5. İzmir İktisat Kongresi toplandı

MÜSİAD Genel Başkanı Nail OLPAK, "Yeniden Yapılanma Sürecinde Türkiye Ekonomisi" temasıyla düzenlenen 5. İzmir İktisat Kongresi'nde konuştu

5. İzmir İktisat Kongresi toplandı

31 Ekim 2013 / emlakewbtv
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Nail OLPAK, "Yeniden Yapılanma Sürecinde Türkiye Ekonomisi" temasıyla düzenlenen 5. İzmir İktisat Kongresi'nin ikinci gününde oturum başkanlığını Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın yaptığı "Yüksek ve İstikrarlı Büyüme Perspektifinde Türkiye Ekonomisi" konulu panelde bir konuşma yaptı.

Olpak: “Yeni bir kalkınma paradigması ortaya koymalıyız”
Genel Başkan OLPAK, Türkiye ekonomisinin önündeki fırsatlar ve tehditleri “Orta Gelir Tuzağı” ve “Büyümenin Finansmanı” kapsamında değerlendirerek yaptığı konuşmada, “İş adamları olarak, yatırım yapmak için, huzur, güven ve istikrar, temel beklentimizdir.” dedi. OLPAK, “Ülkemizin gururu çok büyük projeleri, makul boyutlara bölerek, bu projelerde, orta ölçekli firmaların da yer almasını sağlamak, hem projelerin riskini azaltacak, hem finansmanını kolaylaştıracak, hem de daha fazla oyuncuyu piyasaya dahil ederek, onları da küresel ve uluslararası lige taşıyacaktır.” görüşünü belirtti.

Olpak: “Bu Kongreler, Önemli Dönüm Noktalarında Gerçekleşmiştir”
“Savaş yorgunu bir ülkeye, askeri ve siyasi kazanımların yanında, iktisadi yön vermeyi amaçlayan, 1923 kongresi. İktisadi politikalarımızda köklü değişikliklerin yaşandığı bir ortamda, 1981 kongresi. Soğuk savaş döneminin bitmesiyle, küreselleşmenin, tüm dünyada, kültürel, siyasi ve sosyal alanlarda, keskin etkisinin yaşandığı bir dönemde, 1992 kongresi. Mali, Sosyal ve Ekonomik maliyetleri ağır bir krizden sonra, 2004 kongresi. Özetle, ister sebebe veya sonuca, ister, süreç içerisinde gelişen zamanlamaya bağlı olsun, bu kongreler, ülkemiz tarihinde önemli dönüm noktalarında gerçekleşmiştir. Bugünkü Kongre’nin de, yine kritik bir dönemde düzenlendiğini ve ülkemiz için, önemli bir kırılma noktasına işaret ettiğini düşünüyorum.”

Olpak: “Finansal Sistem Yeniden Değerlendirilmeli”
“Finansal sistem”, insanın ve toplumun daha müreffeh bir seviyeye ulaşması için ancak bir araç olması gerekirken, bugün tamamen farklı bir fonksiyon üstlenmiştir. Günümüzde, neredeyse bir amaç haline getirilen finansal sistemin, doğru bir bakış açısıyla, yeniden değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Bugün, kaliteli finansmana hızlı erişimin nasıl olması gerektiğinden çok, faizlerin kaç baz puan artmasına, niçin ihtiyaç olduğu tartışılıyor. Tıpkı, insanların neden öldürüldüğünün değil, öldürülüş biçimlerinin tartışıldığı, günümüz medeniyet anlayışında olduğu gibi. Bu çerçevede, bu yılki “Güven Ekonomisinde Büyümenin Finansmanı” başlıklı ekonomi raporumuzda da, büyümeyi finanse etmek için, kaliteli finansmana etkin erişimi değerlendirdik. Tasarruf oranlarının düşüklüğü sebebiyle, ülkemizde, borca dayalı büyüme kaçınılmazdır. Mevcut sistemde, bankalarımız, birer ticari işletme olmalarına rağmen, neredeyse hiç risk taşımıyorlar. Elbette, Bankacılık zarar etmesin. Ancak, neredeyse sadece teminata dayalı bir yapı içerisinde, topladığı mevduatın üzerine masraf ve karını koyarak, adeta posta memurluğu yapmak şeklinde çalışan mevcut bankacılık sistemi, büyümeye fren etkisi yapmaktadır. Çözüm için; özel sektör olarak, bilanço yapılarındaki şeffaflık dahil, gerekenler yerine getirilmelidir. Bankacılığın ihtiyaç duyduğu yasal düzenlemeler varsa, bunlar, meclis ve hükumete, reel sektörle birlikte gidilerek, talep edilmelidir. Bankacılık sistemini, mevcut sisteme göre daha fazla risk taşıyan modele yönlendirmek için, yeni sistemin ve proje finansmanının, pozitif bir ayrımcılıkla teşvik edilmesi düşünülmelidir. Devlet bankalarının, kar optimizasyonuna giderek, piyasa yapıcı rol alması sağlanmalıdır. Sonuç olarak, gelir-gider dengesi ve nakit akışı doğru biçimlendirilmiş, bilançosunu ortaya şeffafça koyan projelerin, makul teminatlar alınarak, kaliteli ve hızlı finansman bulabilmeleri, bundan sonra, ülkemizin önündeki önemli gündem maddesi olmalıdır.

