Son Kanal İstanbul uyarısı

Kanal İstanbul projesinin çevreye olası etkilerini ele alan bilimsel bir çalışma gerçekleştiren Prof. Dr. Doğan Kantarcı, yapılaşma yoğunluğu, deprem faktörü ve hafriyat olgularının kent üzerindeki etkilerine ilişkin önemli sonuçlara ulaştı

Son Kanal İstanbul uyarısı

Kanal İstanbul projesinde ihale süreci ve inşa çalışmalarına geri sayım başlamışken mega yatırımın çevre üzerindeki olumsuz etkilerini ele alan bilimsel çalışmalar da kamuoyuna yansımaya devam ediyor. Bu çalışmalardan birinin altına imza atam İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.Doğan Kantarcı, Kanal İstanbul'un Marmara Denizi ve kent yaşamı üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çekti. 

Kanal İstanbul'un çevreye maliyeti?

Prof. Dr. Kantarcı tarafından hazırlanan alternatif ÇED raporunun bugünkü Hürriyet'te yer alan bölümleri, Kanal İstanbul projesinin kent yaşamı ve Marmara Denizi üzerindeki olumsuz etkilerine işaret ediyor. Bu etkiler şu başlıklar altında toplanıyor.

- Hafriyat yükü: Hazırlanan raporun en dikkat çekici yönü, 35 kilometrelik bölümünden çıkarılan 2.1 metreküplük materyalin tüketim ve kullanım süresine ilişkin tahminler oldu. Bu materyalin kabarma etkisiyle birlikte ulaşacağı düzey ise 3.6 ila 4.5 milyar ton olarak hesaplanırken inşaat sürecine aktarımı ise oldukça zor olarak görülüyor. Rapora göre, yoğun raylı sistem inşaatlarına aktarımına karşın bu materyal en kısa 22 senede taşınabilirlik düzeyine sahip.

- Marmara Denizi'ne etkileri: Diğer taraftan alternatif ÇED Raporu'na göre, Kanal İstanbul'un en büyük etkisi Marmara Denizi'ndeki yaşam üzerinde gerçekleşecek. Raporda, özellikle Küçükçekmece Gölü'nde apılacak derinleştirme kazısından çıkacak dip çamurunun Marmara Denizi'ndeki canlı yaşamını bitirebileceğine dikkat çekiliyor. 

- Deprem tehlikesi: İstanbul'u bekleyen büyük depremin gerçekleşmesi halinde Kanal İstanbul ve güzergahının ciddi bir tehdit altına girdiğine dikkat çekilen raporda, kanalın ana yapısı ya da yat limanlarının temel yapılarında meydana gelebilecek burulma, çökme ya da yanal kaymalarla deniz suyunun sızmalarının önüne geçilemeyeceği vurgulanıyor. Akış hızı 400-800 metreküp/saniye seviyesinde gerçekleşen bir platformun kapak sistemi ile kesilmesi ya da kurutulma aracılığıylaa çatlakların bulunmasına olanak bulunmadığına dikkat çeken raporda, bu yoğunluğun yer altı sularının tuzlanmasına yol açacağı da vurgulanıyor. 

- Temiz içme suyuna etkileri: Alternatif ÇED raporunun bir diğer önemli noktası ise Kanal İstanbul çevresinde planlanan yapılaşmanın "temiz içme suyu" olarak tanımlanan kaynaklar üzerinde tahribata yol açması oldu. Özellikle İstanbul'un küzeyinde Durusu Gölü'nün Dou kısmında 9 bin hektar, Sazlıdere Barajı etrafında 25 bin hektar, Küçükçekmece Gölü kıyısında ise 4 bin 400 hektarlık alanın yerleşime açılacağına dikkat çeken raporda, bu yapılaşmanın otlak, orman, tarım arazileri ile temiz içme suyu üretimine olumsuz etkiler yol açacağı belirtiliyor. 

- Kanal İstanbul'de tanker kazası riski: Kanal İstanbul'un inşasına ilişkin en öneml arguman olarak sunulan İstanbul Boğazı'nı tanker kazalarından koruma sorununu da ele alan alternatif ÇED Raporu benzer riskin kanala komşu milyonluk kentler için de geçerli olduğuna dikkat çekti. Kanaldan geçirilmesi düşünülen akaryakıt tankerlerinin de kazalara açık olduğuna vurgu yapan rapor, doğalgaz ya da amonyak tankerinin patlaması halinde çevre ve kanal ulaşımı üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceği belirtildi.