Tüm insanlık tarihi boyunca efsanelere konu olan "gizemli şehirler" teması, modern bilimin çocukluk çağında çok sayıda seyyah ve maceraperestin yaşamını adadığı bir ilgi alanına dönüştü. Özellikle XVIII. yüzyıl sonrasında, Kutsal Kitap Arkeolojisi ismini taşıyan bir disiplin bile oluşmuştu. Kimileri bulundu; kimileri halen gizemini koruyor. İşte o şehirlerden bazıları:
1- Truva-(TROYA): Antik Yunan Kültürü'nün, en ünlü ozanı Homeros'un İlyada Destanı'na konu olmuştu Troya ilk olarak. Truva Savaşın tanıklığıyla Homeros'un öyküsünden esinlenen sayısız sanat yapıtına konu olan Troya'nın bir efsane mi, yoksa gerçek mi oldu, binlerce yıl boyunca tartışılıp durmuştu. Çok sayıda yanlış kazı alanı ve kırılan umutların ardından Troya'nın keşfi 1870'li yıllarda varlıklı bir amatör araştırmacı Heinrcih Schliemann tarafından yapıldı. Troya, bugünkü Çanakkale ili sınırları içinde Tevfikiye köyü yakınlarındaydı. Troya 1998 yılında Dünya Miras Listesi'ne alındı.

2- HERACLEİON: Yine Yunan mitolojisinde kendine geniş bir yer bulan Heracleion kentinin gerçek olup olmadığı 2000 yılındaki keşfine kadar tartışıldı. Bu tarihte bir Fransız su altı arkeoloğu tarafından keşfedilen kent, İskenderiye açıklarında, suşun 10 metre derinliğinde yatmaktaydı. Efsaneye göre Heracleion, yarı tanrı Hercules'in ziyaret ettiği bir kentti. Diğer taraftan Homeros'a göre Truvalı Helen ve Paris, Truva savaşının hemen öncesinde burada mahsur kalmıştı. Kazı çalışmaları sonrasında çıkarılan ve özellikle Mısır kültürüne ait çok sayıda tarihi bulgu halen Avrupa müzelerinde sergilenmeye devam ediyor.

3- Sodom ve Gomora: Sodom ve Gomora kentleri, Tevrat kitabının Yaratılış ismini taşıyan Bölümü'nde yer alıyordu. Anlatılara göre, Hz Lut'un Allah yolundaki çağrılarına karşın eşcinsellik suçunu işlemeye devam eden bir halka sahip olduğu için, Tanrı tarafından yanan kaya ve taş yağmuruna tutulmuş ve küller altında kalmıştı. Sodom ve Gomora'nın gerçek olup olmadığı halen bilinmiyor. Ancak kesin olan "Kitab-ı Mukaddes Arkeologlarının bu kenti ısrarla aramayı sürdürdüğü. Yürütülen çalışmalarla söz konusu kentlerin Lut Gölü'nün Güneydoğu kısmında el-Lisan Yarımadası'nda yer aldığı kanaati bir hayli güçlendi


4- Agartha: XIX. yüzyıl Avrupalı seyyahların kaos ve sınıf savaşıyla sarsılan Avrupa'dan kaçarak gerçekleştirdiği Doğu gezilerinin en gizemli merkezlerinden biriydi Agartha. İnanışa göre Hindistan'ın dağlık bölgelerinde; olasılıkla Himalayalarda saklıydı. Yalnızca bilgelere geçiş izni veren çok güçlü nöbetçiler tarafından korunuyordu. Hiyerarşik bir ülkeyi temsil ediyordu: En zirvede ise Dünyanın Kralı unvanını taşıyan ve iklim hareketlerini yönlendirme kudretine sahip bir kişi oturuyordu. Agartha günümüzde dahi çok sayıda söylencede kendine yer bulan "gizemli bir kent… Gerçek olup olmadığı bilinmiyor. Ancak başta Saint Yves d'alveydre gibi isimler olmak üzere, batılıların kentin ayrıntılı tasvirini sunması "gerçeklik olasılığını" yükseltiyor.

5- MU-Atlantis: Yunan filozofu Platon'un Timaios diyaloğunda Mısırlı rahiplerin Yunan Kültürünü "daha dünkü çocuk" olarak nitelediği bölümde adı geçti Atlantis'in. Mısırlılara göre medeniyetin dünyaya yayıldığı bir merkezdi Atlantis ve Avrupa ile Amerika arasındaki devasa okyanusta bulunuyordu. Ancak bir tufanla yok olmuştu, anlatılanlara göre. Mu kıtasının ya da Atlantis'in gerçek olup olmadığı halen tartışmalı… Ancak günümüzde dahi çok sayıda bilimsellik iddiasıyla ortaya çıkmış çalışmalar bu hayali kentleri referans almayı sürdürüyor.












