30 milyon metrekare kiremit ürettik

Türkiye'de 2011 yılında ortalama 140 milyon metrekare duvar tuğlası, 30 milyon metrekare çatı kiremidi üretimi gerçekleşti

30 milyon metrekare kiremit ürettik

25 Temmuz 2012

Tuğla ve Kiremit Sanayicileri Derneği yetkililerinden Çetin Çelik, ntvmsnbc.com için Seçil Başkaya’ya tuğla ve kiremit sektörünü değerlendirdi. Çelik, "Sektör 2011 yılında ortalama 140 milyon metrekare duvar tuğlası, 30 milyon metrekare de çatı kiremidi üretimi gerçekleştirmiştir. Sektörün 2012 yılını daha olumlu geçirmesi beklenmektedir" açıklamasında bulundu.

Tuğla – kiremit ve sektör hakkında genel bir değerlendirme yapar mısınız?
"Tuğla ve kiremit sanayi, inşaat sektörünü destekleyen ana alt sektörlerin önde gelenlerindendir. Kilin şekillendirilmesi, kurutulması ve pişirilmesi ile elde edilen tuğla – kiremit, çevreci ve ekonomiktir. Kanserojen madde içermez, bulunduğu ortama radyasyon yaymaz, tamamen doğal ve insan doğasına uyumludur. Ayrıca ısı depolama özelliği vardır.  A1 sınıfı yanmazlık özelliği ile ısı ve ses yalıtımına sahiptir, geçmişten günümüze inşaatlarda yaygın olarak kullanılan kendini kanıtlamış yapı malzemeleridir."

2011’de sektör ne kadar büyüdü? Satış rakamı ne oldu? 2012 beklentisi nedir?
"Duvar ve çatı malzemesi üretiminde öncü olan tuğla ve kiremit sektörü, 2011 yılını az da olsa olumlu geçirmiştir. Sektör 2011 yılında ortalama 140 milyon metrekare duvar tuğlası, 30 milyon metrekare de çatı kiremidi üretimi gerçekleştirmiştir. Sektörün 2012 yılını daha olumlu geçirmesi beklenmektedir."

TUKDER neler yapıyor?
"Milattan önce altı bin yıllarına kadar uzanan bir geçmişe sahip olan tuğla, yeryüzünde kullanılan ilk ve en eski yapı malzemesidir. Avrupa'da 1800’lü yıllarda helezonlu şekillendirme preslerinin gelişimi ile delikli ve daha hafif tuğla üretimi gündeme gelmiş, Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından sonra yabancı girişimciler sayesinde Marmara ve Ege bölgelerinde tuğla ve kiremit üretim tesisleri yapılmaya başlanmıştır. Günümüzde tuğla-kiremit sektörü TUKDER Tuğla ve Kiremit Sanayicileri Derneği ile yoluna devam etmektedir.
TUKDER, 1997 yılında kurulmuş bir sivil toplum kuruluşudur. Son yıllarda bu faaliyetlerini daha da arttırmıştır. Üniversiteler, meslek odaları ve diğer platformlarda yaptığı bilgilendirme çalışmalarına hız veren TUKDER, duvar ve çatı ustalarına yönelik kurslar açmış, bu eğitimlere katılanlara Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onaylı sertifikalar vermiştir. Kamu kurum ve kuruluşları ile ortak çalışmalara imza atmış, ilgili mevzuat ve standartlar konusunda görüşler vermiş, gerekli durumlarda müdahil olmuştur. Ayrıca 'Duvarcı ve Çatı Uygulayıcısı Ulusal Meslek Standardı' hazırlık çalışmalarında da etkin bir rol üstlenmiştir. Yine TUKDER tarafından 2010 yılında kurulan Yapı Ar-Ge, mevcut malzemelerin yanı sıra, özellikle yeni nesil duvar malzemelerinin deneylerini yapabilecek kapasitede, kendini yapılandırmıştır."

Tuğla ve kiremit, günümüzde inşaatlarda ne sıklıkla kullanılıyor?
"Uzun ömürlü ve dayanıklı olan, nem ve rutubet gibi dış etkenlerden etkilenmeyen, içerisinde hiçbir kimyasal katkı bulunmayan tuğla ve kiremit, insan doğasına ve sağlığına en uygun yapı malzemelerinin başında gelmektedir. Bu özelliklerinden dolayı ülkemizde ve hatta dünyada yaygın olarak kullanılan yapı malzemeleri arasında en önde yer almaktadır."

Yapıların depreme karşı dayanıklılığı ve zamana bağlı yıpranma açılarından, tuğla duvarla boya arasında bir ilişki kurulabilir mi?
"Deprem bölgesindeki ülkemizde 'boyasız evler tehlike altında' şeklinde ifadeler kullanılıyor. Bu yanlıştır. Sıvalı veya sıvasız tuğla duvarların yüzeyine yapılan boya, asla binayı depreme karşı korumaz.
Çünkü tuğla duvarlar günümüzde taşıyıcı değil, yapılarda çoğunlukla dolgu olarak, yani bağımsız hacimler oluşturmak için kullanılırlar. Deprem durumunda binayı tuğla duvarlar değil, betonarme elemanlar korumakla yükümlüdürler. Deprem durumunda, tuğla duvarların betonarme elemanlara olumlu katkısının da olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu yüzden tuğla duvarları boya ile ilişkilendirerek, deprem durumunda risk teşkil edebileceği ve yapıyı depreme karşı zayıflatabileceği gibi bir anlam yüklemesi ile yorum yapmak, tamamen tekniğe ve mantığa aykırıdır.
Yüksek sıcaklıkta pişirilerek elde edilen tuğlanın, yüzeyinde boya olmamasından dolayı yağmur suları ile zamanla erimesi kesinlikle söz konusu olmadığı gibi, binlerce yıldır mermerlerin yanında duran tuğlalar, mermerler kadar aşınmaya maruz kalmamış, Romalıların hamam altlarındaki buhar kanallarındaki tuğla sütunlar, nerede ise bugün yapılmışçasına, tüm iklim şartlarına, ekstra buhar sıcaklığına, en önemlisi ise zamana karşı dimdik ayakta durduğu aşikardır.
Tuğla ve kiremit, kendini zamana karşı ispatlayan ilk ve tek yapı malzemeleridir. Bugün duvarlarda ve çatılarda kullanılan alternatif malzemelerin ilk üretim tarihleri ile binalarda ne zamandan beri boya kullanıldığına bakmak bile konuya yeterince açıklık sağlayacaktır."