Pek çok binası şu anda terk edilmiş durumda olan Anoka State Hastanesi, kurulduğu günden bu yana farklı efsanelere de konu olmuş.
İlk olarak 1900 yılında faaliyete başlayan hastaneye başlangıçta yüz erkek hastanın alındığı kayıtlara geçmiş. İlerleyen yıllarda ise 115 kadının daha tedavi edildiği kayıtlar arasında yer alıyor. Bir süre sonra ise bin kişiyi aşkın bir kapasiteye sahip oluyor.

Hastanenin kullanılmaya başlandığı ilk yıllarda hasta sayısındaki artış, hastane için genişletilme kararı alınmasına neden olmuş. 99 yıl boyunca aktif olan akıl hastanesinin hizmet vermeye başladığı ilk yıllarda sadece tedavisi mümkün olmayan akıl hastalarını kabul etmeye başladığı biliniyor.
Anoka State Hastanesi hizmet vermeye başladığı ilk yıllarda Ortaçağ döneminden kalan tedavi yöntemleri kullanılmış. Tedavi olarak adlandırılan yöntemler, modern çağda işkence olarak adlandırılıyor. Kemer, kayış, bilek manşeti ve kısıtlayıcı gömleklerin kullanıldığı hastanede hastalar yıllar boyunca kötü şartlarda tedavi edilmiş.

1949 yılında Cadılar Bayramı'nda hastanede bir şenlik ateşi yakılıyor. Dönemin valisi Luther Youndahl'ın emriyle hastanede kullanılan 359 kısıtlayıcı ceket, 196 manşet, 91 kayış ve hastalar için kullanılan tüm materyaller bu ateşte yakılarak yok edilmiş. Bu tarihten sonra da hastalar için daha insalcıl yöntemlerin kullanılmasına karar verilmiş.
Bu karar, tedavi gören yüzlerce kişinin kötü şartlarda tutulduğuna daire yayımlanan makalelerden sonra alınmış. Hastanedeki ilaç kullanımı ve diğer yöntemlerin iyileştirilmesinden sonra başlayan reform dönemi iyi sonuçlar vermeye başlasa da, hastane çevresindeki yaşam alanlarını tehdit eden bazı olaylardan sonra tesisin 1999 yılında kapanmasına karar veriliyor.

Hastane hakkında anlatılan pek çok şehir efsanesi, çevrede yaşayanların korkmasına neden oluyor. Özellikle hastaların binalar arasında taşınmasına imkan sağlamak için inşa edilen yeraltı tünelleri hakkında anlatılanlar oldukça ürkütücü. Bu tünellerin aslında yeraltı mezarı olduğu, oradan sesler yükseldiği ve açıklanamayan pek çok olayın bu tünellerde gerçekleştiği anlatılırken tünelden kaçmaya çalışan ve kaybolan hastaların intihar ettikleri de anlatılıyor.
Binalar hakkındaki söylentiler artarken bölge halkına da tedirginlik yaşatıyor. Hastane şartlarının elverişli olmaması ve bölge halkının baskısıyla pek çok bina kapatılıyor. Binaların çoğu ise şu anda kullanılmıyor. Sadece hastane hikayesini merak edenler için ziyaretçilere gezi imkanı sunuluyor.











