Göbeklitepe için UNESCO heyecanı başladı

Dünyanın bilinen en eski tapınağı olan Göbeklitepe, önümüzdeki yıl UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne aday gösterilecek

Göbeklitepe için UNESCO heyecanı başladı

Dünyanın bilinen en eski tapınağı olan Göbeklitepe, önümüzdeki yıl UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne aday gösterilecek. 

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne aday

Göbeklitepe kazı alanı 2011 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmıştı. Şimdilerde ise bölge halkı 2018 yılında düzenlenecek 42 nci Dünya Miras Komitesi Toplantısı'nda UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne aday olma heyecanı yaşıyor. 

Göbeklitepe için UNESCO heyecanı başladı

Kazılar 54 yıldır devam ediyor

Kent merkezine 18 kilometre uzaklıkta olan Örencik Mahallesi yakınlarındaki Göbeklitepe, ilk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago Üniversitelerinden araştırmacıların yüzey çalışmaları sırasında fark edilmişti. Kazıların 54 yıldır devam ettiği Göbeklitepe, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere birçok uluslararası kurum ve kuruluş tarafından dünyanın en eski tapınak merkezi olarak kabul edilmiş ve 5 yıl önce UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmıştı. 

Göbeklitepe için UNESCO heyecanı başladı

Ziyaretçiler kazı alanına alınmıyor

Şimdilerde Göbeklitepe'de UNESCO adaylığı için son hazırlıklar yapılıyor. Daha iyi korunması ve uzun yıllar sağlıklı kullanılması için yürütülen 4 bin metrekarelik çelik çatı çalışmalarının kısa sürede tamamlanması planlanıyor. Çalışmalar nedeniyle bölgeyi ziyaret edecek olanlar alana alınmıyor. Ancak müzeleri ziyaret edenler kazı alanında yer alan eserlerin imitasyonlarını görebilecek. 

Göbeklitepe için UNESCO heyecanı başladı

15 milyon dolar bütçe ayrıldı

Yapılan hazırlıklar ve arkeolojik alanın tanıtımı için ayrılan bütçe 15 milyon dolar. Eğer Göbeklitepe listeye girmeyi başarırsa listeye alındıktan sonraki süreçte her şey UNESCO kontrolü ve denetiminde yapılacak. 

Şanlıurfa Kültür ve Turizm Müdürlü Aydın Aslan, AA muhaberine yaptığı açıklamada, Göbeklitepe'nin 12 bin yıllık geçmişi ile dünya insanlık tarihini değiştirdiğini söyledi. Göbeklitepe'nin UNESCO'ya dahil edilmesinin sevincini yaşadıklarını vurgulayan Aslan, ''UNESCO zaten Göbeklitepe'nin hakkı, bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor adaylık dosyası hazırlandı, yetkililere teslim edildi, ön incelemeden de geçti. İnşallah 2018 yılında da Sayın Bakanımızın da açıklaması üzerine Türkiye'nin UNESCO adayı Göbeklitepe olacak. Göbeklitepe ile ilgili yaptığımız her adımı ince eleyip sık dokuyoruz, çünkü burası sadece Şanlıurfa turizmi açısından değil bölge ve Türkiye turizmi içinde lokomotif görevi üstlenebilecek bir yer. Şu anda da alanda 6 milyon 600 bin avro bedelli üst çatı çalışmaları devam ediyor. Bunun tamamlanmasıyla birlikte alana ziyaretçi girişlerine izin vereceğiz. Şu aşamada geçici olarak ziyarete kapalı." diye konuştu. 

Göbeklitepe için UNESCO heyecanı başladı

Geçmişten günümüze Göbeklitepe 

Mısır piramitlerinden daha eski

İnşası M.Ö 10 bin yılına uzanan Göbeklitepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. İngiltere'de bulunan Stonehenge'den 7 bin, Mısır piramitlerinden ise 7 bin 500 yıl daha eski olan Göbeklitepe ilk inancın merkezi olabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Şimdiye kadar sadece 6 tapınağın gün ışığına çıkartıldığı Göbeklitep'de toplam 20 tapınak tespit edildi. 

