İstanbul depreme hazır mı?

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şübe Başkanı Cemal Gökçe, İzmit depreminin 15. yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, "İstanbul 1999'dan daha iç açıcı durumda değildir" dedi

İstanbul depreme hazır mı?

17 Ağustos depreminin 15. yılı vesilesiyle bir açıklama yapan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe, İstanbul'un 1999'dan daha iyi ve daha iç açıcı bir durumda olmadığını söyledi. Konuşmasında, uygulanan deprem hazırlık ve dönüşüm politikalarını eleştiren Cemal Gökçe, "Bir milat olarak kabul ettiğimiz 17 Ağustos 1999 Gölcek merkezli deprem yıkımının yıldönümleri, sorumlulara sorumluluklarını bir keç daha hatırlatmayı zorunlu kılmaktadır" dedi.

Yapılarımızın durumu içler acısı
Gökçe, İzmit depremi sonrasında yaşanan Düzce ve Van depremlerinin yapı stokumuzun içler acısı durumda olduğunu ortaya çıkardığını ve bu yapıların önemli bir kısmının kaçak olarak, mühendislik hizmeti almadan üretildiğini söyledi. Bir deprem ülkesi olan Türkiye'de mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, onarım ve güçlendirme çalışmalarının rasyonel ve ekonomik açıdan denetlenmesi, yeni yapıların yeterli mühendislik hizmetleriyle birlikte yapılması ve deprem sigortası gibi hususlardaki açıkların giderilmesi hususunda yeterli adımların atılmadığını vurgulayan Gökçe, "2007 Deprem Yönetmeliğinin önemli bir bölümü yapıların güçlendirilmesine ayrılmış olmasına rağmen güçlendirme konusu tamamen devre dışı kalmıştır. Yeni yapılan yapıların proje ve uygulamalarında sorun var. Projelerin ve yapı üretim evresinin denetlenmesi yetersiz ve sorunlu. Yaşanacak bir depremde hasar görecek yapının riskini azaltmanın bir yolu olması gereken sigorta yaptırma konusunda da sorun var. DASK kapsamında sigortalı konut oranı yaklaşık olarak yüzde 35 seviyesinde" şeklinde konuştu.

Deprem sonrasında toplanacak alan kalmadı
Gökçe, Gölcük'ten 100 km uzak olmasına karşın deprem sırasında İstanbul'da 3000 binanın ağır, 30 bin binanın da küçük ve orta düzeyde hasar aldığının altını çizerek, deprem için hayati önem taşıyan toplanma alanlarıyla ilgili uygulamaları eleştirdi.

"İstanbul'da 310'u kesinleşmiş toplam 470 toplanma yeri ve çadır kurulacak boş alan belirlendi. Ayrıca bu 470 boş alanın da yeterli olmadığı, İstanbul'un her ilçesi ve birçok mahallesinde yeni boş alan yaratılmasının da altı önemle çizildi. Bugün, 1999-2003 yılları arasında çadır yeri ve toplanma alanı olarak belirlenmiş olan toplam 470 boş alanın neredeyse 3/4 ü olmak üzere, Silivri'den Tuzla`ya kadar her yer yapılaştı ve ranta kurban edildi. Deprem sonrasında evlerinden çıkan insanların gidecekleri, toplanacakları boş alan kalmadı" diyen Gökçe, İstanbul'un dev projeleri kaldıramayacağını iddia etti.

Dev projelerin tahribatı
Gökçe, üçüncü köprü, üçüncü havalimanı, iki yakaya iki kent gibi projelerin İstanbul'u yeni sorunlarla başbaşa bıraktığını da vurgulayarak, doğalgaz, su yağmur suyu ve atık su kanallarındaki yetersizliğin, her yağmurda İstanbul'un göle dönmesine vesile olduğunu söyledi. Tüm dünyada sağlıklı bir kent yaratma projeleri olarak değerlendirilen kentsel dönüşüm faaliyetlerinin bizde yeni bir rant düzeninin oluşturulması şeklinde ortaya çıktığını belirten Gökçe, başta bürokrasi TOKİ, Özelleştirme İdaresi olmak üzere kent arazileri üzerinden haksız kazanç sağlayan dar bir çevrenin bulunduğunu ifade etti.