İç Mimar Ahmet Güneş: ''Tasarım özgünlükten uzaklaşıyor mu?''

Yaşamın hemen her alanında ‘tasarım’ ile karşılaşmaya alıştığımız bir dönemde, aslında tasarım diye sunulan pek çok ürünün benzerliği tasarımcıların birbirini tekrar ettiği algısını mı doğuruyor?

İç Mimar Ahmet Güneş: ''Tasarım özgünlükten uzaklaşıyor mu?''

İş, Sanat ve Cemiyet hayatının önde gelen isimleriyle çalışan İç Mimar Ahmet Güneş, ‘tasarım’ alanında çılgınlığa ulaşan anlayışın, artık özgünlüğünü yitirdiği ve tamamen özgün olması gereken tasarım ürünlerin hemen her alanda birbirine benzediği bir döneme doğru gittiğimize işaret etti.

İç Mimar Ahmet Güneş: ''Tasarım özgünlükten uzaklaşıyor mu?''

Günlük hayatımızda kullandığımız pek çok üründen, sanat, moda, mimari, endüstriyel ürünler ve daha pek çok alanda izlerine rastladığımız tasarım anlayışı, özgün ruhu taşıyan çizgileriyle yaşamımızın vazgeçilmezi haline geldi. Ancak son yıllarda gerçek anlamda ‘yeni’ olma özelliğini yitirmeye başladı. Yenilik, farklılık yaratma anlayışı yerini varolanı dönüştürme, uyarlama ve esinlenme gibi etkilere bırakarak bir nevi tasarımdan uzak, birbirine benzeyen ürünlere dönüşmeye başladı.

İç Mimar Ahmet Güneş: ''Tasarım özgünlükten uzaklaşıyor mu?''

Aslında bu durumunun ‘tasarım’ anlayışının bir handikapı olduğuna vurgu yapan Ahmet Güneş, “İnsanoğlu hep kendini aşmanın peşinde koşarken bir noktadan sonra tekrara dönmeye başlıyor. Hayatın pek çok yerinde karşımıza çıkan bu durum, doğal olarak tasarımda da etkisini göstermeye başladı. Adına ‘tasarım’ denilen ancak tasarlamak dışında varolana başka bir şey ekleyerek yeni bir şeymiş gibi sunmaya doğru giden bir anlayış ortaya çıktı. Tabi ki hala özgünlüğünü koruyan bir çok tasarımcı farklı alanlarda yeniliklerine devam ediyor. Ancak ‘taklitçilik’ denilen durum tasarım dünyasının da son dönemlerde önemli sorunlarından birisi olmaya başladı. Hatta bir adım ilerisini düşünürsek üretilen hemen her ürüne ‘tasarım’ ön adı eklenerek pazarlanmaya başladı. Tasarlamanın başka bir yetenek, bilgi, birikim ve vizyon gerektirdiği ve bir adım önde olmak adına çaba ve emek ürünü olduğu gözardı edilmemeli. Biz kendi projelerimizde bu anlayışı ortaya çıkaracak ve adına gerçekten ‘tasarım’ denilebilen ürünler ortaya koyabilmek için vizyonumuzu geniş tutmaya özen gösteren bir ekibiz. Yaptığımız işlere ‘bizim tasarımımız’ imzasını atabilmenin peşinden koşuyoruz. Bu tabi ki büyük emek isteyen bir çaba. Ancak tasarım dünyasının bizler gibi özgün projeler ortaya koyabilecek yeniliklere ihtiyacı var. Bu anlamda genç tasarımcılara da ilham olabilecek ve eskinin tekrarı olmayan yeni bir şeyler üretebilmenin kaygısını güdüyoruz. Sonuçta yaptığınız eserler, projeler, gerçek anlamda tasarımın ne olduğunu bilen insanlar ve daha sonraki süreçte tasarım ürün olarak adlandırma hakkını elinde bulunduranlar için geçerli detayları taşıyabiliyor olmalı. Biz bu konuda özgünlüğümüzü korumak için daha önce yapılmış olanın değil, hiç yapılmamış olanın peşinden koşuyoruz. Her projemize kendi dokunuşumuzu yapmak ve imzamızı atmak için de özel bir çaba harcıyoruz” diye konuştu.