İnşaat malzemelerinde 'atılım hedefi'

İMSAD tarafından düzenlenen ekonomi forumunda 2015 yılında inşaat malzemeleri sektöründeki büyümenin, ülke ekonomisi ve inşaat sektörünün üzerinde seyredeceği belirtildi

İnşaat malzemelerinde 'atılım hedefi'

İMSAD tarafından düzenlenen ekonomi forumunda 2015 yılında inşaat malzemeleri sektöründeki büyümenin, ülke ekonomisi ve inşaat sektörünün üzerinde seyredeceği belirtildi. 2015 öngörülerini açıklayan Türkiye İMSAD'a göre, 2015 yılında "Ekonomi 3.5, inşaat 4.5, inşaat malzemesi sektörü ise 4.5-5 oranında büyüme yaşayacak.

2015 zor bir yıl olacak
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dündar Yetişener, toplantıda yaptığı konuşmada Türkiye İMSAD'ın ekonomide 2015 yılı beklentileri ve öngörülerini açıkladı. Ekonomide yüzde 3.5, inşaat sektöründe yüzde 4.5, inşaat malzemeleri sektöründe ise yüzde 4.5-5 oranında büyüme öngördüklerini belirten Dündar Yetişener, "Geçtiğimiz Aralık ayında gerçekleştirdiğimiz İnşaatta Kalite Zirvesi'nde '2014 zor bir yıl oldu, takvim değişince koşullar değişmiyor, 2015 yılı da kolay geçecek gibi görünmüyor' demiştik. Bugün maalesef dünyada ve Türkiye'de 2015 yılı büyüme beklentileri aşağı doğru revize ediliyor" dedi.

Genel seçim beklentisi, bölgemizdeki jeopolitik gelişmeler ve küresel mali piyasalardaki dalgalanmaların Türkiye ekonomisinde de büyümeyi sınırlayacağına işaret Dündar Yetişener, "Geçtiğimiz yıl yüzde 3 civarında gerçekleşen inşaat sektöründeki büyümeyi, bu yıl özel sektör inşaat harcamalarının canlandıracağını öngörüyoruz. Bunu da 2014 yılında alınan konut ve konut dışı yapı ruhsatlarındaki yüzde 39 artışa bağlıyoruz. Bu artış özel sektör inşaat harcamalarını destekleyecektir. Kamuda ise 2013 yılındaki önemli sıçrama, 2014'de sınırlı kaldı; bu yıl da sınırlı kalacağını düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

İMSAD Ekonomi Forumu

"İnşaat malzemeleri iç pazar büyüklüğü 128 milyar TL'ye ulaşacak."
Dündar Yetişener, inşaat malzemeleri iç pazar büyüklüğünün 2013 yılında 102 milyar TL iken, 2014 yılında yüzde 4 artışla 114 milyar TL'ye ulaştığını, 2015 yılında ise 127-128 milyar TL'ye yükselerek, reel bazda yüzde 4.5-5 oranında büyüme beklediklerini söyledi. İnşaat malzemesi sanayi üretimindeki büyüme beklentilerinin ise yüzde 4.5-5 olduğunu kaydeden Yetişener, şöyle konuştu:

"İnşaat malzemesinde üretimin iç pazarın destekleyeceğini düşünüyoruz. Çünkü inşaat malzemesi ihracatının üretime katkısının bu yıl sınırlı kalacağını öngörüyoruz. Bu sebeple inşaat malzemesinde ihracat beklentimizi yüzde 7-8 artışla, 23 milyar dolar olarak revize ettik. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ihracatı olumsuz etkileyen nedenler devam ediyor. Irak, Suriye gibi yakın pazarlardaki jeopolitik sorunlar sürdüğü için de, 2014 yılında ihracatımız önceki yıla göre değişmedi ve 21.3 milyar dolarda kaldı."

Euro-Dolar paritesi ihracatı nasıl etkileyecek?
Petrol fiyatlarında yaşanan düşmenin inşaat malzemesi önemli ihraç pazarlarında talebi daraltacağına dikkati çeken Yetişener, AB ülkeleri ekonomilerinde yaşanan gelişmelerin de ihracatta etkili olmaya devam edeceğini söyledi. Yetişener, "Ancak en önemli etki, Euro-Dolar paritesindeki gerilemede görülüyor. Euro cinsinden yaptığımız ihracat aynı kalsa veya artsa dahi, paritedeki yüzde 15 gerilemeden dolayı, dolar karşılığı düşecektir. İhracat miktarı değişmese bile, dolar cinsinden açıklanacak veriler daha düşük olacaktır" dedi.

Gazi Erçel: "Merkez Bankası ve hükümetin uyum içinde olması lazım"
Merkez Bankası eski Başkanı Gazi Erçel de konuşmasında, 2015 yılında ekonomide yaşanan gelişmelerin IMF, OECD ve piyasanın Orta Vadeli Program (OVP) beklentileri ile uyumlu olacağını söyledi. Erçel, "2015 yılında iç ve dış politik gelişmeler, ekonomik volatiliteyi de belirleyecektir" dedi.

Merkez Bankalarının hürmete layık kurumlar olduğunu söyleyen Erçel, kredibilitelerinin yok edilmesi durumunda para politikasının da, kurumsallığın da ortadan kalkacağını belirtti. Bunu en iyi siyasilerin bilmesi gerektiğine işaret eden Gazi Erçel, Merkez Bankalarının hükümetle uyum içinde çalışmasının önemini vurguladı.Faiz ile hükümetin neyi kastettiğini bilmek gerektiğini kaydeden Erçel, TCMB'nin elindeki enstrümanların teknik açıdan güçlü olduğunu, 50 baz puanlık faiz indiriminin bir anlamı olmadığını, TCMB'nin faizi likiditeyle ayarladığını kaydetti. Gazi Erçel, sözlerine şöyle devam etti:

"Sanayileşmiş ülkelerde enflasyon yüzde 2 olarak benimsenmektedir. Türkiye'de ise enflasyon hala yüzde 5'lerde seyrediyor. Merkez Bankası'nın uygulayacağı politikalar, halihazırda masa üstünde ve tartışılabilen bir ortamda. Biz hala faize saplanmış gidiyoruz. Merkez Bankalarının para politikalarını yönetmesi aslında bir sanattır. Merkez bankaları emir alınca bağımsızlıkları gider. Tabii sivil toplum örgütleri ve ilgili birimlerle konuyu konuşur, tartışır ancak son kararı Merkez Bankası kendisi verir. Faiz indiği zaman Türkiye'deki büyüme oranın yüzde 3'ten yüzde 5'e çıkacağını kim garanti ediyor? Olaya bu çerçeveden bakmamız ve elimize altın tepsiyle sunulan petrol fiyatlarındaki düşüşü de iyi değerlendirmemiz gerek."

Türk bankacılık sisteminin ölçtüğü en iyi risklerden birisinin "kredi riski" olduğunu dile getiren Gazi Erçel, bugün de bankacılık sektörünün karlı olan bireysel kredilerden vazgeçmeyeceğini söyledi.