Türkiye 'balon' riskine karşı güçlü

Wisconsin-Madison Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Yavaş, Türkiye'nin ABD ve Avrupa ile kıyasla konut riskine karşı daha sağlam bir konumda bulunduğunu söyledi

Türkiye 'balon' riskine karşı güçlü

GYODER tarafından düzenlenen 14. Gayrimenkul Zirvesi'nde, 'Konut sektöründe balon var mı?' sorusuna yanıt arandı. İş GYO Genel Müdürü Turgay Tanes'in yönettiği oturumda, konuşan Wisconsin-Madison Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Yavaş ise emlak balonunun tarifsizliğine dikkat çekti.

Türkiye Avrupa ve Amerika'ya göre daha sağlam
Türkiye'de konut sektöründe balon var mı sorusundan yolan çıkan Yavaş, Türkiye'de olası bir balon patlarsa ne olur sorusunun yanıtlarını aktardı. Yavaş ayrıca Emlak Balonunun içindeki zehirli gaz: krediler başlığı adı altında konut kredisi konusuna açıklık getirdi. Yavaş: 'Konut Sektöründe Balon Var mı? Sorusu bize has bir sorun değil, her yerde konuşuluyor. Burada ana faktör konut kredileridir. Krediler risk anlamında en önemli faktördür. Balonu ürkütücü yapan arkasında ne kadar kredi kullanıldığıdır. Türkiye kredi anlamında ABD ve Avrupa'ya göre daha sağlam bir konumda bulunuyor.' şeklinde konuştu.

14. Gayrimenkul Zirvesi

Türkiye'de balon sorunu yok
Türkiye'nin dünyada demografik yapısıyla ön plana çıktığını vurgulayan Garanti Mortgage Genel Müdürü Murat Atay, konuşmasında, "GYODER'in yaptığı analizlere göre her sene 600 binden fazla konut üretimi gerekiyor. 2004 sonu itibarıyla Türkiye'de mortgage sektöründen bahsetmek mümkün değilken, şu anda katılım bankaları ile beraber 110 Milyar TL'yi aşmış durumda. Geçen 10 yıl boyunca çift haneli büyümeye imza attı, yılda ortalama olarak %25 artış gösterdi" diye konuştu.

Atay: "Suni bir talep patlaması söz konusu değil; ancak nüfusa paralel doğal bir arz artışından bahsedebiliriz. Fiyatlarda bir yükseliş var; reel bazda bakıldığında ise alarm verecek bir gelişme mevcut değil. Sektörde balon diye tanımlanan sorunun en büyük kaynağı, söz konusu arz-talep arasındaki fark. Garanti Mortgage olarak, Türkiye'de bir balon sorunu olduğunu düşünmüyoruz. Belirli segment ve bölgelerde arz-talep dengesizliği kaynaklı arz fazlası mevcut. Ancak burada oluşan fazla stoğun fiyatlarda olabilecek düzeltme veya bölgenin çekiciliğinin artırılmasıyla eriyebileceği kanaatindeyiz" dedi.

Projelerin yüzde 80'i orta ve alt gelir grubuna hitap ediyor
Tüketicinin alım gücü ve arz talep dengesini anlatan EYG Gayrimenkul Yatırım, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk ÇELİK ise "Türkiye'de konut talebinin yüzde 80'i orta ve alt gelir grubunun talebinden oluşuyor. Ancak üretilen konutların yüzde 80'lik kısmı orta ve üst gelir grubuna yönelik projelerden oluşuyor. Türkiye'de alınan ruhsat sayıları 800 binlerde, ancak gelen talep 600 binlerde. Bunlara bakınca arz ile talep arasında 150-200 adet konutabdu üretiliyor gibi gözüküyor, bu da balon hissi uyandırıyor. Oysa kentsel dönüşüm, yeniden yapılan binalar özetle yıkım ruhsatlarını bilmeden balondan bahsetmek de zor. Yani yıkılan 1 dairenin yerine 2 daire yapılıyorsa biri yıkılan evin sahibine verildiği için pazara satış için bir daire geliyor. Bir başka açıdan da her yıkılan daireyi ya konut ihtiyacına eklemek ya da satışa sunulan daireden düşmek lazım. Önümüzdeki 5-10 hatta 20 yılda da her yıl 600-700 bin konut ihtiyacı artarak devam edecek gibi gözüküyor. Konut geliştiricilerinin de üretim iştahı yerinde, üretim 800 bin adet gibi gidiyor" dedi.