Türkiye'ye yabancı ülkelerden göç oranındaki yükseliş sürüyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Uluslararası Göç İstatistikleri verilerine göre 2017 yılında Türkiye'ye göç edenlerin oranı yüzde 22.4 oranında artış kaydederek toplamda 466 bin 33 kişiye ulaştı. Göç eden nüfusun yüzde 52.3'ünü erkekler, yüzde 47.7'sini ise kadınlar oluşturdu.
En fazla göç İstanbul'a
2017 yılında göç edenlerin kentlere göre dağılımında ise ilk sırada 166 bin 44 kişi ile İstanbul yer alırken, Ankara 46 bin 475 göçmen ile ikinci sırada konumlandı. Antalya'ya göç 21 bin 888 kişi ile sınırlı kalırken, Bursa'ya 13 bin 946, İzmir'e ise 10 bin 353 kişinin göç ettiği duyuruldu.
Türkiye'den en çok hangi ülke vatandaşları konut alıyor? Ayrıntılar için Yabancıya Konut Satışı konulu haberimizi inceleyebilirsiniz…
İlk sırada Iraklılar var
Türkiye'ye göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırada yüzde 26.6 ile Iraklılar yer alırken, Afganistanlılar yüzde 10.4, Suriyeliler ise yüzde 5.7'lik paya sahip oldu. Azerbaycanlılar yüzde 5.7 ile dördüncü sırada yer alırken, Türkmenistanlılar da yüzde 5.6'lik paya sahip oldu.
Türkiye'den yurt dışına göç verileri
Yine Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısını da açıklayan veriler, geçen yıl içindeki artışı yüzde 42.5 olarak gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu açıklamasında Türkiye'den göç eden kişi sayısının 2017 yılı genelinde bir önceki yıla kıyasla yüzde 42.5 artış göstererek 253 bin 640 TL düzeyine ulaştığına dikkat çekilerek, bu nüfusun yüzde 54'ünün erkek, yüzde 46'sının ise kadın olduğuna vurgu yapıldı.
En çok göçmeni hangi ülke besliyor
Özellikle Suriye'deki iç karışıklıkla birlikte Türkiye'nin de gündemine giren göçmen problemi, global bazda etkisini artırmaya devam ediyor. PRnet tarafından Finaccord ve InterNations verilerinden hareketle sürdürülen araştırma dünya çapında göçmen sayısının 66 milyonu aştığını gösterdi. Araştırma verilerine göre dünyada en fazla göçmen barındıran ülkeler sıralamasının zirvesinde ise Arap ülkeleri yer alıyor.
En fazla göçmen hangi ülkede?
Ülkeler bazında yapılan analizde ise göçmenlerin en yoğun biçimde yerleştiği ülkenin Suudi Arabistan olduğunu gösterdi. Suudi Arabistan'ı Birleşik Arap Emirlikleri takip ederken, özellikle Türklerin yoğun biçimde yer aldığı Almanya ise üçüncü sırada yer aldı. Araştırmalar 2021 yılında dünyadaki göçmen sayısının 87 milyon 500 bine ulaşabileceği uyarısında bulunuyor.
Çalışan göçmen sayısı 50 milyonun üzerinde
Araştırmanın çarpıcı sonuçları ise şöyle:
– Dünya genelinde çalışan göçmen sayısı 50 milyonu aşmış durumda. Bu sayının önümüzdeki 5 yıl içinde 60 milyona yükselmesi hedefleniyor.
– Toplam göçmen nüfusu içinde öğrencilerin oranı yüzde 8.5 düzeyinde.
– 2017 yılı bazında göçmen çalışanların yaşamak veya çalışmak için en iyi olarak tanımladığı ülkelerin başında Bahreyn geldi. Bahreyn böylece Kuveyt, Suudi Arabistan ve Katar'ın üstünde yer aldı.
Türkiye'deki mülteci kampları nerede? Ayrıntılar için Türkiye'deki mülteci kampları konulu haberimizi inceleyebilirsiniz
Avrupa'dan mülteci sorununa toplu konut itirazı
Türkiye müteahhitlik sektörünün uzmanlaştığı "toplu konut" konusu, bugünlerde mülteciler sorunu nedeniyle Avrupa'nın da gündemine geldi. Ancak yapılan açıklamalar sonrasında Avrupalıların, bu konuya, Türkiye'nin anlaması pek zor olan bir hassasiyetle baktığı anlaşıldı. Bizdeki gibi, hemen her koşulda toplu konut inşaatlarına övgüyle bakılan ve devlet tarafından desteklenen imar politikasına karşıt olarak Almanya, Suriyeli göçmenlerin bu yaşam alanlarında barındırılmasına karşı çıktı.
Gettolaşma ve paralel toplum uyarısı
Mülteciler sorununun, toplu konut ile çözümü seçeneğine İlk karşı çıkış, Hamburg Meclis Grubu'ndan gelmişti. Meclis Grubu'nun eğilimine destek veren Alman Birlik Partileri İçişleri Uzmanı Federal Milletvekili Wolfgang Bosbach da, mültecilerin "toplu konut"larda yaşaması eğiliminin sosyolojik açıdan sağlıklı olmadığını açıkladı. Bosbach'a göre, mülteciler için toplu konut inşa etmek, gettolaşmaya; bu da paralel toplum oluşmasına neden olacaktı.
Bize yabancı hassasiyetler
Wolfgang Bosbach'ın açıklamaları her toplu konut girişiminin benzer etkiyi yaratıp yaratmayacağı şeklindeki önemli bir soruyu da akıllara getirmiyor değil. Zira "toplu konuttan" geçilmeyen bir ülke olarak Türkiye'de bu kanıyı doğrulayacak sayısız örnekle karşılaşabiliyoruz. Sosyolojik bağlamda ise mega kentlere dek uzanmış bir "gettolaşma"nın etkileri çok açık biçimde okunuyor.

Karşı çıktığı "paralel toplum" ve toplumun bütünü ile entegre olamamış belli toplumsal gruplar sorunu, Avrupa'nın tarihsel ve kültürel değerlerinden de, güvenlik endişelerinden de kaynaklanmış olabilir. Ancak şurası kesin: "Toplu konutlar, mülteci olsun, o ülkenin kendi vatandaşları olsun, kendine has alternatif bir yaşam alanı oluşturur. Bu ise alt gelir grubu bireylerden oluşan geniş yığınların kümelendiği yaşam alanlarının doğması anlamına gelir.
Alman siyasetçi Bosbach, bu gerçeklerin farkındalığında mültecilerin topluma entegrasyonuna vurgu yaparak: "Toplu konut uygulaması doğru bir uygulama olmaz. Mültecileri izole eder ve entegrasyonu engeller. Mülteciler için en öneml konu, dil eğitimidir." ifadelerini kullandı.











