Yeni konu “canlı menkullerin değerlemesi”

Yeni Türk Ticaret Kanunu’na göre, 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren tüm şirketler artık finansal tablolarını Türkiye Muhasebe Standartları’na göre hazırlamak zorundalar

Yeni konu “canlı menkullerin değerlemesi”

28 mayıs 2013 / emlakwebtv
Şubat 2011 tarihinde resmi gazetede yayınlanan, binlerce maddeden oluşan Yeni Türk Ticaret Kanunu’na göre, 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren tüm şirketler artık finansal tablolarını Türkiye Muhasebe Standartları’na göre hazırlamak zorundalar. Bu kapsamda şirket bünyesinde yer alan Duran Varlıklar ister gayrimenkul, ister canlı menkul olsun ile ilgili değerleme raporları yine bu konuda uzman kişi ve kurumlarca yapılmak zorunda.

“Canlı Menkul veya Canlı Varlık” kavramının boyutları
Türkiye Muhasebe Standartları’na göre hazırlanacak Finansal Raporlar kapsamında, Duran Varlık değerlemesi oldukça önemli bir yer teşkil ediyor. Duran varlıklar kapsamında gayrimenkullerin değerleme çalışmaları, sektörünün bilinirliği ve bu sektörün birçok platformda konuşulması sadece gayrimenkule odaklanmış durumda. Sektörün kapsadığı Canlı Menkul (Varlık) değerlemeleri henüz çok fazla gündem konusu değil. Önümüzdeki günlerde, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun şeffaflık ilkesi doğrultusunda bazı şirketlerin duran varlıkları kapsamında yer alan Canlı Varlıkların Değerleme çalışmaları yaptırımları gündeme gelecek ve bu çalışmalar değerleme sektörünün uzmanları tarafından yapılacaktır. “Canlı Menkul veya Canlı Varlık” kavramı muhasebesel boyutlar değerleme uzmanlarını ilgilendirmektedir. Canlı varlıklar eğer bir yıldan daha uzun süre yaşayacaklarsa duran varlıklar grubu içinde gösterilmektedir. Peki nedir bu canlı varlık, hayal edebildiniz mi? Sığırlar, inekler ve ağaçlar duran varlık kapsamında yer alacak canlı varlıklara örnek olarak verilebilir.

İşletme, aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi durumunda canlı varlığı muhasebeleştirebilmektedir:
• Şirketin söz konusu varlığı geçmiş olayların sonucu olarak kontrol etmekte olması;
• Varlığa ilişkin gelecekteki ekonomik faydaların işletmeye aktarılmasının muhtemel olması,
• Varlığın gerçeğe uygun değerinin veya maliyetinin güvenilir olarak ölçülebilmesi.

Konun fazla uygulaması olmaması, büyük boyutlu el değiştirmelerin emsal yaratacak kadar fazla olmaması nedeni ile Canlı Varlık değer takdirleri oldukça zor çalışmalardır. Bu varlıkların piyasa fiyatları çok farklı etmenlere bağlı olarak değişim gösterebilmektedir. Bu menkullerin veya tarımsal ürünlerinin gerçeğe uygun değerinin güvenilir olarak tespit edilmesi durumunda gerçeğe uygun değerle değerlemeden kaynaklanan kazanç ve kayıplar her dönem kayda alınmakta ve işletmeye doğru hesap yansıtması sağladığı için önemli olmaktadır.

Canlı Varlık değerleme çalışmalarında, bir çok kriterin mutlaka göz önüne alınması gerekmektedir
Yapmış olduğumuz çalışmalarda açıkça şunu gördük ki, Canlı Varlık değerleme çalışmalarında, mutlaka canlı varlığın piyasa koşulları araştırılmalı ve sektörel veriler doğrultusunda değer takdirleri yapılmalıdır. Örneğin kereste elde edilen ağaçlar gibi bazı ürün veren bitkiler yıllar ilerledikçe değer kazanırken, kümes hayvanlarının değeri yıllar geçtikçe düşecektir. Bu gibi kriterlerin mutlaka göz önüne alınması gerekmektedir. Gerek maliyet unsurlarının, gerekse emsal değerlerinin araştırılması ve güncel veriler üzerinden çalışmaların yapılması oldukça önemlidir. Mesela inek, sığır, koyun ve keçi gibi yetiştirilip satmak, damızlık olarak ya da yününden ve sütünden yararlanmak amacıyla elde bulundurulan canlı varlıkların ilk kayıt anında muhasebeleştirilmesi amaçlı yapılan değerleme çalışmalarında “Maliyet Yöntemi” esas alınarak Maliyet Bedelleri üzerinde değer takdiri yapılmaktadır. Maliyet bedellerinin tespit edilememesi durumunda ise “Emsal Karşılaştırma Yöntemi” kullanılmaktadır. Canlı varlığa ilişkin aktif bir piyasanın bulunması durumunda, bu piyasada açıklanmış olan fiyat (emsal bedel), canlı varlığın piyasa değerinin takdir edilmesinde oldukça önemlidir. 

Canlı varlığın organik olması durumunda emsal karşılaştırma yöntemi uygulanabilir. Ancak bazı durumlarda piyasada veri oluşturacak kadar emsal varlık bulunmayabilir.Bu durumda varlığı aldıktan sonra onu organik hale getirinceye kadar geçen süredeki masrafları ve giderlerle varlığı normal halde kullanılmasında elde edilen gelir ve giderler dikkate alınarak çalışma yapılmalıdır. Kısacası temmuz ayında yürürlüğe girecek olan Yeni Türk Ticaret Kanunu, tüm sermaye şirketlerinin kurumsallaşması ve şeffaflaşması için önemli yaptırımlar getiriyor, canlı menkul taşıyan şirketlerinde bu kapsamda değerleme sektörüne yolu düşecek gibi görülüyor.