Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, başta İstanbul olmak üzere kentlerin silüetindeki bozulmanın rahatsız edici olduğunu söyledi. Uygulamada ciddi hataların yapıldığını vurgulayan Bakan Özhaseki: "Bakırköy Sahili'ndeki görüntü bizi rahatsız etmiyor mu? Ya da Bursa Ulu Cami etrafındaki görüntü bizi rahatsız etmiyor mu? Ediyor. Uygulamada hatalar yapılmış. Ama bundan böyle yapılmayacak…" ifadelerini kullandı. Bakan Özhaseki, Bursa'da yaşanan silüet tartışmaları ve Toplu Konut İdaresi'nin rolüne ilişkin yorumunda da: "TOKİ Başkanı Ergün bey elinden geleni yapıyor. İyi niyetle mahalle kültürünü ve alçak kantlı kent konseptini oluşturmaya çalışıyor. Şayet gücüm olsaydı buraya bir çivi bile çaktırmazdım…" dedi.
Yüksek binaların yapımında hatamızı kabul ediyoruz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "İstanbul'a ihanet ettik, hala ediyoruz…" şeklinde açıklamalarına da değinen Bakan Mehmet Özhaseki, şikayet edilen ve özeleştiriye konu alan sorunun silüetle ilgili olduğunu ve bu tip binaların yapımının hatalı politikaların ürünü olduğunu söyledi. Özhaseki, dünyanın her yerinde bu tip binaların bulunduğunu ancak dünya kentlerinin plan ve yerleşim sorunlarını çözmüş, altyapısını gidermiş bölgeler olduğunu hatırlatarak: "Ama İstanbul'da dağınık gözüküyor. Diğer uluslararası kentler bu sorunu çözmüş gibi." ifadelerini kullandı.
Geçmiş dönemlere eleştiri: Çarpık yapılaşmayı biz yaratmadık
Anadolu Ajansı'nın Editör Masası'na konuk olan Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, çarpık kentleşme ve gecekondulaşma yoğunluğunun kendilerinden önceki dönemlerde başladığını ve önüne geçilemez bir boyuta ulaştığını da belitti. Dönemin yöneticilerini soğuk savaş döneminde Sovyet Bloku'nun etkisinde kalan ve gecekondulaşmayı desdekleyen kişiler olarak tanımlayan Özhaseki: " 1960 'larda gecekondu sayısı 79 idi. Nurettin sözen bırakırkan 640 bine yükseldi. Aynı dönemde 1.5 milyona yakın kaçak yapı vardı. İstanbul nüfusunun yarısı. Zamanında Özal, dışarıdan haritacılar getirmiş, raporlar hazırlamışlar. Bunlar köyden gelirken siz neredeydiniz? diye sormuşlardı…" ifadelerini kullandı.
Bugün çözmeye çalıştığımız sorunların kaynağı geçmiş dönemler
Bakan Özhaseki, köyden kente göç eden vatandaşın ilk hedefinin kendisi ve çocukları için bir başını sokacakları bir ev kurmak olduğunu, bu kaygının da anlaşılabilir olduğunu vurgulayarak: "Bunları anlıyoruz. Köyden gelen adamın ilk hedefi başını bir çatı altına sokacak. Eş dost toplanacaklar evlerini yapacaklar. Bu belli iken bizim yöneticiler niye seyretmiş bunları? Soğuk savaş döneminde oldu tüm bunlar. İki kutuplu dünyada, bizim yöneticilerimiz Sovyet Bloku'nun etkisinde kalmışlar. Gelenlere göz yummuşlar. Bizim arka bahçemiz olur. diye düşünmüşler. Vatandaşın gecekondusunu kaçak yapısına göz yumarsanız başınıza büyük bela açılır." şeklinde konuştu. Vatandaşların kendisine bir konut inşa etme refleksinin değil, onları başıboş bırakan ve düzensiz ve çaprık yapılaşmaya maruz kalan kenti savunmasız bırakan yöneticilerin sorumlu olduğuna da dikkat çeken Özhaseki: "Yöneticiler bunu planlamalıydı. Gecekondular bir tarafı temel mesele kaçak yapılardı. Bunlar 4 katlı, 5 katlı apartmanlar. Depremde ilk yıkılacak olanlar bunlar. Bütçemizin büyük kısmını ayırdığımız konutlar bunlar. Çoğu bizden önce 70'li, 80'li 90'lı yıllarda inşa edildi…" ifadelerini kullandı











