İş kazalarında inşaat sektörünün sicili düzelmiyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri ölümlü iş kazalarında inşaat sektörünün payının yüzde 40'lar seviyesindeki konumunu korumayı sürdürdüğüne dikkat çekiyor.

İş kazalarında inşaat sektörünün sicili düzelmiyor

Türkiye inşaat sektörü, konut satışı, gayri safi milli hasılaya katkı ve ülke ekonomisine yüksek oranlı döviz kazandırma gibi başarılarını, insan hayatı ve çalışan güvenliği gibi konularda tekrarlayamıyor. İş güvenliği uyum yasasına ve Hükümet tarafından alınan tedbirlere karşın "ölümlü iş kazalarında" sektörün payı giderek artarken, araştırmalar çarpıcı istatistikler sunmaya devam ediyor.

Kazaların büyük çoğunluğu yüksekten düşme
Ölümlü kazaların en yüksek oranla meydana geldiği iş kolunun inşaat olduğunu söyleyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürü Sadettin Akyıl, sektörün bu kategorideki payının yüzde 40'lar seviyesinde bulunduğuna, inşaat sektörünü ise madencilik iş kolunun takip ettiğine dikkat çekti. Akyıl Ağır kusurlu ve tehlike içeren sektörlerde ölümlü iş kazalarının çok daha fazla olduğunu, ancak yürütülen çalışmalarla bu eğilimi sonlandırmaya çalıştıklarını da belirterek çalışan sayısı ile ölümlü iş kazaları arasındaki oranlamada önemli bir düşüşün takip edildiğini söyledi. İnşaat sektöründe iş kazalarının sonlandırılması maksadıyla bir deklarasyon imzalandığını bilgisini de veren Akyıl. "Aş kazalarının önüne geçilmesi ve aynı zamanda da bir bilinç oluşturmak amacıyla kent kent gezerek, çalışmalar yapıyoruz..." şeklinde konuştu. 

Ölümlü iş kazalarında yüzde 50'ye yakın düşüş
Ölümlü iş kazaları lie toplam çalışan sayısındaki artış oranlamasında önemli bir düşüş yaşandığına da dikkat çeken Akyıl: "2002 yılında Türkiye'de çalışan sayısı 5 milyon 223 bin 283 kişi idi. 2015 yılında ise çalışan sayısı 13 milyon 998 bin 398 adet. Çalışan sayısı yüzde 168 oranında yükselmiş. Diğer taraftan 2002 yılında ölümlü iş kazaları 2002 senesinde yüzde binde 16.8 düzeyinde idi. 2015 itibarıyla oran 100 bin 8.8 olarak hesaplanıyor." ifadelerini kullandı. 

Dünyada her gün 1 milyon ölümlü iş kazası
Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder dünya genelinde günde yaşanan iş kazası sayısının 1 milyonu bulduğunu ve iş kazası ya da iş süreci kaynakla hastalıklardan yaşamını yitiren kişi adedinin de 2 ya da 3 milyon seviyesinde bulunduğunu açıkladı. Önder, Türkiye'de yaşanan ölümlerin ana nedenlerinin başında inşaatlarda kullanılan iskeletlerin çürük olmasının geldiğini hatırlatarak "Ölümlü iş kazalarının neredeyse yarıya yakını yüksekten düşmeden kaynaklanıyor. Bu ise kazaların önemli bir kısmının iş ekipmanlarından kaynaklandığını gösteriyor." ifadelerini kullandı. 

Her gün 6 bin kişi hayatını yitiriyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Erdem de iş kazaları ve meslek hastalıklarının tüm dünyayı meşgul eden bir problem olduğunun ve ölümlü iş kazalarının önüne geçilebilmesi için uygulamaların doğru analiz edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Son verilere göre her gün yaklaşık 6 bin kişinin iş kazası ya da meslek hastalığı neticesinde yaşamını yitirdiğini açıklayan Erdem: "Bunun için sektörü özgü stratejiler geliştirmeyi planlıyoruz..." açıklamasında bulundu. 