Olpak: “Büyük Projeler Makul Boyutlara Bölünmeli”
“Ülkemizin gururu çok büyük projeleri, makul boyutlara bölerek, bu projelerde, orta ölçekli firmaların da yer almasını sağlamak, hem projelerin riskini azaltacak, hem finansmanını kolaylaştıracak, hem de daha fazla oyuncuyu piyasaya dahil ederek, onları da küresel ve uluslararası lige taşıyacaktır. Kaliteli finansmana doğru erişimin sağlanması, bir yönüyle kronik sorunumuz, cari açık meselesine de bir çözüm modelidir. 2012 yılında, ihracatın % 62,6’sı, ithalatın ise, % 38,5’ini KOBİ'ler gerçekleştirmiştir. Biraz da ironik biçimde, KOBİ’ler, büyük işletmelerin ithalatını finanse etmiş, diyebiliriz. Benzer durum, İSO 2012 verilerinde de geçerlidir. İSO ilk 500’ün ihracatı, yalnızca % 0,6 artmışken, ikinci 500 ihracatını % 4,6 arttırmıştır. Bu da, KOBİ'lerin neler yapabildiğinin bir göstergesidir.

Olpak: “Türkiye büyük bir fırsat yakalamıştır”
“Türkiye bugün, siyasi olarak olduğu gibi, ekonomik olarak da, tarihi bir fırsatın eşiğindedir. Sanayi toplumunun aşıldığı, bilgi toplumuna ve ekonomisine geçildiği şu tarihi eşikte, dünyanın, doğusu ve güneyi, yani gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş dünyayı yakalama fırsatını ele geçirmişlerdir. Teknoloji, artık kasalarda saklanamamaktadır. Bilgi hızla yayılmakta ve yayıldığı oranda da kıymetlenmektedir. “Az olan her şey kıymetlidir” ekonomik çevriminden, “yaygın ve kullanılabilir olan, paylaşılan kıymetlidir” ekonomik çevrimine geçiyoruz. Bu çevrimin de en değerli unsuru, bilgi ve teknolojidir. Bugün, gelişmiş dünyada başlayan kriz, gelişmekte olan dünyanın büyümesi ile aşılma noktasındadır. İşte tam da bu aşamada, bu coğrafya, ekonomik olarak yeni bir zenginleşme fırsatının üzerindedir. Bu topraklarda, bilgiyi, teknolojiyi, enerjiyi birleştirecek ve bütün bu coğrafyayı, Türkiye’den başlayarak kalkındıracak yeni bir kalkınma paradigmasını ortaya koymalıyız. Sözlerimin sonunda, ekonomik ya da siyasal güç merkezleri, batıdan doğuya da kaysa, doğudan batıya da yönelse, kuzey güney koridorlarında da yol alsa, Türkiye’nin, sadece barışın, adaletin, hak ve özgürlüklerin terazisinin tam ortasındaki denge merkezi rolünü asla unutmaması gerektiğini ifade etmek isterim.”