Mimarlık ve tasarımın konusu olarak "kentlerin geleceği" sorunu, tüm dünyada ilgi çekici örnekler verdi. Dünyanın ünlü mimar ve tasarımcılarından Gabriele Boretti aracılığıyla İstanbul da bu parantezde yerini aldı.

Boretti, Venedik Bienali kapsamında hazırladığı ürünlerle İstanbul'un bundan yaklaşık 50 yıl sonraki halini canlandırdı.

Kimilerinin "absürt" olarak gördüğü yapı gruplarının eşliğinde İstanbul'a eleştirel bir bakış sunan Boretti, sürekli gelişim, yapılaşma ve doğal dokunun yitirilişinin uç unsurlarına ulaşmayı hedefledi.

Boretti aracılığıyla açığa çıkan algı, İstanbul için "dönüşüm" bundan böyle açık biçimde "bozulma" anlamına geliyordu. Yalnızca eski'nin ve otantik dokunun bir daha geri dönmemek üzere gitmesi anlamında bir "bozulma"dan bahsetmiyoruz. Aynı zamanda çok daha köklü-insan eliyle yitirilmiş yaşam alanının ancak teknoloji yardımıyla sürdürülebilir, sıkışmışlık hissiyatı güçlü bir perspektif haline dönüşmesi anlamına geliyordu.

Boretti'nin gözünde İstanbul, doğa karşısında, yenilmiş, bozulmuş ve acınası gözüküyor…