2016'da 1970 işçi yaşamını yitirdi
Uzmanların ölümlü iş kazalarının oransal bazdaki düşüşüne ilişkin vurgularına rağmen, Türkiye ölümlü iş kazaları konusunda dünyda en kötü sicile sahip ülke olarak gözüküyor. 2014 yılında yaşanan Soma ve Ermenek maden kazaları gibi toplu ölüm olaylarının yaşandığı dönemleri aşmayı başaran Türkiye, 2016 yılı genelinde de tarihin en ciddi bilançosuyla karşı karşıya kalmıştı. 2016 yılı genelinde Türkiye'de, aktif çalışma halindeykene yaşamını yitiren işçi sayısı 1970'i bulmuştu. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından yayınlanan rapora göre, Soma ve Ermenekli 2014 yılında 1886 kişi, aktif çalışma halindeyken yaşamını yitirmişti. 

2013-2016 arasında 6821 işçi hayatını kaybetti
Hazırlanan raporlara göre bu korkutucu tablo, son 4 yılın kayıplarıyla 7 bin kişi barajına dayandı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2013-2016 arasında yaşamını yitiren işçi sayısı 6821'e ulaşmış oldu.

- 2013: Yaşamını yitiren işçi sayısı 1235
- 2014: Yaşamını yitiren işçi sayısı 1886
- 2015: Yaşamını yitiren işçi sayısı 1720
- 2016: Yaşamını yitiren işçi sayısı 1970

6 yılda yüzde 154 oranında artış
TMMOB Makina Mühendisleri Odası Başkanı Ali Ekber Çakar da İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun çıkarılışının beşinci yılında ölümlü iş kazalarındaki artışın son 6 yılda yüzde 154 oranında artış gösterdiğini söyledi. Çakar, 30 Haziran 2012 tarihinde çıkarılan 6331 sayılı İş SAğlığı ve Güvenliği Yasası'nın iş kazaları sonucundaki ölümlere çare olamadığını hatırlatarak: "Her gün en az 5 kişi iş kazalarında hayatını yitiriyor. Yasanın çıkarıldığı günden bugüne 7 bin 693 kişi hayatını yitirdi. Bu rakam, 2012 yılı öncesindeki 6 yıllık periyottaki toplam ölüm sayısının yüzde 154 oranında arttığını gösteriyor." dedi. 

5 yılda 728 bin 883 kaza
2012-2015 yılları arasında kaydedilen toplam iş kazası sayısının, önceki 6 aylık dönemde 350 bin 11 adetten  toplamda 728 bin 883 adede yükseldiğine de dikkat çeken Çakar: "İş kazaları ve iş kazası neticesinde ölümlerde yüksek bir artış söz konusudur.." dedi. 

Bu yasa iş kazalarını önleyemez
Çakar açıklamasında, yasanın kabul edildiği ilk günden bugüne, 6331 sayılı yasa ile getirilen sistemin iş kazalarını engellemede yeterli olamayacağını ve mevcut sistemin tüm kuralların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Banaklığı tarafından belirlendiğini hatırlatarak:  "Bu sistem işyerlerinin denetlenmediği, işyerlerine yaptırım uygulanmadığı, pratikte işçi sağlığı ve iş güvenliğini sağlamanın işveren yükümlülüğü olmaktan çıkarılıp iş güvenliği uzmanının yükümlülüğü haline getirildiği bir sistemdir." şeklinde konuştu.  Aradan geçen zamana karşın sistemin kazaları ve ölümleri engelleyemediğini, eğitim ve denetim gibi veriler üzerinde inisiyatif kullanacak, sendika, üniversite, TMMOB, TTB gibi sivil toplum öğelerinin de içinde bulunduğu bir çözüm meclisine ihtiyaç olduğunu söyleyen Çakar: 

"İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Enstitüsü kurulmadığı ve mevzuat ile uygulamalar değiştirilmediği sürece her gün, her ay, her yıl kazaları ve can kayıplarını yine konuşuyor olacağız. Çalışma yaşamına ilişkin düzenlemeler bu enstitü tarafından bütünüyle yeniden düzenlenmeli; esnek ve taşeron çalışma yasaklanmalı, örgütlenme, toplu sözleşme ve grev hakkının önündeki engeller kaldırılmalıdır. İSG alanında yapılacak düzenlemeler ancak bu şekilde anlamlı olabilecektir." şeklinde konuştu