Ya Kanal'dan ya da İstanbul’dan vazgeçelim

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Kanal İstanbul paneline katılan akademisyenler, projenin depremi tetiklemeden ekolojik sorunlara kadar birçok etkisinin olacağını söyledi

Ya Kanal'dan ya da İstanbul’dan vazgeçelim

29 Ocak 2014 / emlakwebtv
İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafındn düzenlenen "Hukuki, Kentsel ve Ekolojik yönleriyle Kanal İstanbul" isimli panel, Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Turgut Tarhanlı’nın moderatörlüğünde Prof. Dr. Emin Özsoy, Prof. Dr. Fikret Adaman, Prof.Dr. Naci Görür, Doç. Dr. Hürriyet Öğül, Yrd. Doç. Dr. Dolunay Özbek, Dr. Nilüfer Oral, Dr. Sedat Kalem’in katılımıyla gerçekleşti. Panelde tüm yönleriyle Başbakan Tayip Erdoğan’ın 2011 yılında duyurduğu Kanal İstanbul projesini masaya yatıran akademisyenler, projenin depremi tetiklemeden ekolojik sorunlara kadar birçok etkisinin olacağını söyledi.

Özsoy: “İstanbul kanserli bir akciğere benziyor”
İstanbul’un kanserli bir akciğere benzediğini belirten Ortadoğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy "İstanbul mega kent ama aynı zamanda haritadan baktığınızda kanserli bir akciğere benziyor. Yeşil alanlar çok az. Yeşil alanlar kuzey ormanları ve biz şu an onları tehdit ediyoruz. Ben olamayacağını varsayıyorum” dedi.

Kalem: “Ya kanaldan vazgeçeğiz, ya İstanbul’dan”
İstanbul’un iklimini, suyunu bu ormanlara ve bu doğal alanlara borçluyuz diyen Doğa Koruma Direktörü (WWF) Dr. Sedat Kalem, "İstanbul’un iklimini, suyunu biz bu ormanlara, bu doğal alanlara borçluyuz. Bunların başında içme suyu geliyor. Böyle bir proje, içme suyu rezervlerinden vazgeçmek anlamına gelir. Bugünkü nüfus 13 milyon. 25 milyona ulaştığında azalacak su kaynakları nereden telafi edilecek. Bugün Melen’den Istranca’lardan telafi ediyoruz, yarın Tuna’dan Fırat’tan mı getireceğiz suları? Bu konuda bilime kulak verilmesi, sürecin mümkün olduğunca kamuoyuna açık olması. Çünkü bu konu sadece inşaat projesi bağlamında, ekonomik ölçülerde tartışılıyor. Dolayısıyla hem Kanal hem İstanbul bir arada mümkün değil, ya kanaldan vazgeçeğiz, ya İstanbul’dan."

Görür: “Deprem en az 10 şiddetinde etkilenecek”
Bu projenin Doğu Trakya’nın drenaj sistemini etkileyeceğini vurgulayan İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, “"İnanılmayacak boyutta kazı, dolgu, dinamit ve iş makinesi kullanımı, gürültü, egzoz, yapacağınız güzergah boyunca oluşabilecek kayma, göçük oluşacak. Doğu Trakya’nın drenaj sistemini tümüyle etkileyecek, sadece yer altı suyu kaybı bile İstanbul’u yaşanmaz hale getirebilir. Kanal nerede yapılırsa yapılsın Marmara’ya girdiği yerde deprem en az 10 şiddetinde etkilenecek. Daha fazla olabilir."

Mimar Sinan Üniversitesi Şehir Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hürriyet Öğdül, Kanal İstanbul’un kardeş projesinin 3’üncü havalimanı olduğunu belirterek aradaki bağıntıyı hafriyat aktarımı ile açıkladı. Öğdül, havaalanını yapmak için doldurulacak sulak alanların, Kanal İstanbul projesi nedeniyle çıkacak tarım toprağı ile doldurulacağını savundu.

Oral: “’Karadeniz Biyolojik Çeşitlilik ve Peyzajın Korunmasına ilişkin Protokolü’ne ters”
Komşularımıza karşı sorumluluklarımızın olduğunu söyleyen Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Nilüfer Oral, "Kanal İstanbul projesinin 1992 yılında imzalanan Bükreş Sözleşmesi ve 2011 yılında yürürlüğe giren ‘Karadeniz Biyolojik Çeşitlilik ve Peyzajın Korunmasına ilişkin Protokol’ başta olmak üzere Türkiye’nin imzaladığı pek çok anlaşmayla ters düşecek. Biz bunu yaparken komşumuza zarar verir miyiz? Verirsek de bunun bir sorumluluğu var. Her şeyi tek taraflı yapmaya çalışıyoruz. Hiç mi bu ülkelere danışmayacağız? Bükreş sözleşmesinin hedeflediği, Karadeniz’i balıklarından tutun da doğal hayatı, sadece deniz değil kıyı, bunları korumak iyileştirmek" diye konuştu.

Montrö Sözleşmesi’ni de unutmamak gerektiğini vurgulayan Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yardımcı Doçent Dr. Dolunay Özbek: "Montrö Sözleşmesi’nde kurulan bir denge var. Sözleşme kalktığı zaman, direkt Türkiye’nin lehine kabul edilmiş bazı askeri hükümler de gidecek. Sözleşme ortadan kalkarsa, içinde bulunduğumuz durum ticaret gemileri açısından şu andan daha avantajlı olmayacak. Daha kapsamlı düşündüğümüz zaman Türkiye’nin daha büyük kaybı olacak” dedi.