Hasankeyf'in "baraj" problemi ve TOKİ çözümü

Ilısu Barajı kapsamına giren Hasankeyf'teki 600 haneye DSİ tarafından "evleri tahliye" edin emri gönderildi. Hasankeyf Kaymakamlığı, kendilerine yer gösterilmeyen vatandaşların mağdur olmayacağını ve ailelerin TOKİ evlerine yerleştirileceğini açıkladı

Hasankeyf'in

Ilısu Barajı'nın altında kalacağı için Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü tarafından tahliye emri gönderilen Batman'ın Hasankeyf mahallelerinde 600 ailenin "Nereye gidelim?" sorusunu Kaymakamlık yanıtladı: "TOKİ sizlere ev yapacak..."

Binlerce yıllık tarihten, baraj inşaatına: Hasankeyf
Üzerindeki insan yaşamı buluntularının tarihi 10.000 yıl öncesine ulaşan ve 1981 yılında doğal koruma alanı ilan edilen Batman'ın Hasankeyf ilçesi Türkiye'nin bir türlü bitmek bilmeyen enerji sorununun çözümüne kurban edilen nice değerden yalnızca bir tanesi. Bu sorun küçümsenmemelidir; çünkü çok sayıda örnekde olduğu gibi, Hasankeyf'te de, mega(!) bir projenin tarihi, doğal ya da kültürel değerler üzerindeki yıkıcı etkisi bir tarafa, insan yaşamını dahi hiçe sayan vurdumduymaz devlet politikalarını besleyen bir telaş yaratabiliyor. 

"Evleri tahliye edin" emrine yanıt: Nereye gidelim?
Böylesi bir telaştan da vatandaşlar adına iyi bir şey çıkmayacağını zaten uzun zamandır deneyimlemiştik. Nitekim, Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü, Ilısu Baraj çalışmaları nedeniyle sular altında kalacak olan Hasankeyf'in Bahçelievler ve Kale mahallelerinin boşaltılması için talimatını verdi. Emir, Hasankeyf Kaymakamlığına ulaştı. Mahallelerde yaşayan 600 ailenin aklına gelen ilk soru ise "Nereye gidelim?" oldu. Bundan sonra anlaşıldı ki, Devlet bu insanların "nereye gidecekleri" sorusuna hazırlıklı değildi. 

Kaymakam'dan "nereye gidelim?" sorusuna yanıt. "TOKİ size ev yapacak"
Habertürk'te yer alan Bulut Kutlu'nun haberine göre tahliyesi gündeme gelen bölgede 3.200 vatandaş ikamet ediyor. Bu insanlara henüz alternatif bir yer de gösterilmedi. Mahalle sakinlerinin "evlerini boşaltmama" kararı olası bir gerilimin ilk emareleri olarak okunabilir elbette. Bu gerilim daha da büyür mü, bilinmez. Ama insanların kent ile kurduğu tarihsel ilişkiyi "tapu" ve "mülkiyet" ilişkileri karşısında değersiz bulan zihniyetin sunduğu arabulucu çözümün de pek adilane olmasını bekleyemeyiz. 

Sorunun çözümüne, "kamulaştırılmış mekanlar DSİ'nin tapulu malıdır" diyerek yaklaşan Hasankeyf Kaymakamlığı'nın"mağduriyeti önleme" gayesinin de bu doğrultuda değerlendirilmesi gerekiyor. Zira TOKİ tarafından yapılacak konutlara yerleşim, bölge halkı için değil, Devlet için geliştirilmiş bir çözüm gibi gözüküyor. Bu durumda da bir Türkiye gerçeği ile bir kez daha karşı karşıya geliyoruz: Devlet vatandaş için değil, vatandaş devlet için vardır...