Bir yönetme biçimi olarak acele kamulaştırma

Son olarak Sur ve Silopi ilçelerine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile gündeme gelen "acele kamulaştırma" 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi ile düzenleniyor

Bir yönetme biçimi olarak acele kamulaştırma

"Acele kamulaştırma" AKP iktidarı döneminde sıklıkla gündemimize gelmeye başladı. Son olarak Silopi ve Sur ilçelerinde uygulamaya koyulan madde yasalarda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanu'nun 27. maddesinde düzenlenmiş durumda. 

Acele kamulaştırma nedir?
Mülkiyet hakkının kamu yararı nedeni ile sınırlandırılması ve özel kişilerin taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının gerçek bedelinin ödenmesi ile satın alınması zorunluluğunu ifade eden "kamulaştırma" tanımını içeren madde, "acele" sıfatını ise çabuklaştırma işlemini karşılamak için geliştirmiş gözüküyor. Buna göre, sürecin hızlandırılması işlemi Bakanlar Kurulu Kararı ya da kanunlarda sayılan özel durumlara uygun biçimde gerçekleşebiliyor. Yasanın 27. maddesinde ise "acele kamulaştırma" kararının "yurt savunması ihtiyacı" ya da Bakanlar Kurulu tarafından karar verilen olağanüstü hallerde geçerli olabiliyor. İdare acele kamulaştırma kapsamında taşınazın bedelini mahkemeye ödemek koşuluyla, mülkiyet hakkını elde edebiliyor. 

Türkiye'de acele kamulaştırma tarihi
 Türkiye acele kamulaştırma kavramıyla ilk kez 31 Temmuz 1956 tarihinde düzenlenen İstimlak Kanunu ile tanıştı. Bu kanunun 27 maddesi ise "acele istimlak" olarak düzenlenmişti. Kanunun geçmişi Türkiye için böylesine erken tarihe uzanmasına rağmen, Ak Parti iktidarına kadar pek de tercih edilen bir yöntem olmadı. Zira Bakanlar Kurulu'nun ilk "acele kamulaştırma" yetkisini 1978 yılında kullandığını görüyoruz. Bunu takip eden süreçte ise:

- 1978-1979 yıllarında 4 adet acele kamulaştırma
- 1980'de 6 adet kamulaştırma
- 1990'lı yıllarda 4 adet acele kamulaştırma işlemi kayıtlara geçmiş durumda.

AKP yönetimi ile acele kamulaştırma girişiminde sıçrama
Söz konusu kamulaştırmalar ise yoğun olarak enerji sektöründe gerçekleşmişti. Ak Parti iktidarı döneminde ise çoğunlukla imar faaliyetleri ve mega projeler ekseninde kullanılan bu yöntem beraberinde hukuki bir kargaşaya da neden olmuş ve çok sayıda iptal davasını ortaya çıkarmıştı. Konuyla ilgili olarak bir açıklama sunan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan da, 1978'den 2002 tarihine dek uygulanan acele kamulaştırma kararının yalnızca 16 olduğunu hatırlatmış ve 2002 yılından 2016 tarihine kadar uygulanan sayının ise 2.000 adede yaklaştığını vurguladı.

Acele kamulaştırma kararını bozmak mümkün
Söz konusu süreçte, özellikle kentsel dönüşüm ve mega projeler kapsamında çok sayıda kişi, kurum ve sivil toplum kuruluşu tarafından açılan itirazlara ise başta Danıştay olmak üzere olumlu yanıt verdi. Söz konusu kararlar, yalnızca "Bakanlar Kurul"na tanınan yetkinin "yerel belediyeler" gibi devredilmesi mümkün olmadığı kurumlarca gerçekleşmesinden ziyade temel insan haklarından biri olarak kabul edilen "özel mülkiyetin" korunması hususundaki uluslararası ve anayasal dayanaklardan hareket etti. Söz konusu külliyatın hareket noktası ise "acele kamulaştırma" kararına ilişkin gerekli koşulların oluşmaması; bir diğer deyişle girişimlerin "yurt savunması" ya da "kamu yararı" gibi kritik maddelerle ilişkisinin açıklanamamasından kaynaklandı.