Depremde yıkım değil, yapı tasarımı ve dekorasyon öldürüyor

Yağmurproje mimarlarından Mahmut Emre Yağmur, depremlerde yaşanan ölüm ve yaralanmaların büyük bir çoğunluğunun bina yıkımından değil, yanlış tasarım ve dekorasyondan kaynaklandığını söyledi

Depremde yıkım değil, yapı tasarımı ve dekorasyon öldürüyor

Türkiye genelinde arka arkaya yaşanan sarsıntılar deprem gerçeğini bir kez daha hatırlatırken, uzmanlar olası bir depremde can kayıplarını minimal düzeye çekme yolunda açıklamalar yapmayı sürdürüyor. Yağmurproje Mimarlarından Mahmut Emre Yağmur da, yaşanan depremlerde ölümlere yol açan temel sebebin yıkım değil, yapı tasarımı ve dekorasyondaki yanlışlıklar olduğuna dikkat çekti. 

Öldüren yıkım değil yapı tasarımı

Son olarak Muğla merkezli sarsıntının ardından kendini hatırlatan deprem gerçeğinin önemine dikkat çeken Yağmur:  "Yapılan araştırmalarda depremlerde meydana gelen ölümlerin ve yaralanmaların birçoğunun yıkımlardan değil, yapıların tasarımının ve dekorasyonunun yanlışlığından kaynaklandığı görülmektedir.” dedi.

Ev eşyası devrilmesi nedeniyle ölümlerin yoğunluğu

Yağmur, ülkenin yüzde 95'lik kısmının deprem riski taşıdığını ve son 58 yıl içinde de meydana gelen depremlerde 58 bin 202 kişinin yaşamını yitirerek 122 bin 96 kişinin yaralantığını hatırlatarak: "Depremde meydana gelen ölüm ve özellikle yaralanmaların önemli bir bölümü yapısal olmayan nedenlerle örneğin ev içindeki eşyaların üzerimize devrilmesi ile veya çıkış yollarımızı kapatıp kaçışımızı engellemesiyle meydana gelmektedir." ifadelerini kullandı. Deprem esnasında buna benzer kaza ve kayıpların yaşanmaması için alınması gereken çok sayıda önlem bulunduğunu ve can mal güvenliğinin sağlanması için alınacak önlemlerin başında devrilme riski bulunan dolap, gardırop, büfe, kitaplık ve buzdolabı gibi eşyaların deprem prosedürüne uygun biçimde ve özel bağlama elemanları sabitlenmesi olduğuna dikkat çekti. 

Eşyaların sabitlenmesi yetmez

Yağmur, deprem kuşağı üzerinde bulunan binalarda her sarsıntının can almadığını, bununla birlikte yaşanan panik ve devrilen eşyalar sonucundaki zaiyatın çok daha ağır olduğunu belirterek: "Acaba uzmanların da önerdiği gibi ağır ve yüksek mobilyaları duvara sabitlemek beklenen büyük depremde yeterli olacak mıdır? Her gün ufak ya da büyük sayısız sarsıntı yaşayan ve depremle yaşamayı öğrenmiş bir toplum olan Japonya’da geleneksel ve çağdaş konutların incelenmesi sonucunda minimal mekan ve eşya kullanım alışkanlığının tarih boyunca geliştiği gözlenmiştir." ifadelerini kullandı. 

Japonya'yı örnek alabiliriz

Türkiye için Japonlara özgü dekorasyan ve ev biçimleme geleneğinin örnek teşkil edebileceğini, bu bölgelerde gerekli ölçü ve sayılarda eşya kullanımı ile depremin sarsıcı ve öldürücü etkilerinden sakınan ölçüde bir yaşam tutturulduğunu belirten Yağmur:  "Sürekli iletişim araçları ve eğitim yoluyla tüm Japon halkı küçük yaşlardan itibaren eğitilmekte ve Japonya’da yaşayacak olan yabancılar için de deprem öncesi ve sonrasında mekânda alınması gereken önlemler konusunda uyarılar yapılmaktadır." dedi.  Yağmur Türkiye'de 1999 depreminin ardından sağlam kalan binalardan çıkan insanların bile eşya devrilmeleri nedeniyle yaralandığı ve yaşamını kaybettiğini belirterek: "İletişim araçları yardımı ile toplumdaki insanların deprem sırasında mekândaki eşyalardan nasıl korunmaları gerektiği, büyük ve ağır mobilyaların sabitlenmesinin önemi, sürekli gündeme getirilmektedir. Ancak, böyle bir uyarıya neden ihtiyaç duyulmaktadır? Niçin toplumumuzda insanlara zarar veren mekanlar ve eşyalar kullanılmaktadır?" şeklinde konuştu. 

Bilinçsiz tadilat ve dekorasyonun zararları büyük

Türkiye'de insanların kimi zaman bilinçli kimi zaman da bilinçsiz biçimde profesyonel yardım almadan konutlarının tadilatına başladığını ve evlerde depolama imkanlarını en aza indiren daire tasarımlarının yaygınlaştığını söyleyen Yağmur: "Evlerde depolama imkanları yetersiz kaldığı için yatak odalarımız, banyolarımız, tuvaletlerimiz ve hatta balkonlarımız birer eşya yığını haline gelmiştir. Sonuçta çok sayıda eşya, ağır ve hantal mobilyalar mekânlarımızı istila etmiş bulunmaktadır. Modüler mobilya üretiminin ve satışının yaygınlaşması bile bu duruma bir çözüm getirememiştir" dedi.