Özür diplomasisini belirleyen baskı: Rusya ambargoları

Uçak krizi ile başlayan ikili gerilimde Türkiye, özür diledi ve ilişkilerin normalleşmesi adına önemli bir adım attı. Türkiye'nin dış politikasındaki kısa süreli strateji değişikliğinin altında ise Rusya ambargolarının Türkiye ekonomisi üzerinde yarattığı tahribat yatıyor

Özür diplomasisini belirleyen baskı: Rusya ambargoları

24 Kasım'da Rusya'ya ait jetin Türkiye tarafından düşürülmesiyle başlayan ikili gerilim, Türkiye ekonomisi açısından da çok önemli bir tahribatın miladı oldu. Devletin üst makamlarındaki yetkililer, ya Rusya'nın ekonomik ve siyasal ambargo konusunda bu kadar ısrarcı olabileceğini; ya da Türkiye ekonomisinin bu ambargoya direnç gösteremeyeceğini düşünememiş olacak ki, "Asla özür dilemeyeceğiz" ve "Alsan ne olur, almasan ne olur!" gibi çıkışlar yapmıştı.

"Özür dilemeyeceğiz" çıkışından, "tazminat" ödemeye evrilen diplomasi
Ancak bugün gelinen noktada, ilk andaki tutumdan çok uzaklara düşüldüğü anlaşıldı. Özür bir tarafa, uluslararası diplomasinin bu gibi durumlardaki belirleyici unsuru "tazminat" bile gündeme geldi. Önce Başbakan Binali Yıldırım; sonrasında ise Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bu olasılığın tartışma dahilinde olduğunu açıkladı. Kalın tazminatın, pilotun ailesinden gelecek bir talebe bağlı olduğunu söyledi.

 

Özür diplomasisini belirleyen baskı: Rusya ambargoları

 

 

Her koşulda Türkiye, Kasım ayından bugüne diplomasi alanında önemli bir geri adımın altına imza atmış oldu. 

Türkiye neden özür diledi? Rusya ambargosu ve kritik sektörler
Kuşkusuz Türkiye'nin attığı geri adımda belirleyici unsur, Rusya'nın Türkiye karşısındaki ekonomik üstünlüğü ve Türkiye ekonomisinin Rusya'ya olan bağımlılığı yatıyor. Rusya'nın Türkiye'ye yönelik diplomasi stratejisinin bileşenleri ise kritik sektörler ve bileşenlerinden oluşuyor.

1- İnşaat
Rusya krizin ilk gününden itibaren Türkiye için büyük bir önem taşıyan ve sıklıkla  "lokomotif sektör" olarak anılan Türk inşaat sektörünü hedef aldığını gösterdi. İlk açıklama Türk şirketlerinin Rusya'daki faaliyetlerine son verileceği yönündeydi. Ancak uygulaması imkansız olan bu adımdan kısa sürede geri adım atıldı ve daha uygulanabilir bir strateji belirlendi. Bu konudaki adımlar şöyle özetlenebilir:

- Türk şirketlerine sınırlama: İlk açıklama Rusya İnşaat Bakanı Mihail Men'den geldi. Bakan, Rusya'daki Türk şirketlerin 2016'dan itibaren Türk şirketlerin faaliyetlerine aşamalı olarak kısıtlama getirileceğini belirtti.
- Türk işçilerin sınır dışı edilmesi: İkinci hamle ise Türk işçilerinin sınır dışı edilmesi ile ilgiliydi. Bu hamle, Rusya'da çalışmakta olan 30 bin civarında Türk üzerinde endişe yarattı. Rusya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Topilin, ancak belirli gereklilikleri yerine getiren işçilerin çalışmalarına devam edebileceğini açıkladı. Bunun için ise belirlenen süre 1 Ocak'tı . Bu tarihten itibaren Türk vatandaşlarını çalıştırma ve çalıştırmakta olanlara da iş sözleşmesini yenileme şartı getirildi. Bunu yerine getirmeyen işçiler sınır dışı edildi. 
- Hangi şirketler Türk işçi çalıştırabilir: Yürütülen çalışmalar sonrasında Türk işçi çalıştırmasına izin verilen şirket sayısı 53'e indirildi. Karar Rusya Başbakanı Dmitriy Medvedev önderliğinde alındı. Diğer şirketlerin Türk işçi çalıştırması ise yasaklandı. 

