Biz değil, başkaları risk altında

Türkiye'de her 2 kişiden 1’i doğal afete, her 5 kişiden 2’si depreme maruz kaldığını dile getirirken, kendini risk altında görenlerin oranı sadece yüzde 20

Biz değil, başkaları risk altında

5 Nisan 2013 / emlakwebtv
Aksigorta tarafından, araştırma şirketi Nielsen’e yaptırılan Türkiye’nin bugüne kadar afet bilinci konusunda gerçekleştirilmiş en geniş kapsamlı araştırması olan “Afet Bilinci Araştırması”, Türk toplumunun afetler konusundaki bilinç ve yaklaşım tarzı ile ilgili ilginç ve çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Türkiye’yi temsil eden 14 ilde 16-64 yaş grubuna dahil 1.212 kişi ile yapılan araştırma, toplumun başta deprem olmak üzere afetler konusunda farkındalığının olduğunu, ancak kendini risk altında görmediğini ortaya çıkardı.

“Yaşadığım bölge risk altında değil”
Aksigorta’nın “Afet Bilinci Araştırması”na göre, Türkiye’de her iki kişiden biri afete, her 5 kişiden 2’si depreme maruz kaldığını dile getirirken, toplumun yüzde 80’i oturduğu bölgeyi afet riski altında görmüyor. Topraklarının yüzde 96'sı farklı oranlarda deprem tehlikesi altında olan ve yüzde 66’sı aktif fay hatları ile kaplı Türkiye’de, araştırmaya katılan 1.212 kişinin sadece yüzde 14’ü fay hattı üzerinde olduğunu düşündüğünü belirtti. Yüzde 4’lük oran ise, sel ve diğer afetler açısından risk altında olduğunu dile getirdi. Sonuçlar bölgeler bazında değerlendirildiğinde; Türkiye’nin yakın tarihinde çok önemli kayıplar verdiği depremlerin gerçekleştiği Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayanların yüzde 92’si oturduğu bölgenin deprem riski altında olmadığını dile getirirdi. Bu oran, İç Anadolu’da yüzde 90, Akdeniz Bölgesi’nde yüzde 80, Karadeniz’de yüzde 79, Marmara’da yüzde 73, Ege Bölgesi’nde ise yüzde 69 olarak gerçekleşti. Türkiye’de her 10 kişiden 1’i kendini afet riski altında görmesine ve afet durumunda can ve mal kaybına uğrayacağını düşünmesine rağmen harekete geçmiyor.

Afet denince akla deprem geliyor
Araştırmaya göre, Türkiye’de afet denince hemen herkesin (Yüzde 85) aklına ilk olarak deprem geliyor. Türkiye’de her 5 kişiden 2’si sel, dolu, fırtına, toprak kayması, kuraklık, çığ ve volkanın yıkıcı etkileri olduğunu düşünmüyor. Araştırmaya katılanların yüzde 85’i afet denince aklına ilk önce “deprem”in geldiğini belirtirken, yüzde 8’i sel/su taşkınları, yüzde 2’si yangınlar, yüzde 2’si toprak kayması ve kaya düşmesi, yüzde 1’i şiddetli soğuk ve donma, yüzde 1’i çığ, diğer yüzde 1’i ise afetin, kuraklığı çağrıştırdığını ifade etti.

Araştırmaya göre, her iki kişiden biri (yüzde 51) doğal afete maruz kaldığını söylüyor. Bu oran, Akdeniz Bölgesi için yüzde 70 iken, Marmara Bölgesi için yüzde 66, İç Anadolu Bölgesi için yüzde 47, Karadeniz Bölgesi için yüzde 41, Doğu Anadolu Bölgesi için yüzde 37. Ege Bölgesi, yüzde 20 oranla doğal afete en az maruz kaldığını dile getiren bölge olarak dikkat çekiyor.

