Çok bilinmeyenli bir mega proje: Kanal İstanbul

Güzergah tartışmalarıyla yeniden gündeme gelen Kanal projesi, uzmanların ekolojik felaket uyarılarını yinelemesine neden oldu.Mega projenin inşaat firmalarının pazarlama stratejilerinde yer almaya devam etmesi ise Tüketici Koruma Kanununun devreye girip girmeyeceği sorununu gündeme taşıdı

Çok bilinmeyenli bir mega proje: Kanal İstanbul

Geçen haftanın en çok tartışılan konularından biri de Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım'ın Kanal İstanbul Projesi güzergahı ile ilgili yaptığı açıklamalar oldu.

Bakan Yıldırım'dan Kanal tartışmalarına iki düzeltme
Yıldırım'ın yaptığı açıklama iki önemli başlık içeriyordu: İlki; bilim insanları projenin kamuoyuna da yansıyan taslak güzergahı için olumlu görüş bildirmemişti. Bakan Yıldırım bu itirazı, "kolay iş değil, güzergah üzerinde jeolojik yapılar, doğal ve tarihi sit alanları; ekonomik değer taşıyan doku var..." şeklinde ifade etmişti. İkincisi ise, kamuoyuna yansıyan kimi güzergah yapılarına rağmen, aslında resmi bir güzergahın hiç belirlenmemiş olmasıydı. Bir diğer ifadeyle Bakan Yıldırım, "güzergah değişti" tartışmalarına da son verdi. Çünkü, Kanal İstanbul güzergahı zaten hiç belirlenmemişti.

 

Çok bilinmeyenli bir mega proje: Kanal İstanbul

 

İlk düzeltme: Kanal İstanbul ve jeolojik felaket sorusu
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın açıklamalarının gerek sivil toplum kuruluşları ve gerekse gayrimenkul sektörü açısından önemli bir karşılık buldu. Tartışmanın ilk boyutuna sivil toplum kuruluşları dahil oldu. Bu kuruluşların ana gündemi, jeolojik risk faktörüydü.

Projeyi başlı başına "yapay bir felaket" olarak tanımlayan TMMOB Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Başkanı Baran Bozoğlu, projenin devasa bir yapay ada oluşumu yaratacağını ve küçümsenemeyecek düzeyde bir toprak kaybının meydana geleceğini söyledi. Bozoğlu, kaybolan kara parçasının yer altı suları, deniz ekosisteminin yapısal değişiklikleri, şehri besleyen tatlı su kaynakları gibi çok önemli dinamikleri yakından etkilediğini vurguladı. 

 

Çok bilinmeyenli bir mega proje: Kanal İstanbul

 

Güzergah değişikliğinin gizli nedeni ve kamulaştırma bedelleri olasılığı
Baran Bozoğlu tarafından yapılan açıklamanın en dikkat çekici noktalarından biri ise Bakan Yıldırım'ın güzergah değişikliği açıklamasının ekonomik kaygılardan hareketle biçimlendiğini iddia etmesi oldu. Zira çevre sorunlarına karşı duyarsızlığı tescil edilmiş bir iktidarın doğabilecek eko-sistem felaketlerinden kaçınabilme olasılığının zayıflığı Bozoğlu'nu haklı olarak, kamuoyunda da karşılık bulan güzergaha komşu mahallerin kazandığı değerlemedeki kamulaştırma bedellerinin yüksekliğini yorumlamaya itmişti.

 

Çok bilinmeyenli bir mega proje: Kanal İstanbul

 

İnşaat şirketlerini vuran tutarsızlık
Güzergah değişikliğinin temel nedeni çevresel ya da ekonomik olsun, kesin olan kimi inşaat firmalarının bu işten zararlı çıkacağı idi. Çünkü "mega projelere yakınlık" sloganı son dönemde pazarlama stratejilerinin en önemli unsuru haline gelmişti. Bu sloganın en önemli öğesi ise Kanal İstanbul oldu. Çok sayıda firma, Bakan Yıldırım'ın açıklamalarına kadar, "Kanal İstanbul'a yakın" olacağı iddiasıyla tüketiciye ve yatırımcıya seslenmişti.

Hürriyet Gazetesi'nde yer alan Gülistan Alagöz imzalı habere göre, kimi inşaat şirketleri net uzaklık bile bildirmiş; hatta Emlak Konut Genel Müdürü Murat Kurum tarafından da "resmi güzergahı belli olmayan bir projenin" kullanılmaması konusunda uyarılarda bulunmuştu.

Çelik: Güzergah bilgisini yayan hatalıdır
Konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan KONUTDER Başkanı Ömer Faruk Çelik de, güzergah değişikliğinin inşaat firmalarına ve sektöre etkisinin zamanla belirleneceğini vurguladı. Çelik, tüketicinin "yanıltıcı" bilgi durumunda sözleşmeyi feshetme şansı bulunduğunu hatırlattı ve güzergah bilgisini yayanın sorumlu olduğunu söyledi.