3. Köprüde hesap hatası var mı?

Vatan Gazetesi Ekonomi Müdürü Ercan İnan “Üçüncü Köprü’de çılgınlık da hesap hatası da görünmüyor” diye yazdı

3. Köprüde hesap hatası var mı?

4 Haziran 2012

İstanbul Boğazı'na inşa edilecek 3. köprünün yapımını da içeren "Kuzey Marmara Otoyolu Projesi'nin Odayeri-Paşaköy (3. Boğaz Köprüsü Dahil) Kesimi"nin yapım ve işletme ihalesini 29 Mayıs 2012’de İçtaş- Astaldi Ortaklığı kazandığını Ulaştırma Haberleşme ve Denizcilik Bakanı Binali Yıldırım açıklamıştı. İçtaş-Astaldi ortaklığı’nın 10 yıl 2 ay 20 günlük yapım ve işletme süresi teklifiyle kazandığı ihalenin ardından, süre üzerine tartışma başlamış, kimilerince İçtaş-Astaldi’nin teklifi çılgınlık olarak ya da hesap hatası olarak değerlendirmişti.

Vatan Gazetesi Ekonomi Müdürü Ercan İnan, 4 Haziran tarihli köşesinde bu konuyu ela aldı. Ercan İnan’a göre üçüncü Köprü’de çılgınlık da hesap hatası da yok.

Ercan İnan’ın yazısı şöyle

Üçüncü Köprü’de çılgınlık da hesap hatası da görünmüyor

Ercan İNAN / VATAN

İçtaş-Astaldi konsorsiyumunun Üçüncü Köprü İhalesi’ni en yakın rakiplerinden 4 yıl 6 ay 29 gün daha kısa bir süre vererek 10 yıl 2 ay ve 20 günlük yapım+işletme taahhüdü ile kazanması “Acaba bir hesap hatası mı var?” sorusunun sorulmasına neden oldu. Bence hesap hatası yok. Hata sözleşmenin maalesef biz gazeteciler tarafından dikkatli okunmamasında. Kazancı sadece köprüden geçecek araçla yaparsanız tabii ki hesap tutmuyor. 113 kilometrelik bağlantı yollarından elde edilecek gelir unutulmuş görünüyor.

Üçüncü köprü ihalesini 10 yıl 2 ay 20 günlük yapım ve işletme taahhüdü ile IC İçtaş-Astaldi konsorsiyumu kazandı. Bu sürenin, en yakın rakibi Cengiz-Kolin-Limak-Makyol-Kalyon ortaklığının verdiği süreden tam tamına 4 yıl 6 ay ve 29 gün daha kısa olması şaşırtıcı bulundu. Köprünün yapımının en az 3 yıl süreceği tahmin ediliyor. Yani ihaleyi kazanan konsorsiyumun köprüyü ve bağlantı yollarını işletip para kazanması için önünde en fazla 7 yılı olacak. Sonra köprüyü ve otoyolu devlete teslim etmek zorunda.

Yeni yapılacak köprü, hem Boğaziçi hem de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne göre çok daha kuzeyde. Hatta neredeyse Boğaz’ın Karadeniz’e kavuştuğu noktada. ‘Oradan kim geçecek’ diye soruldu önce soru. Neyse ki devletin 135 bin araçlık garantisi var. Yani köprüden tek bir araç bile geçmese, devlet köprüyü yapanlara ‘Allah sizden razı olsun’ manasında 135 bin araç geçmiş gibi her araç başına 3 dolar ödeyecek. Basit bir hesap yapılıyor... 135 bin araç çarpı 3 dolar çarpı 365 gün.

Ne yaptı? Yıllık 147 milyon 825 bin Amerikan Doları...

İhaleyi kazanan firma 4.4 milyar liralık yani bugünkü kurlarla 2.4 milyar dolarlık yatırım projeksiyonu çıkarmış vaziyette. İlk 3 yılda köprüyü ve 113 kilometrelik bağlantı yollarını yapmak için yapacağı yatırımın tutarını bu kadar öngörmüş. 

7 yıl boyunca her yıl 147 milyon 825 bin dolar kazanırsa, 7 yıl sonunda elde edeceği para 1 milyar 34 milyon doları geçmeyecek. 2.4 milyar dolar yatıracak, 1.03 milyar dolar kazanacak... Olaya böyle bakar, hesabı böyle yaparsak hakikaten çıldırmış olduklarını düşünebiliriz. Ancak unutulan çok önemli bir ayrıntı daha var. Devlet 135 bin araçlık garantiyi sadece köprüden geçiş için vermiyor ki... 113 kilometrelik bağlantı yolu için de 135 bin araçlık garanti veriyor. Üstelik köprü için araç başına 3 dolar garanti eden devlet, bağlantı yolları için ise 8 doları garanti etmiş vaziyette.