Araştırma sonuçlarına göre, depreme maruz kaldığını düşünenlerin oranı yüzde 44.  Sonuçlar bölge bazlı olarak incelendiğinde ise Marmara Bölgesi’nde yüzde 63, Akdeniz Bölgesi’nde yüzde 60, İç Anadolu Bölgesi’nde yüzde 45 oranlarına ulaşılıyor. İç Anadolu Bölgesi’ni yüzde 32’lik oran ile Doğu Anadolu, yüzde 17’lik oran ile Karadeniz Bölgesi izlerken, geçtiğimiz Ocak ayında Bozcaada açıklarında meydana gelen ve artçı sarsıntıları günlerce süren 6.2 büyüklüğündeki depremden en çok etkilenen Ege Bölgesi’nde ise bu oran sadece yüzde 14. Hem doğal afete maruz kalanların, hem de depreme maruz kalanların üçte ikisi ise zarar gördüğünü ifade etti.

Türkiye’nin en çok zarar gördüğü afetlerden sel, pek bilinmiyor
Doğal afetler içinde Türkiye’nin en çok zarar gördüğü bir başka afet olan sellerin çok da bilinmediğinin ortaya çıktığı “Afet Bilinci Araştırması”na göre, Marmara Bölgesi’nde yaşayanların yüzde 7’si, Doğu Anadolu, Ege ve Akdeniz Bölgesi’nde yaşayanların yüzde 5’i, İç Anadolu Bölgesi’nde yaşayanların yüzde 4’ü sele maruz kaldığını dile getirdi. Sele en yüksek oranda maruz kaldığını ifade eden bölge ise yüzde 26 oran ile Karadeniz Bölgesi.

Beş kişiden ikisi afet mağduru
Araştırmaya göre, toplumun yüzde 33’ü afetlerden, yüzde 27’si depremlerden hasar gördüğünü beyan etti. Depremden hasar görenlerin yarısı, gördüğü zararı, “Fiziksel/psikolojik/duygusal zarar” olarak tanımlarken, depreme maruz kalan her 10 kişiden biri ise binasının hasar gördüğünü beyan etti. Yaşanan hasar sonrasında alınan aksiyonlara bakıldığında ise enteresan sonuçlara ulaşıldı. Depremden zarar gördüğünü ifade edenlerin yüzde 56’sı, bulunduğu durumu iyileştirmek adına hiçbir şey yapmazken, alınan aksiyonlar arasında akrabalarının yanına taşınma, kendi imkanlarıyla tadilat yapma, hastaneye gitme, Belediye’ye, Kızılay’a ve Valiliğe başvurma, AKUT’a, Jandarma ve Akom’a başvurma, sigorta şirketini arama ve çadırda kalma bulunuyor.

Önlemleri gerekli bulduğumuz halde uygulamıyoruz!
Araştırmaya katılan her 5 kişiden 3’ü deprem ve sel ile ilgili önlemleri gerekli bulduğu halde uygulamıyor. Toplumun yüzde 59’u zorunlu deprem sigortası yaptırma, deprem çantası hazırlama, deprem planlaması, bina kontrolü yaptırma, eşyaları sabitleme ve emniyetli noktaları belirleme gibi deprem için tavsiye edilen temel önlemleri gerekli bulduğu halde uygulamıyor. Toplumda her 10 kişiden 1’i ise deprem için tavsiye edilen bu temel önlemleri almayı gereksiz bulduğunu ifade ediyor. Sel için önerilen tedbirleri gerekli bulduğu halde uygulamama oranı yüzde 54.

Buna karşın deprem sırası ve sonrasında gerekli önlemleri bildiğini beyan edenlerin oranı yüzde 80’in üzerinde. Bu oran, sel sırasındaki önlemler için yüzde 90, sel sonrasındaki önlemler için ise yüzde 77.

Deprem önlemi almada en duyarlı bölge marmara
Deprem önlemi alma konusunda en duyarlı bölge, yüzde 48 ile Marmara. Marmara Bölgesi’ni sırasıyla yüzde 32 oranla Akdeniz, yüzde 28 oranla Karadeniz, yüzde 26 oranla Ege, yüzde 22 oran ile İç Anadolu ve yüzde 17 ile de Doğu Anadolu Bölgeleri takip ediyor.

