İskenderiye Kütüphanesi, Büyük İskender'in ölümünden sonra, kumandan Logus'un savaşları sevmeyen oğlu Ptolemaios tarafından kuruldu ve 300 yıl boyunca dünyanın en büyük arşivi olma özelliğini korudu. Krallığını ilan eden Ptolemaios, Mısır geleneklerine ve dinlerine sadık kalarak halkın sevgisini kazandı.
Dünyanın en değerli kitaplığına sahip İskenderiye Kütüphanesi, İskenderiye'nin merkezinde, saray yakınlarında kuruldu. Kütüphanede bütün ülkelerden hayvan ve bitki örneklerinin olduğu botanik bahçesi ve rasathane de bulunuyordu. İnsan vücudunu incelemek üzere bir de anatomi salonu yer alıyordu. Kütüphanede ayrıca fizik, kimya, tıp, fizyoloji, matematik, edebiyat ve felsefe gibi ayrı ayrı bölümler vardı.

Büyük bilimadamları da burada çalıştı
Matematik dehası Öklid, mekanik bilimci Arşimet, tıp bilimci Herofilos, gök bilimci Eratosthenes ve Batlamyus gibi isimler İskenderiye Kütüphanesi'nde çalıştılar. Kütüphane yaklaşık 150 bin cilt el yazması eser ve geniş bir çalışan kadrosuna sahipti. Eserler ise papirüslere yazılarak rulo şeklinde saklanırdı.

Her el yazması eserin kopyası hazırlanırdı
Yunan, Akdeniz, Ortadoğu, İran gibi medeniyetlere ait el yazması eserlerin Yunanca çeviri ve kopyaları burada hazırlanır, kütüphane aynı zamanda yayınevi görevi de görürdü. Mısır'a giren her eser önce kütüphaneye getirilir, kopyası alınır, daha sonra ise sahibine verilirdi. Yurtdışına gönderilen çalışanlar ise başka ülkelerden kitaplar getirir, böylece kaybolma riski olan bütün bilimsel kitaplar güvenli bir yerde toplanmış olurdu.

Bilimin kenti İskenderiye
Suyun kaldırma kuvvetini keşfeden Arşimet, İskenderiye'de bir mekanik okulu kurdu. Hidrometre, kaldıraç, tulumba gibi buluşlara imza atan Arşimet, bir rivayete göre gök cisimlerini resmetmek için gök küreler ve bir tür planetaryum inşa etti.
Tıp dünyasında hoca olarak ün kazanan Herofilos ise İskenderiye'de yaptığı kadavra, beyin ve sinir sistemi incelemeleri ile tıp bilimine ışık tuttu. Herofilos'tan sonra şüpheli isimlere otopsi yapılması gerektiğini söyleyen, solunum üzerine araştırmalar yapan bir diğer isim ise Erasistratos oldu.
''Düşünme hakkınızı saklı tutun, yanlış düşünmek bile hiç düşünmemekten iyidir.'' diyen tarihin bilinen ilk kadın matematikçisi Hypetia, Atina'da eğitimini tamamladıktan sonra İskenderiye'de kendisi gibi filozof olan babasının okulunun başına geçti. Platon'un öğretilerini benimseyen Hypetia, halka açık dersler verdi. Gök cisimlerinin sınıflandırılması ve hidrometrenin geliştirilmesine katkıda bulundu.

Dramatik son
İçindeki bilgiler, arşivler ile bilime ışık tutan İskenderiye Kütüphanesi, yakılarak yerle bir edilmiş. Kurtarılabilen sınırlı bilgiler ise bir şekilde kuşaktan kuşağa aktarılmış. Üç kez yakıldığı rivayet edilen kütüphanenin yakılışı ile ilgili her medeniyet suçu birbirinin üzerine atmış. Kimin yaktığı konusundaki tartışmalar ise günümüzde bile devam ediyor.
Farklı kitaplarda ilk büyük yıkımın, İskenderiye'yi kuşattığı zamanlarda Sezar tarafından gerçekleştirildiği anlatılır. Tabi bunun bilinçli olarak değil, yangın olduğu iddiası da bulunuyor. M.Ö. 47'de Sezar'ın Mısır'ı kuşatması ile kütüphane zarar görmüş, kurtarılan kaynaklar ise Hristiyan inancına geçildikten sonra Paganizm'i yayar nitelikte olduğu için yok edilmiş. Kanal eserlerin ise şehrin hamamlarında bir hafta boyunca yandığı söylenenler arasında.

Müslümanlar mı yaktı?
İddialardan bazılarına göre Halife Ömer'in İskenderiye için ''Bu kitaplardaki bilgiler Kur'an'a aykırı ise haramdır, Kur'an'da yazanlarla aynıysa gereksizdir'' dediği, yine onun emriyle de Mısır Fatihi Amr Bin As tarafından 639 yılında yakıldığı söylenir. Bu iddia da bazı batılı bilimadamları tarafından reddedilir.

Hristiyan tarihçilere göre sorumlu Selahaddin Eyyubi
Hristiyan tarihçilere göre ise kütüphanedeki tahribatının sorumlusu Selahaddin Eyyubi'dir. Kur'an'da bulunan bilgilerin başka bir kitapta bulunamayacağını savunan Eyyubi'nin, İskenderiye'de da pek çok konu hakkında geniş tefsirlerin yer aldığını görünce şaşırıp, kütüphaneyi yaktırdığı söylenir.

Kütüphane yakılmasaydı ne olurdu?
İskenderiye Kütühanesi yakılmamış olsaydı belki de ''Mars'ta yaşam projesi'' yüzlerce yıl önce hayata geçirilmiş olacaktı ya da gezegenler arasında uçuş gerçek olacaktı. Bilimin üst düzey adamlarının da olduğu İskenderiye Kütüphanesi'nde yer alan bilgiler, eserler yakılarak kaybolmamış olsaydı bugün pek çok şey hayal olmayacak. Belki de en ölümcül hastalıkların tedavisi dünyaya yayılacaktı.

Yeni kütüphane arşivine pek çok ülkeden koleksiyonlar hediye edildi
Yakılan kütüphanenin bulunduğu yere 2002 yılında bir İskenderiye Kütüphanesi daha yapıldı. Farklı mimarisi ile dikkat çeken yeni İskenderiye Kütüphanesi, 8 milyon kitabı alacak büyüklüktedir. Yeni kütüphanede ayrıca bir konferans salonu, üç müze, dört sanat galerisi, bir planetaryum ve bir elyazısı restorasyon laboratuvar bulunuyor. Dünyanın her yerinden koleksiyonlar hediye edilen kütüphaneye, İspanyollar, Mağribiler'in yönetimini açıklayan dökümanlar hediye etmişler, Fransızlar ise ayrıca Süveyş Kanalı'nın yapısına ilişkin dokümanı bağışlamışlardır.

Eskisi gibi olmayacak
Yeni İskenderiye Kütüphanesi, eski kütüphaneye benzer büyüklükte inşa edilse de bilimin ve bilginin dünyaya yayılmasında hizmet eden el yazmaları nedeniyle hiçbir zaman eski İskenderiye Kütüphanesi gibi olmayacak.











