Kentsel dönüşümde binaların yıkımı nasıl olmalı?

AE Mimarlık Yönetim Kurulu Başkanı Mimar Ahmet Erkurtoğlu, kentsel dönüşüm sırasında binaların nasıl yıkılması gerektiğini anlatıyor

Kentsel dönüşümde binaların yıkımı nasıl olmalı?

06 Şubat 2014 / emlakwebtv
Gelecek 20 yılda ekonominin lokomotifi konumuna gelecek kentsel dönüşüm tüm hızıyla İstanbul’un çeşitli semtlerinde ve Türkiye’nin bazı illerinde devam ediyor. Deprem riski taşıyan ve buna bağlı olarak niteliksiz konut stoku yaratan binaların yıkılıp yerine yeni binaların yapımı sürerken, en büyük sorunu ise binaların yıkım aşaması oluşturuyor. Öyle ki geçtiğimiz günlerde Ankara Altındağ’daki kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında 5 katlı bir bina çökmüş ve bir kişi hayatını kaybetmişti.

“Yapıların iç içe geçtiği bir şehirde yıkım işlemleri de bazı problemler yaratıyor”
Fikirtepe’nin ilk kentsel dönüşüm projesi olan Evim Kadıköy'ün mimarı AE Mimarlık’ın Yönetim Kurulu Başkanı Mimar Ahmet Erkurtoğlu, “Kentsel dönüşümle birlikte özellikle İstanbul’un şantiye alanına döndüğünü söylemek yanlış olmaz. Ancak yapıların bu kadar iç içe geçtiği bir şehirde yıkım işlemleri de bazı problemler yaratıyor” diyor. Erkurtoğlu, şöyle devam ediyor: “İnşaat firmaları zamanla yarıştığı için yıkım da riskli bir süreç yaratıyor. İstanbul gibi binaların bitişik nizam ya da çok yakın olduğu bir yerde yıkım işlemini gerçekleştirmek de zorlaşıyor. Yapımı sırasında deniz kumu, önceki yönetmelikler gereği az demir kullanımı gibi nedenlerle riskli statüsüne giren çürük binalarda, kazaların yaşanma riski de yüksek oluyor.” diyen Ahmet Erkurtoğlu, çürük binanın yıkımı sırasında yakınındaki binalara zarar verilmemesi için çok dikkatli önemler alınması, içindeki insanların tahliye edilmesi gerektiğini vurguluyor. Şehrin içerisinde düzgün bir yıkımın yapılabilmesi için kurallara uymak gerekiyor. Örneğin; 4-5 katlı binalarda kullanılan makine tipiyle, yüksek binalarda kullanılan makine tipinin tamamen farklı olması büyük önem teşkil ediyor. Erkurtoğlu, “Yıkımın yavaş olması gerekiyor. Kolonlara halatlar bağlayıp iş makinesiyle çekme sonucunda kolonlar kırılıp binada anında çökme meydana geliyor. Ancak yıkım firması için hızlı ve ucuz olan bu yöntem, çoğu zaman kazalara da sebebiyet veriyor. Bu nedenle yıkım konusunda bir yönetmelik bulunmadığından dolayı, yıkım esnasında çevre, binalara ve insanlara ve de yıkım esasında çıkabilecek tozlardan dolayı doğaya zarar verilmeyecek şekilde tedbir ve önlemlerin alınması mutlaka gerekiyor” şeklinde konuşuyor.

“Doğru bir kentsel dönüşüm gerçekleşmeli”
Kentsel dönüşümle birlikte gündeme gelen diğer bir konu ise kentsel dönüşümün yapıldığı yerlerde siluetin nasıl olacağı? Başka bir deyişle kentsel dönüşüm çarpık yapılaşma sorununu ortadan kaldırabilecek mi? Ahmet Erkurtoğlu, “Kentsel dönüşümün en büyük avantajı, binaların deprem riskine karşı mevzuata uygun bir şekilde yapılıyor olması. Deprem riskine karşı bu dönüşümün çok önceden başlaması gerekiyordu. Ancak kentsel dönüşümü, sadece çürük binaların yıkılıp yerine yenilerinin yapılması olarak düşünmemek lazım. Kentsel dönüşüm aynı zamanda doğru şehirciliği ve de estetiği gündeme getirmeli. İnsanlar için ev, sadece barınabilecekleri bir alan değil, aynı zamanda sosyal donatıları sayesinde kendilerine ve çocuklarına zaman ayırabilecekleri, doğasından faydalanabilecekleri bir alan olmalı da” diyor. Binaların mimari açıdan bulundukları coğrafi ve kültürel değerlere uygun olarak yapılması gerektiğini söyleyen Erkurtoğlu, insanların ihtiyaçlarına uygun ve estetik projelere imza atmak için mimarlara büyük iş düştüğünü de belirtiyor.