2- Konut satışları
Rusya ile yaşanan krizin Türkiye konut sektörü açısından en doğrudan etkisi, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan Konut Satış İstatistiklerine yansıdı. Ruslara yapılan satışlarda Eylül ayında yaşanan sert düşüşün dahi altına düşülmüştü. Sektör temsilcileri, kamuoyuna olumlu mesajlar vermek adına," Rusların konuta ilgisi sürüyor" yönlü açıklamalarda bulundu. Ancak istatistiklere göre Ruslara konut satışında Ocak 2016'dan itibaren belirgin bir gerileme başlamıştı. Bu düşüş eğilim ancak Mayıs ayında durdu ve son 5 ayın  zirvesine ulaştı. 

3- Ortak projeler hamlesi
Rusya'nın Türkiye'ye yönelik en etkili hamlelerinden bir diğeri ise ortaklaşa yürütülen projeler alanında geldi.

- Türk Akımı: Uçak krizi öncesinde de sancılı bir şekilde devam etmekte olan Türk Akımı projesinde iyileşme adımları bir türlü atılamadı. Devlet Başkanı Putin, Türkiye'ye güvensizliğini belli edercesine, devam görüşmeleri için Brüksel'in garantörlüğünü şart koştu.
- Akkuyu Nükleer: Türkiye'nin büyük bir heves duyduğu Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili görüşmeler de durma noktasına geldi. Konuyla ilgili olarak eğitim desteği kesildi ve prosedür gereği yürütülmesi gereken acil işlemler ve ihaleler dışında herhangi bir çalışma yapılmadı. Uzmanlar projenin önemli bir biçimde sekteye uğrayacağını açıkladı.

 

Özür diplomasisini belirleyen baskı: Rusya ambargoları

 

4- Doğal Gaz Kozu
Türkiye'nin aldığı en önemli darbe ise Gazprom şirketinin 1 Ocak'tan itibaren yüzde 10.25'lik doğalgaz indiriminde vazgeçtiğini açıklaması oldu. Yetkililer, bu indirimden yararlanan 6 firmaya, normal fiyatlandırma yapacağını belirtti ve "İndirim için krizin bitmesini bekleyin." mesajı gönderdi. Türkiye doğalgaz ihtiyacının yüzde 54'ünü halen Rusya'dan karşılıyor. 

 

Özür diplomasisini belirleyen baskı: Rusya ambargoları

 

5- Turizm
Rusya krizi ile birlikte Türkiye'nin doğrudan etkilendiği  alanların başına ise turizm geliyor.  

- Turist sayısında büyük düşüş: Vatandaşlarına "Türkiye'ye gitmeyin" çağrısı yapan Rusya'nın ambargo kararı büyük bir etkiye ulaştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sitesinde yer alan verilere göre Mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 34.7'lik bir düşüş kaydedildi. Bu aynı zamanda 1994'ten günümüze en düşük düzeyi temsil ediyor. Yılın ilk beş ayında ülkeye gelen toplam turist sayısı 8.3 milyon kişi düzeyinde kalmış durumda. Mayıs ayı bazında yalnızca Rusya'dan gelen ziyaretçi sayısındaki düşüş ise yüzde 92 düzeyine ulaştı.TÜSES tarafından hazırlanan raporda Rusya krizinin yüzde 40 düzeyinde bir kayba neden olacağı ve bunun da 2.3 milyar dolarlık bir gelir anlamına geldiği belirtilmişti.

 

Özür diplomasisini belirleyen baskı: Rusya ambargoları

 

- Satılık otel sayısında artış: Rusya ile yaşanan krizinin turizme etkisi ise en ağır biçimde otel sayılarındaki artış ile yansıdı. Yalnızca 2016'nın ilk iki ayında Ege ve Akdeniz Bölgesi'nde satılığa çıkarılan otel sayısı 1.300'ü bulndu.