Bu ayrıntıyı unutunca tabii ki fizibilite tutmaz. O zaman hadi hesabı bir daha ama düzgün bir şekilde yapalım:

7 yılda 800 milyon dolar
Köprü için devletin verdiği 135 bin araçlık taahhüdün yıllık toplamı neydi?

147.8 milyon dolar.

113 kilometrelik bağlantı yolları için de 135 bin çarpı 8 çarpı 365 yapmamız gerekiyor. Öyle yapınca yollardan elde edilecek gelir de yıllık 394 milyon 200 bin doları buluyor.

Yani bu yollardan ve köprüden tek bir Allah’ın kulu bile geçmese devlet İçtaş-Astaldi konsorsiyumuna her yıl 542 milyon dolar ödeyecek... Bu parayı yine sözleşme gereği her yılın Şubat hadi bilemediniz Mart ayında takdim edecek.

Köprüden ve otoyoldan 35 bin araç mı geçti sadece... Kalan 100 bin aracın farkını ödeyecek. Neyse kafa karıştırmayalım.

7 yılda devletin ödeyeceği para ne kadar oldu? 542 milyon dolar çarpı 7 eşittir 3.8 milyar dolar...

Konsorsiyum projeyi ne kadara maledecekti? 4.4 milyar TL ya da bir başka deyişle 2.4 milyar dolar.

Arada ne kadar fark var? Konsorsiyum lehine 1.4 milyar dolar... 7 yılda 1.4 milyar dolar kazanç... Allah bereket versin.

İbrahim Çeçen yatırıma özkaynakla başlayacağız dedi ama tabii ki bankaların kapısını çalacaklar. 3 yıllık yatırımın elbette bir finansman maliyeti olacak. 2.4 milyar dolarlık maliyetin finansman gideri ile birlikte 3 milyar doları bulacağını belki biraz üzerine çıktığını varsayalım.

Varsayalım diyorum çünkü finansman gideri analizi yapmak çok zor. İnşaatın ne kadarını özkaynakla yapacaklar, bankalardan finansmanı hangi vadede hangi faizle sağlayacaklar bilmiyoruz. Kaba bir hesapla 3 milyar dolar bile desek yine temiz 800 milyon dolar kalıyor...

7 yılda 800 milyon dolar kazanç... Yine Allah bereket versin. 

Kimse ürkmesin, otoyoldan 8 dolar ücret alınamaz 
Maliyet analizi yaparken benim de aklıma takılan soru şu oldu. Hadi köprüden geçiş için 3 dolar verilir de, 113 kilometrelik yol için 8 dolar ödeyecek araç sahibi bulunur mu?

Atlamamamız gereken nokta bu ederi devlet garanti ediyor. Yani konsorsiyum muhtemelen bu rakamın çok altında bir geçiş ücreti belirleyecek. Bu bedeli, arz talep ve yıllar içinde İstanbul trafiğinde ortaya çıkacak muhtemel yoğunluk belirleyecek. Yoksa bugün Bolu-Ankara arasında bile otoyol ücreti 5 TL iken kimse 15 liralık ücreti de 113 kilometrelik otoyol için ödemez.

Bir de şöyle bir ayrıntı dikkatimi çekti. Cengiz-Kolin-Limak-Makyol-Kalyon ortaklığı 14 küsur yıllık süre verirken, yatırım maliyetini ise 3.8 milyar TL olarak belirlemiş. Yani aslında İçtaş-Astaldi ortaklığının belirlediği 4.4 milyar TL’lik yatırım bedelinden daha düşük...

Buna rağmen yatırım maliyetini çıkarabilmek için 14 yıl 9 ay 19 güne ihtiyacı olduğunu beyan etmiş. Henüz ihale onaylanmadığı için ihaleyi kazanan konsorsiyumun ortakları açıklama yapmak istemiyor. Bakan onayı için gerekli 30 günlük süreyi bekliyorlar. Ancak benim duyduğum, “Fazlasında gözümüz yok. Hakkımız olan parayı alalım. Sonrasında devlet kazanmaya devam etsin” diyorlarmış...