Sit diye, bir şey yapmayalım mı?

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Millet benden gıcık kapıyor, ama artık yapılarda denetimler daha sıkılaşacak” diyerek müteahhitleri uyardı

Sit diye, bir şey yapmayalım mı?

3 Eylül 2013 / emlakwebtv

Bayraktar, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ODTÜ’den geçireceği yolla ilgili tartışmalara da değinerek, “Sit diye bir şey yapmayalım mı?" dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, inşaat sektörünün Türkiye’nin büyümesinde lokomotif olmaya devam edeceğini belirterek “200 bin müteahhidimiz olması normal değil. Artık abara dubara müteahhit devrini bitiriyoruz” dedi. Hürriyet'in haberine göre, “Millet benden gıcık kapıyor, ama artık yapılarda denetimler daha sıkılaşacak” diyen Bayraktar, şu mesajları verdi:

Çevre çok popüler ve frapan bir iş

“Biz disiplinleri ortaya koyup ortamı oluşturuyoruz. ‘Bir yere bir şey yap çevreyi gözardı et’ demiyoruz. Böyle bir yafta oluşturmak istiyorlar. Çevre çok popüler ve frapan bir iş. Şehirciliğin çevrenin önüne geçtiğini söylüyorlar. Ben mazimden kopamam, ben inşaatçıyım, yıllarca müteahhitlik yaptım. Ustalık yaptım, sıvacılık yaptım, amelelik yaptım. Tabii o müteahhitlik bana yapıştı. Aslında çevreciliği oluşturan kanat inşaat mühendisleridir. İnşaat mühendisi olarak çevreci yanımız görmezden geliniyor.”

Oyun kurucusu olacaksın

Türkiye’de 200 bin müteahhit olmasının problem olduğunu kaydeden Bayraktar, “Madem öyle, bu sıkıntıyı kazanca çevirelim, kaliteli müteahhit çıkaralım. Artık abara dubara müteahhitlik kesimi tasfiye oluyor, bunu sona erdirmeye gayret ediyoruz. Daha önce ‘Devletten iş al nasıl olsa süre uzatımı, fiyat farkı alırsın, olmadı mahkemeye gidersin’ diyorlardı. Bunu büyük ölçüde kırdık” dedi. Artık teknik müşavirliğin gelişeceğini kaydeden Bayraktar şöyle devam etti: “Yurtdışında iş alıyorsan asıl oyun kurucu olacaksın, taşeron olmayacaksın. Teknik müşavirlikte baştan sona işi yürüteceksin. O zaman yapı malzemeleri de Türkiye’den gidecek. Biz bu kulvarda öne geçtikçe Türkiye kalkınacak, inşaat sektörü lokomotif olmaya devam edecek. Dünyadaki büyük krizlerden her ülke inşaat sektörüyle çıktı.”

Sit diye bir şey yapmayalım mı?

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ODTÜ’den geçireceği yolla ilgili tartışmalara da değinen Bayraktar, “Sit diye bir şey yapmayalım mı? ODTÜ, Büyükşehir Belediyesi ve bakanlık olarak oturup konuştuk anlaştık. Ağaç olan yerden tünel yapacağız. Evet, sit alanı. Sit olunca hiç bir şey yapmayacak mıyız? Bu yol bir güzergahtır. Yolun güzergahını değiştirmek çok zordur. Hastaneyi, camiyi, okulu başka yere yapabilirsiniz. Ama yolu yüz sene, bin sene her bakımdan kullanacaksınız.” dedi.

Millet gıcık kapıyor ama...

ÇED raporunda “Ben onayı aldım sen sağ ben selamet” devrinin kapanacağını söyleyen Çevre Bakanı Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: “ÇED raporu almak bir yerde yatırım yapılırken oranın doğaya etkilerinin bir bir anilizini yapmaktır. 200 değişik başlık var. Fabrika işletmeye alındıktan sonra neler yapılacak, onun göstergesidir. ‘Uğraştım ÇED raporunu aldım sonra sen sağ ben selamet’ diyorlar. Türkiye’de ruhsat vermekte biz 146’ncıyız zorluk ve bürokrasi bakımından. Ruhsat alıyorsun sonra hak getire denetim menetim yok. Ben şimdi onun mücadelesini veriyorum ama millet benden gıcık kapıyor. ‘Bu denetim yapmasın ruhsat versin karışmasın’ diyor. Asıl ruhsatı verdikten sonra denetim olması lazım. Bir anlamda koruyucu hekimliktir.”

Büyük yıkım 2 aya kadar başlayacak

Başta Ege ve Akdeniz olmak üzere kıyıları usulsüz kullanan yapılara karşı büyük yıkım operasyonunun iki aya kadar başlayacağını açıkladı. Bayraktar, “Yıkılacaklar içinde büyük oteller de var. Ajitasyon yapmak isteyenler olacak, belki aleyhimde başka işler çıkaracaklar. Bana çok fena vuracaklar, ama bunun başka yolu yok” dedi. Bayraktar şunları söyledi: “Sahillerde ilgili belediyelerde yüz göz olma ve imkan sıkıntısı var. Ufak belediyelerin yeterli ekibi de yok. Sahiller için çok yetkili kurum var. Kıyı kenar çizgisi yönünden yetki bizde. Dalganın vurduğu suyla kıyı kenar çizgisi arasında bir şey yapılmaz. 1992’den beri yasa birtakım evrimler geçirdi. 1992’den sonra belediyelerin verdiği ruhsatlar var. Bunların bir kısmı müktesep haktır, bir kısmı usulüne göre yapılmıştır. 1992’den önce yapılanlar müktesep (kazanılmış) hak, imarsız da olsa yıkılmayacak. Adamın ruhsatlı iskanlı yeriyse ya kamulaştıracaksınız ya bırakacaksınız. Öyle paldır küldür yıkamazsınız. Kıyılardaki yapıların hatırı sayılır bölümü ya ruhsatsız ya iskansız ya iskana aykırı ya da hepten kaçak. Bizim esas işimiz onlarla. Ortalığı karıştırmamak, kırıp dökmemek, turizmi ve yatırımcıyı tedirgin etmemek lazım. İyi niyetimizden fırsatçılık yapanlara da göz açtırmayacağız. Küçük yıkımlar başladı.” seslerinin çıkmadığını bakmayın.

Yağ yakandan, numara çekenden bıktık artık

Bakan Bayraktar, kompliman ve manipülasyon yaparak birbirine numara çekenlerin ve yağ yakanların olduğunu dile getirerek, “Yer tutacağım diye yağ yakmak olmaz, bundan bıktık artık” dedi. “Rant olmadan özel sektör gelip çalışır mı?” diyen Bayraktar, “Vatandaşın evi sakat, salaş. Evi yıkılacak, deprem olacak ‘Allah’ın işi bana ne’ diyor. ‘Kaçak evimi verip üç daire nasıl koparırım devletten’ niyetinde. Bu iş böyle yürümez ki. ‘Emsali artır diyor, altyapı yok, ulaşım yok, tabiat kirleniyor. Buna izin vermeyiz” diye konuştu.