Gençler afetlere karşı daha duyarsız!

Araştırmaya göre her 10 kişiden 1’i moral bozukluğu yarattığı gerekçesiyle depremle ilgili haberleri takip etmediğini söyleyerek üç maymunu oynuyor (Yüzde 9). Bu oran, 16-20 yaş grubunda 10 kişiden 2’sine yükseliyor (Yüzde 16). 10 Kişiden 2’si afetler (Yüzde 16) ile ilgili aksiyon alarak yardım kuruluşları ile beraber çalıştığını ifade ederken, bu oran, 16-20 yaş grubunda 10 kişiden 1’i şeklinde görülüyor.

Önce aile ve tanıdıklarımızı arıyoruz
Aksigorta’nın “Afet Bilinci Araştırması”na göre 10 kişiden 4’ü afet sonrasında ilk olarak aile ve tanıdıklarını arıyor. Araştırma, kadınlarda (yüzde 61), erkeklere oranla (yüzde 53) aile / tanıdıklara ulaşmaya çalışma eğiliminin daha yüksek olduğunu da gösteriyor. İlk olarak Ambulans için gerekli telefonları arayanların oranı yüzde 16 iken, Kızılay (%13), AKUT (%11), Polis (%7) ve İtfaiye’yi arayanların oranı yüzde 6.

Araştırma, Türk toplumunun doğal afet sonrasında öncelikle kime yardım elini uzattığı konusuna da ışık tuttu. 18 yaşından küçük çocuk sahibi ebeveynler yardım ellerini önce çocuklarına uzatırken (yüzde 77), öncelik sırasında çocukları eş (yüzde 13), anne (yüzde 4), kardeş (yüzde 3), ailedeki yaşlılar, abla ve torunlar (yüzde 1) takip ediyor.  0-18 yaş grubunda çocuğu olmayan yetişkinler ise yüzde 34 oranda yardım elini ilk olarak annesine uzatacağını ifade ediyor.  

Deprem habercisi doğa olaylarına inanış oranı çok yüksek… favori: köpekler
Türk toplumunun büyük çoğunluğu (yüzde 70) dünyanın çeşitli ülkelerinde yürütülen “deprem öncesi uyarı” niteliği taşıyan ileri teknoloji araştırmalarını desteklerken, her 10 kişiden 5’i de doğada deprem öncesi habercisi olarak tanımlanan birtakım işaretler olduğuna inanıyor (yüzde 46). Her 10 kişiden 4’ü ise deprem öncesinde köpeklerden farklı davranışlar bekliyor. Deprem öncesinde işaret verdiğine inanılan diğer hayvanlar ve doğa olayları ise şöyle:

Kediler, kuşların dairesel olarak uçmaları ve gökyüzünde ağlamaları, çatılarda kümeleşmeleri, karıncaların banyo ve tuvaletlere hücumu ve bir zincir halinde yukarılara, çatıya doğru tırmanmaları, gökyüzünde renkli ışımalar, ateş topları, deniz, kuyu, kaynak ve kaplıca sularında sıcaklık artışı, deniz dibinde hareketlenme, deniz suyu seviyesinde yükselme, deniz kıyısında çamurlaşma, toplu balık ölümleri, balıkların karaya vurması, akvaryum balıklarının akvaryum dışına sıçraması, topraktan gaz çıkışları, güneş tutulması, gökyüzünün kırmızı olması, gökyüzünde normalden fazla yıldız bulunması, ani hava sıcaklığı, ani bunaltıcı sıcak, havada tozlanma ve bulutlanma.

