Galataport’ta yükseklik ve silüet endişesi

Galataport’un yeni imar planı onaylandı. 21.5 metre olarak belirlenen bina yüksekliği silüet tartışmasını beraberinde getirdi

Galataport’ta yükseklik ve silüet endişesi

2 Kasım 2012
Uzun yıllardır herkesin merak ettiği önemli projelerden biri haline gelen ancak imar sorunuyla boğuşan Galataport’ta süreç yeniden başladı. İlk kez 2005 yılında ihalesi yapılan ancak Danıştaytarafından iptal edilen projede, imar planı çalışmaları tamamlandı.

Yeni imar planının Özelleştirme Yüksek Kurulu’nda onaylanmasının ardından karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, Karaköy’de Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne ait 112 bin 147 metrekare yüzölçümlü Salıpazarı kruvaziyer liman alanında yapılması planlanan proje, tekrar ihaleye çıkacak. Milliyet Gazetesi Emlak Editörü Yavuz Karaman’ın haberine göre, kararın yayımlanmasıyla birlikte birçok farklı çevreden de tepkiler yağmaya başladı.

Projeyle birlikte tarihi mekânların korunamayacağını belirten çevreler, Karaköy’ün siluetinin değiştirileceğinden endişe ediyor. Karaköy ve çevresinde yaşanan hareketlilik de akıllarda soru işareti yaratıyor. Bölgedeki tarihi binaların gayrimenkul firmaları tarafından alınıp, otel projeleri yapılacağının açıklanması da endişeleri haklı çıkarıyor.

Mimarlar Odası sürecin takipçisi
2004-2005’ten beri sürecin takipçisi olduklarını belirten Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi İkinci Başkanı Sabri Orcan, bölgenin bir kruvaziyer liman için uygun olmadığını belirterek, amacın kruvaziyer limanlara verilen haklardan faydalanarak, yatırım alanları oluşturmak olduğunu ifade etti. Projeyle birlikte bölgenin siluetinin değişip ticari alan yaratılacağını vurgulayan Orcan, “Burası Boğaz trafiği açısından sorun yaratır. Ayrıca bölge tarihi sit alanında bulunuyor. Fakat Özelleştirme İdaresi diğer yasalardan faydalanıyor” dedi.
Orcan, “Yeni imar planında bina yüksekliğine 21.5 metrelik sınır getirilmiş. Fakat 7-8 katlı binalar bu bölge için çok yüksek. Bir kruvaziyer limanının 21.5 metre yüksekliğe ihtiyacı olmaz” dedi. Orcan projenin 2005’te yurtdışında bir gayrimenkul fuarından tanıtıma çıktığını aktararak, “2005’te burası pazarlandı. Yüksek ve kazançlı bir yatırım olarak sunuldu. Yani burası bir liman olarak değil, bir yatırım olarak ortaya kondu” diye konuştu.
Projenin kente uygunluğuna bakılmadığını belirten Orcan, “Bu proje teknik ve fiziksel açıdan hatta tarihi açıdan da bölgeye uygun değil. Proje tek kruvaziyer limanı olarak ortaya konuyor ama bir ihtiyacı karşılamanın dışında arza dönük bir yatırım halini alıyor. Biz projeye karşı değiliz İstanbul’un tabiî ki bir kruvaziyer limanı olmalı ancak yapılan, tarihi bir bölgeye göz koymaktır” dedi.