Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne Fibrobeton katkısı

Yavuz Sultan Selim köprüsünün kulesi, Türk yapı malzemeleri sektörünün önde gelen şirketlerinden Fibrobeton tarafından geliştirilen özel bir ürünle giydirildi

Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne Fibrobeton katkısı

Fibrobeton, 322 metrelik kule yüksekliği ile dünyanın en yüksek asma köprü ayağı ünvanına sahip Yavuz Sultan Selim köprüsünün, 297 ile 322 metre arasındaki 25 metre yüksekliğindeki kulesini kapladı.

Fibrobeton'dan kıtaları birleştiren projeye katkı
Yavuz Sultan Selim köprüsünün açılışı dolayısıyla bir açıklama yapan Fibrobeton Yönetim Kurulu Başkanı Dündar Yetişener, yapımı Fibrobeton tarafından gerçekleştirilen köprü kulesinin mimari ve teknik özellikleri hakkında bilgiler verdi. Kule kaplaması işini üstlenen yüzde yüz Türk sermayeli bir şirket olan Fibrobeton’un, yüksek üretim teknolojisi ve mühendislik bilgisi ile dünyanın en yüksek ayak kulelerine sahip olan bu eşsiz yapının inşasında, ekibin bir parçası olarak katkı sunmasından son derece gurur duyduklarını söyledi. Yetişener, “Köprü, birleştirici bir semboldür. Birçok ilk’i ve en’i bir arada toplayan bu kalıcı eserin, milletimiz için de birleştirmeye-bütünleştirmeye vesile olmasını ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Köprü kulesi için özel bir malzeme geliştirildi
Fibrobeton mühendislerince, bu proje için özel olarak geliştirilen prekast malzeme kullanılarak kule kaplamasının gerçekleştirildiği ve bu malzemenin 300 kg/metrekare’nin üstünde rüzgar yüküne karşı dayanımının olduğunu belirten Dündar Yetişener, “Bu prekast betonu geliştirirken Fibrobeton olarak yurt dışı ve yurt içi işbirliklerinden destek aldık. Bu sayede çok ince kalınlıkta ve yüksek rüzgar yüklerine karşı dayanıklı özel prekast beton geliştirdik” dedi.

Türk yapı sektöründe bir ilk
Köprü kaplamasında kullanılan bu prekast malzemenin Türk yapı sektöründe ilk olma özelliği taşıdığını söyleyen Dündar Yetişener, bu sayede kule kaplamasını 110 kg/metrekare ağırlığa indirgediklerini ifade etti. Yetişener, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu sayede 100 metrekarelik devasa modül, tek parça olarak kulenin üstüne monte edildi. Bu tümüyle Türk mühendislik, mimari ve malzeme çözümünün sonucudur. Bu bilgi birikimi, Türk firmalarını uluslararası alandaki dev projelerde tercih edilen bir konuma getirmiştir. Hem malzeme üretimi hem de tasarımda bir ilki yapmış olduk. Geliştirdiğimiz bu prekast malzeme, dünyanın en büyük eserlerinden birisi olan Yavuz Sultan Selim köprüsünde, bizden istenilen 100 yılın üstünde vasfını koruma garantisi ile gelecek nesillere kalıcı bir eser bırakıyor. Fibrobeton olarak yapılara dayanıklılık, estetik ve ruh katarak, hem insanlığın yaşam kalitesini yükseltmek hem de gelecek nesillere bırakılacak ortak kültürel mirasa değer katmak ana gayemizdir:”

Her kulede 75 adet prekast kullanıldı
Dündar Yetişener’in verdiği bilgiye göre, dört kulenin yer aldığı köprünün, her kulesinde 8 modül ve her bir modül on adet prekast panelden oluşuyor. Kulenin beton blokları, yerde önceden kurulmuş olan çelik yapıya monte edildi. Daha sonra kule üzerine kaldırmadan, yerde deneme montajı yapılarak yapının parçaları arasında uyumu sağlandı. Yerde geçici süreliğine oluşturulan bu yapı, zeminde sökülerek bu sefer de kuleye montaj için hazırlandı. Bu sayede ilk tasarıma göre yaklaşık altı ay boyunca devam etmesi gereken montaj süreci, toplamda bir aylık süreye indirildi.

Yapının beton prekast bloklarının ağırlıkları da 350 kg/m2’den 110 kg/m2 yüklerine indirildi. Böylece çelik yapının tasarımında ciddi hafifleme ve yapım kolaylığı sağlandı. Ana taşıyıcı çelik yapı da 350 tondan 160 tona indirildi. Kimi yerde üç farklı açısı olan özel geometriye sahip bu panellerin, gerek üretimi gerekse kontrolleri de büyük bir teknik mühendislik bilgisinin sonucu olarak hayata geçti.

Köprünün kule kaplamasının mimari tarzı, yakın planda alt tarafta altıgenden başlıyor ve üste doğru dörtgene geçiyor. Üstten bakıldığında ise kule üçgen formunu alıyor. Kulenin bütün cepheleri farklı eğimlerde ve yapı öne doğru eğik gözüken tasarımı ile dikkati çekiyor.

Köprünün kaplama projesini Şubat 2016 tarihinde üstlendiklerini ve 20 Temmuz 2016 tarihinde teslim ettiklerine dikkati çeken Dündar Yetişener, “Bu dev eserde, bu kadar kısa sürede işimizi teslim etmekten ayrıca büyük mutluluk duyuyoruz. Bu, aynı zamanda Türkiye’nin dev projelerde uluslararası arenada rekabet edebilme gücünün bir ifadesidir”  dedi.