Konut satışında SPK denetimine tepki

İNDER Başkanı Nazmi Durbakayım, konut satışlarının SPK denetimine alınmak istenmesinden rahatsızlık duyduklarını açıkladı

Konut satışında SPK denetimine tepki

13 Ekim 2012 / emlakwebtv
Konut satışlarının SPK denetimine sunulmasına yönelik düzenlemere sektörden tepkiler geliyor. Konuya ilişkin bir tepki de İnşaatçılar Derneği İNDER Başkanı Nazmi Durbakayım'dan geldi.

İNDER Başkanı Nazmi Durbakayım, konut satışlarının SPK denetimine sunulmasından rahatsızlık duyduklarını dile getirerek, yapılacak denetimin yapı işinin doğasına aykırı olduğunun altını çizdi. 

Nazmi Durbakayım'ın yaptığı açıklama şöyle: 

"Konut satışlarının Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) denetimine sunulmasına yönelik yapılan çalışmalar, biz Yapı Müteahhitlerini son derece rahatsız etmiştir.  Öncelikle konutun tanımına bakmak gerekir. Genel adıyla gayrimenkul olarak bilinen bir ürünün satışını, Sermaye Piyasası Kurulu'nun faaliyet alanlarıyla bağdaştırmanın ekonomide açıklaması yoktur. Adı üzerinde ‘Gayrimenkul', yani menkul olmayan bir üründen bahsediyoruz. Bizler burada bir finans ürünün alım ve satımını yapmıyoruz. Biz inşaatçılar, somut bir ürün, yani konut üretiyoruz. 

 Gayrimenkul sektöründe gerçekleştirilen satışlarda dört alternatif vardır;

1- Daire ve para hazırdır. Satış hemen gerçekleşir.

2- Daire hazırdır, para yoktur. Müteahhit ile alıcı arasında kredili satış anlaşması gerçekleştirilir. Gerektiğinde finans kuruluşları devre girer.

3- Daire hazır değil, para hazırdır. Yine müteahhit ile alıcı arasında satış sözleşmesi gerçekleştirilir ve alıcıyı garanti altına almak suretiyle daha uygun fiyatla satış akdi yapılır.

4- Daire ve para hazır değildir. Her iki taraf piyasa şartlarına göre belli bir rakamda anlaşır ve istenirse bir finans kuruluşu vasıtasıyla alım-satım sözleşmesi imzalanır. 

Yukarıdaki işlemler, çok basit ticari işlemlerdir. Yapı müteahhitlerinin bu işlem basamaklarının son ikisinde aldıkları para, her ticarette olduğu gibi peşinat niteliği taşımaktadır. Kar payı/faiz dağıtma veya hayal satmaya yönelik bir para toplama olayı değildir. 

Aylardan beri Tüketiciyi Koruma Kanunu'nda yapılması düşünülen değişikliklerle ilgili taslağı desteklediğimizi deklare ediyoruz. Hatta bu taslağın en can alıcı noktası olan ‘ruhsatı olmayan projelerin satışı'yla ilgili yaptırımların gelmesini istediğimizi dile getiriyoruz. Taslaktaki maddelerin daha da güçlendirilmesi için ilave tedbir olarak, ruhsat ve kat irtifakı şartı aranması gerektiğini de söylüyoruz. 

Piyasada bir kurumun ruhsat almadan projesini satışa çıkarmasını önleme, tamamı ile polisiye tedbirleri gerektirir.  

Eğer böyle bir uygulama olursa, piyasada yapılan benzer her alışverişin de SPK onayı ile yapılması gerekir. Mesela, yaz tatiline gitmek için çok önceden tur satın alanların da SPK onayı ile faaliyet göstermesi mi gerekecek? 

İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) olarak böyle bir düzenlemenin hem SPK'nın sistemine uymayacağını ve bozacağını düşünüyoruz, hem de Yapı Müteahhidi olarak konut üretiminin önüne büyük bir engel konulmasıyla eş değerde olduğunu söylüyoruz. 

Diğer taraftan konut üretiminin her bütçe seviyesine göre yapılmasını arzu ettiğimiz bir ortamda, inşaat maliyetlerini arttıracak bürokratik tedbirlerin ard arda gelmesine de anlam veremiyoruz. Tüketiciyi koruma altına almanın çok basit ve etkili bir yolu varken, bürokrasi çarklarını büyütmek doğru bir karar değildir. 

Yapı Müteahhitleri olarak 2012 yılın gayrimenkul sektörünün altın yılı olarak düşünüştük. 2B, mütekabiliyet ve Kentsel Dönüşüm yasalarıyla 2012'nin bir milat olacağını söylüyorduk. Ancak son aylarda gayrimenkul sektörüne yönelik KDV, Tüketici Kanunu, harç artışları gibi bir dizi düzenlemeler, 2012 yılının gerilme döneminin başlangıcı olarak kayıtlara geçirecektir. Bu tip uygulamalar ile 2012'nin ikinci çeyreğindeki 0,4 oranındaki büyümeyi bile arayabiliriz.  

Bürokrasiyi artıracak uygulamalar ile Türkiye ekonomisine can veren inşaat faaliyetlerinin yavaşlatılmasının yanlış bilgilendirilmeden kaynaklandığını düşünüyoruz. İnşaat sektörünü yakından bilen ve tanıyan Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Erdoğan Bayraktar'ın bu konuyla ilgileneceğini umuyoruz."