Aksigorta genel müdürü Uğur Gülen: “daha çok yolumuz var”
Aksigorta’nın yaptırdığı Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en geniş kapsamlı afet bilinci araştırması olan “Afet Bilinci Araştırması” nın sonuçlarını değerlendiren Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, ülkemiz topraklarının yüzde 96’sının başta deprem olmak üzere doğal afet riski altında olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: “Türkiye, başta deprem olmak üzere doğal afetler konusunda riski çok yüksek bir ülke. Çok sayıda vatandaşımızı doğal afetler nedeniyle yitirdik, ülke olarak büyük ekonomik kayıplar yaşadık. Özellikle deprem konusunda toplumun çoğunda belki de ilk defa yüksek farkındalık yaratan, binlerce vatandaşımızı yitirdiğimiz Marmara Depreminin üzerinden yaklaşık 14 yıl geçti. Ancak Aksigorta olarak yaptırdığımız araştırma gösteriyor ki, afet bilinci konusunda kat etmemiz gereken daha çok yol var.”

Doğal afetler sırasında can ve mal kaybını en aza indirmek üzere toplumda afet bilincini yükseltmek için 2010 yılında AKUT ile beraber “Hayata Devam Türkiye” projesini başlattıklarını belirten Aksigorta Pazarlama Direktörü Gürsal Gürarda da 5 yıllık olarak tasarlanan projenin 4. etabının başlama duyurusunu yaptı. Gürarda, şöyle dedi: “AKUT’la birlikte toplumumuzu başta deprem olmak üzere sel ve yangın gibi doğal afetler konusunda bilgilendirmek amacıyla başlattığımız ‘Hayata Devam Türkiye’ Projesinin 4. etabını 9 Nisan’da başlatıyoruz. Bu proje kapsamında Türkiye’yi il il, ilçe ilçe geziyor, halkımızı doğal afetlerden önce alınması gereken önlemler, afet sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz. Deprem tırımızla ulaştığımız il ve ilçelerde, vatandaşlarımıza 3 boyutlu G Force deprem simülatöründe 1999 yılında yaşanan 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremini yaşatarak konunun önemine vurgu yapıyor, “Güvenli Oda” ve “Güvenli Olmayan Oda” olarak iki farklı bölümün bulunduğu tırımızda eşyaları sabitlemek gibi alınabilecek basit önlemlerin önemine dikkat çekiyoruz”

Hedef: 5 yılda 5 milyon kişi
“Hayata Devam Türkiye” Projesinin tamamlanan 3 yılında 30 il, 150 ilçede yaşayan yaklaşık 3 milyon kişiye ulaşıldığına değinen Aksigorta Pazarlama Direktörü Gürsal Gürarda, 9 Nisan’da başlayacak 4. etapta da yine 3 boyutlu deprem simülatör tırı ile çocuklar başta olmak üzere tüm halka doğal afetler , risk farkındalığı ve sigorta bilinci ile ilgili eğitimler verilecek dedi. Gürsal Gürarda, “5 yılın sonunda 5 milyonun üzerinde vatandaşımızın afetlere karşı daha donanımlı biçimde ayakta duracağına inanıyorum. Afetleri engelleyemeyiz ama kayıplarımızı azaltıp, yaraları sarabileceğimize inanıyoruz” dedi.

“Hayata Devam Türkiye” Tırı, 4. etabına her zaman olduğu gibi İstanbul’dan başlayacak. İstanbul’un ardından Kocaeli, Adapazarı, Düzce, Zonguldak, Bolu, Karabük, Bartın, Kastamonu, Giresun, Rize, Artvin, Erzurum, Bayburt, Gümüşhane, Adıyaman, Kahramanmaraş, Osmaniye, Niğde, Karaman, Konya, Afyonkarahisar, Uşak il ve ilçelerinde yaşayan vatandaşlara, ilköğretim öğrencilerine afet eğitimleri verilecek. Aksigorta ve AKUT’un birlikte yürüttüğü “Hayata Devam Türkiye” projesinin 4. etabı, yine İstanbul’da sona erecek.

http://www.aksigorta.com.tr
http://facebook.com/Aksigorta
http://twitter.com/Aksigorta