar Yelin Evcen, rezidansların nitelikli ve yüksek standartlar sunan mekan anlayışı, depreme dayanıklılığı, güvenlik meselesine getirdiği çözümler, sunduğu sosyal alanlar, otopark olanakları ve uygun ödeme seçenekleriyle zaman içinde yoğun ilgi gördüğünü belirtti.

Rezidans Projelerinin Zaman İçindeki Evrimi...
Evcan: “Bundan 15 yıl önce yapılan rezidans projeleri şimdiki gibi otel mantığıyla işletilmiyordu. İç mekan tasarımları, optimum ihtiyaca yönelik, daha basit ve standarttı. Sosyal alanlarda havuz ve fitness olması yeterli görünüyordu. Zamanla artan rekabet koşulları, tüketicinin bilinçlenmesi, hedef kitlelerin ihtiyaç ve isteklerinin araştırılması sonucunda Teknolojinin de etkisiyle yapı malzemeleri çeşitliliğinin artması, akıllı ev sistemlerinin yaygınlaşması, bina yüksekliklerinin artması, ısıtma-soğutma sistemlerinin split klimadan kanallı sistemlere dönüşmesi gibi faktörler de rezidans projelerinin gelişiminde etkili rol oynadı." ifadelerini kullandı

“Rezidans Projelerinde Hedeflenen Kitle ile Konutları Alan Kitle Aynı Değil...”
Çoğu rezidans projesindeki hedef kitlenin sosyo-ekonomik seviyesi minimum “B+” olsa bile konut alıcılarının belirli bir sınıfta toplanamayacak kadar kozmopolit olduğuna dikkat çeken Gönül Ardal, rezidans hayatının az katlı, bahçeli-balkonlu mahalle evlerinden çok farklı bir yaşam tarzını beraberinde getirdiğini şu sözlerle ifade ediyor:

“Rezidans projeleri kullanıcılara sadece yeni bir ev değil yeni bir yaşam tarzı da sunuyor. Ev sahiplerinin taşındıktan sonra vadedilen edilen yaşam tarzına ne kadar uyum sağlandığı tartışılır. Hayatında spor yer almayan bir kişinin taşındığı sitede spor salonu olması çoğu zaman onun spor yapmaya başlamasını sağlamıyor.” şeklinde konuştu. 

Yeni nesil rezidans projeleri her ne kadar kent siluetinde ve yapısal çevrede önemli değişikliklere neden olsalar da zaman içerisinde konut ortamındaki eski yaşam alışkanlıklarını tam anlamıyla değiştirebildikleri söylenemez. Gönye Proje Tasarım ortakları kullanıcıların kemikleşmiş yaşam alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemediklerini ve bu alışkanlıkları rezidans ortamına adapte etmeye çalıştıklarını vurgulayarak ekliyor: 

“Küçük dairede yaşamak için pratik yaşam çözümlerine alışmak gerekiyor...”
Küçük metrekareler içerisinde doğru planlamayla konforlu mekanlar oluşturulabileceğini, ancak küçük dairede yaşamak için pratik yaşam çözümlerine alışmak gerektiğini dile getiren Yelin Evcen, fonksiyon değiştiren mobilyalar, açılıp kapanan masalar, yaşam ve uyku alanlarının duvarlarla değil hareketli mobilyalarla ayrılması gibi mekana özel çözümler üretilmesi gerektiğini de vurgulayarak: “Daire içinde efektif çözülemeyen fonksiyonlar sebebiyle kullanıcılar balkonlara taşabiliyorlar. Rezidans dairelerin balkonlarının sonradan kapatılarak ardiye ve çamaşırlığa dönüştürülmeleri rezidans hayatına uyumun aslında tam anlamıyla gerçekleşemediğinin ve ev sahiplerinin alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemediğinin en iyi göstergeleri...’’