Göbeklitepe için UNESCO heyecanı başladı

Dünyanın en eski tapınak kalıntıları

Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müzesince 1995 yılından beri ortak yürütülen çalışmalarla neolitik döneme ait, boyları 3 - 6 metre, ağırlıkları 40 ila 60 ton arasında değişen, yabani hayvan figürlü 'T' biçimli dikili taşlar, 8 - 30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda hayvan figürü, insan heykeli çıkarıldı. Göbeklitepe inşa edildiği dönemde insanoğlu sürekliliğini bitki toplayarak ve hayvan avlayarak sağlıyordu. Kayalık olan bölgelerden, büyük sütunlar ve ağır taşların yük hayvanları olmadan taşınarak Göbeklitepe'ye getirilmesi insanların ilk defa kalabalık bir şekilde bir arada olması gerekiyor. 

Göbeklitepe için UNESCO heyecanı başladı

Farklı hayvan figürlerine rastlandı

Taşlar üzerine işlenmiş olan akrep, yılan, aslan, yaban domuzu, tilki vs. gibi figürler yer alıyor. Bir kısım arkeoloğa göre işlenen hayvan figürleri tapınağı ziyaret eden farklı kabilelerin sembolü olarak nitelendiriliyor. Ayrıca T sütunlarından 3 boyutlu hayvan figürleri bulunuyor. Bu ve diğer aslan figürleri, neolitik dönemde aslanların yaşamış olma ihtimalini artırıyor. 

Göbeklitepe için UNESCO heyecanı başladı

Çalışmalar 1963 yılında başladı 

1983 yılında tarlasını süren Mahmut Kılıç, tarlada bulduğu oymalı taşı müzeye götürür. Eser ise sıradan bir arkeolojik bulgu olarak Urfa Müzesi'nde sergilenmeye başlar. 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi ortak bir çalışmayla bölgeyi incelemiş ancak çalışmalar üzerinde çok durulmamıştır. Asıl çalışmalar ise Şanlıurfa Müzesi Başkanlığında ve Prof. Dr. Klaus Schmidt'in bilimsel danışmanlığında 1995 yılında başladı. 2007 yılında ise kazı başkanlığına Klaus Schmidt getirildi. 2010 yılında 40 cm boyunda, 25-30 kilo ağırlığında taştan yapılmış ve üzerinde hayvan figürleri olan insan başı heykelinin iki gün sonra kazı alanından çalındığı ortaya çıktı. 

Göbeklitepe için UNESCO heyecanı başladı

Bira için tarım 

Kazılarda şu ana kadar en büyüğü 160 litrelik kapasiteye sahip kireç taşına oyulmuş, altı bira varili bulundu. Klaus Schmidt, insanoğlunun bira için tarıma başladığına ve bunun ilk kez Göbeklitepe'de gerçekleştiğine kanaat getirmiş. Tapınak kalıntıları ayrıca zeminlerin özellikle sıvıyı geçirmeyecek şekilde yapıldığını gösteriyor. Bu da, törenlerinin ne olduğu kesinleşmese de bir sıvı eşliğinde yapıldığı fikrini oluşturuyor.

Göbeklitepe için UNESCO heyecanı başladı

Prof. Dr. Klaus Schmidt: ''Dünyanın bilinen en büyük tapınağı''

Göbeklitepe'nin kazı başkanlığını yürüten Prof. Dr. Klaus Schmidt geçirdiği kalp krizi sonucu 20 Temmuz 2014 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 

"Göbeklitepe'deki kazılarda elde ettiğimiz bulgularla, dünyanın bilinen en eski tapınma merkezlerinden birinin bu bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştık. Ancak, son kazı çalışmalarıyla tapınma merkezinin dünyanın en büyük tapınma merkezi olduğunu tespit ettik. Yaptığımız araştırmalarda, Cilalı Taş Devrinde yaşamış insanların, yabani sığır, akrep, tilki, yılan, aslan, yaban eşeği, yaban ördeği ve yabani bitki kabartmalarını incelediğimizde hayvanlarını evcilleştiremedikleri sonucuna ulaştık. Ayrıca, dikili taşların (Stel) üzerindeki resimler ve kabartmalar o dönemde yaşamış olan insanların sanatları hakkında bizlere fikir veriyor. Buradaki tapınak, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıyor" Prof. Dr. Klaus Schmidt