Futbol endüstrisi ve spor turizmi yatırımları

Futbolun mahalleleri, şehirleri ve ülkeleri "barışçıl" biçimde birbirine yaklaştıran gücü, endüstriyel futbolun ve ekonomik aktivitenin başat aktörü haline gelişiyle birlikte yeni bir baskı alanının zorlaması altına girdi.

Futbol endüstrisi ve spor turizmi yatırımları

1996 yılında İngiltere'de yayınlanan ve ardından tüm dünyada ses getiren Simon Kuper'in "Futbol Asla Sadece Futbol Değildir" isimli kitabı, futbol tutkusunun yalnızca bir "oyun olmadığını" ve "sosyal bağlamdan" kopartılamayacağını ifade eden özlü bir söz haline geldi. Geçtiğimiz senelerde kaybettiğimiz,"Gölgede Güneşte Futbol" ve Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri isimli kitaplarının yazarı Eduardo Galeano'nun hisli öyküleriyle birlikte Kuper'in anlatıları, 12 Eylül'ün "ne sağcıyım ne solcu futbolcuyum futbolcu" şeklinde özetlenen resmi ideolojisinin Türkiye gibi bir futbol ülkesindeki ucubeliğini görmemizi kolaylaştırmak gibi bir işlev de üstledi. Bir yönüyle, dünyanın sorunlarıyla ilgilenen insanların, "futbol" ilgilerinin yarattığı gizli utançtan çabucak sıyrılmasını sağladı.

 

Büyük acılardan dev ekonomilere: Futbol tutkusu

 

Cuntacılardan entelektüellere "futbola" baskı nasıl aşılır?
Futbolun yaşamın sorunlarına ve siyasete yabancı bir uğraş olarak nitelenme çabası Türkiye'de yaşanan cunta yönetiminin eseriydi. Filozof Leibniz'in "olası dünyaların en iyisi" sözünü hatırlatırcasına, cunta yönetimi de olası dünyaların en kötüsünü, işi siyasetçi olmayanların siyasetle uğraşması olarak belirlemişti. "Ne sağcıyım, ne solcu" ile başlayan tümceler, belki de referans olarak Portekiz diktatörü Salazar'ı almıştı. Salazar, ülkeyi 3 F ile yönettiğini açıklamıştı; bunlardan birisi de futboldu. Bir uyuşturucu, kitlesel bir heyecan ve tatmin aracı olarak düşlemişti Salazar futbolu. Bizim cuntacıların da futboldan anladığı buydu ve sorunsuz bir toplum yapısı oluşturmada futbol açıkça bir araç olarak kullanıldı.

İlgi çekici olan, futbolu küçümsemeyi ve futbolla ilgilenenleri aşağılamayı, "aydınlanma" adına yapan entelektüellerin bu tuzağa düşmesi oldu. Çünkü aslında Salazar'ın ve Evren'in ideolojileri, futbolun siyasetten dışlanması değil, "cunta siyasetine" alet edilmesiydi. Futbolu bir yalnızca bir oyun olarak görmek de, onu çapsız yığınların uğraşı olarak nitelemek de aynı kapıya çıktı. İnsanları birleştiren, ırk, renk ve dil gözetmeksizin aynı heyecanlar çerçevesinde buluşturan ortak aktivite olarak futbol, bu karşı çıkışlara rağmen direnişini sürdürdü.

Endüstriyel futbol ve turizm aktivitesi olarak futbol
Futbolun mahalleleri, şehirleri ve ülkeleri "barışçıl" biçimde birbirine yaklaştıran gücü, endüstriyel futbolun ve ekonomik aktivitenin başat aktörü haline gelişiyle birlikte yeni bir baskı alanının zorlaması altına girdi. Dünya Kupası'na ev sahipliği yapan Brezilya'nın arka sokaklarındaki yoksulluğa aldırış etmeyen maskara Pele'nin pek bir hevesle tanıtımlarına katıldığı dev organizasyonların, bireylerin zengin, ünlü ve güçlü olma hayallerini süsleyen bir aktivite haline dönüşümü, gerçek anlamın bütünüyle yitimine neden oldu.

Artık geri dönülmesi mümkün olmayan bir yola girilmişti...

 

Büyük acılardan dev ekonomilere: Futbol tutkusu

 

Çok daha ilgi çekici olan, futbolun geleneksel değer ve anlamlarının yarattığı dev finans akışından beslenen iş kollarının doğmasıydı. Futbol turizmi, bugün dünyanın hiç azımsanamayacak sektörü haline geldi. Dev stadyum projelerinden, milyarlarca dolara varan sponsorluk anlaşmalarına kadar, yeterince parası olanlar, "futbol ülkelerinin cazibesine" dayanamaz hale geldi.

Dünyanın en büyük futbol ülkeleri
İlgi çekici seyahat bilgilerini derleyen Prontotourblog'un mutlaka görülmesi gereken futbol ülkeleri listesi de gelir adaletsizliğinin giderek büyüdüğü bir dünyada, "parası olan" futbol severler için ilgi çekici bilgiler içeriyor. Listenin neredeyse tümü ise Avrupa'nın en önemli ülkelerinden oluşuyor.

Futbolun beşiği İngiltere'den İspanya'ya 
Listenin ilk sırasında İngiltere yer alıyor. Wembley, Old Trafford, Emirates, St. James’ Park ve Stadium of Light gibi dev spor yatırımları içeren  İngiltere'yi, son yıllardaki yükselişiyle İspanya izliyor.  Modern ve görülmeye değer spor komplekslerinin öte yanında İspanya, özellikle son yıllardaki futbol başarılarıyla dikkatleri üzerine çekiyor. 

 

Büyük acılardan dev ekonomilere: Futbol tutkusu

 

İtalya, Almanya ve Brezilya
Listede Avrupalı olmayan tek ülke Brezilya'da önemli stadyumlarıyla dikkat çekiyor. Maracana Stadyum'u gibi dev spor komplekslerinin ötesinde Brezilya, eğlenceli gece yaşamı ve saha şovlarıyla da futbolseverlerin en çok ilgi gösterdiği ülkelerden biri konumunda. Listenin son iki sırasındaki iki Avrupa ülkesi ise Giuseppe Meazza ve Stadio Olimpico gibi statlara sahip İtalya ve Allianz Arena München Stadion, Signal Iduna Park ve Berlin Olimpiyat Stadyumu gibi komplekslere sahip Almanya bulunuyor. 

 

Büyük acılardan dev ekonomilere: Futbol tutkusu