Uzmanlardan depremde dolgu alan uyarısı

1980'li yıllardan bugüne İstanbul genelinde yürütülen dolgu alan çalışmaları sonrasında, Büyükada'dan daha büyük yapay kent bölümleri oluşturuldu. Uzmanlar yaratılan alanların deprem riskini güçlendirdiğine dikkat çekiyor.

Uzmanlardan depremde dolgu alan uyarısı

1980'li yıllarda Pendik ve sonrasında ise Avcılar'da başlayan dolgu alanı çalışmaları, son dönemde atılan adımlarla birlikte hatırı sayılır boyutlara ulaştı. Yapılan ölçümler 1980'li yıllardan günümüze dek sahillere yapılan dolgu alan miktarının 6 kilometrekare seviyesine dayandığını gösteriyor. Bu rakam, İstanbul Büyükada'nın toplam yüzölçümünden daha yüksek düzeyde bir yapay alanın oluştuğunu gösteriyor. Zira Adalar Belediyesi'nin resmi internet sitesindeki bilgilere göre, Büyükada'nın yüzölçümü 5.4 kilometrekare seviyesinde.

Uzmanlardan uyarı: Dolgu alanlar ve depremin yıkım potansiyeli

1980'li yıllardan itibaren Ahırkapı ile Bakırköy, Caddebostan ile Pendik ve Harem ile Üsküdar sahilleri arasındaki kesimlerin doldurularak oluşturulan sahil yolları ve rekrreasyon alanları, sonraki dönemlerde Avcılar ve son dönemde de Maltepe gibi kapsamlı dolgu alanı çalışmalarıyla önemli boyutlara ulaştı. 1963 ile 2005 yılları arasında 3 kilometrekarelik alanın dolgu sahası olarak oluşturulduğuna dikkat çeken araştırmalar, 2005-2017 yılları arasında da 2.55 kilometrekarelik bir alanın da denizden alındığını gösteriyor. Son bölümdeki dolgu miktarının böylesine yüksek düzeye ulaşmasında ise Yenikapı, Maltepe, Yassıada rekreasyon alanalrı yanında Ataköy Yat Limanı ile İstanbul Boğazı'ndaki Çubuklu ve Emirgan yaya yollarının büyük payı bulunuyor. Tellibaba Koyu'nda da Sahil Güvenlik için yapılan doldurma işlemleri, Ambarlı Limanı, Haliç Tramvay dolguları, Kabataş Martı Projesi gibi projeler de dolgu alanlarının fazlalaşmasında önemli bir rol oynadı.

İnsanlar ve araçlar kıyılarda birikiyor

Denizden kazanılan bu alanlarda kimi zaman kent parkları inşa edilirken kimi zaman da mega projelerin hayata geçirilmesine dayanak teşkil ettiğini dile getiren uzmanlar, buna karşın bir "deprem kuşağı kenti" olan İstanbul için çok önemli bir risk potansiyeli oluşturduğuna dikkat çekiyor.  Avrasya Tüneli ve Marmaray gibi mega projelerin de İstanbul için trafiğin bu bölgelerde yoğunlaşmasına yol açtığını dile getiren Mimar Korhan Gümüş, bu projelerle birlikte insan ve araçların kıyılarda birikmeye başladığına dikkat çekti. Gümüş, olası bir deprem ve tsünami halinde bu bölgelerin en çok zarar görecek yerler olarak işaretlenmesi gerektiğini de belirterek: "Belli zamanlarda, yoğunluklar söz konusu. Yüzbinlerce insanın buralarda birikiyor. Avrasya Tüneli ve Marmaray gibi projeler, olası bir tsünamide ve ani su baskınında nasıl korunacak? Su nasıl tahliye edilecek? Bunları bilmiyoruz. Ben hiç dolgu alanı yapılmasın demiyorum. Ama bu kadar kolay ve tartışılmadan yapılmaması gerek..." ifadelerini kullandı. 

Şehir Plancıları Odası: Dolgu ve deprem riski

Dolgu alanların deprem riski oluşturduğuna yönelik bir diğer açıklama da Şehir Plancıları Odası'ndan geldi. Kamusal donatı ihtiyacının rakşılanmasında dolgu alan çalışmalarının tek yol olarak göründüğü stratejilerin kent içinde yaratılamayan yeşil alanlardan dolan boşluğu doldurma hedefi taşıdığına dikkat çeken Şehir Plancıları Odası: "Boğaz gibi eşsiz coğrafyaya sahip şehirde kıyıların doğal olarak korunması kent estetiğini koruyan bir unsur olabilirdi. Yüksek deprem riskinin bulunduğu İstanbul'da kentin sorunlarına proje bazlı ve kısa vadeli çözüm geliştirilme çabasıyla karşı karşıyayız." yorumunda bulundu.