İstanbul'un ormanlarına mega proje hançeri

Başbakan Davutoğlu'nun İstanbul'a "hançer" niteliğinde yapılara izin verilmeyeceği yönündeki açıklamasına rağmen mega inşaatlar kentin akciğerlerine hançer saplamayı sürdürecek

İstanbul'un ormanlarına mega proje hançeri

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Cumartesi günü Süleymaniye'de gerçekleştirilen Mimar Sinan'ı anma etkinliğinde yaptığı "hançer" nitelikli binalara artık izin verilmeyeceği yönündeki ifadeleri ilk bakışta sosyolojik bir duyarlılığın işareti şeklinde okunabilir. Gerçekten de Türkiye'yi tanımayan biri söz konusu konuşmayı duyduğunda, siyasi iktidar mekanizmasının geçmişte farklı odaklarca yapılan hatalardan ders çıkarmış bir "dönüşüm" hamlesinin yönlendiricisi ile karşı karşıya kaldığını düşünebilirdi. 

Hançeri saplayan kim, cinayetini beğenmeyen kim?
Gariplik buradadır: İstanbul silüetini darmadağın eden bu binalara izin veren de, bunların hançer niteliğini doğrulayan da, çok daha önemlisi bu politik realiteye dışarıdan bakıp-şayet politik hedefler gözetilmiyorsa-anlaşılması güç bir yabancılaşmanın içine yuvarlananlar da bu siyasi aktörlerdir. 

Başbakanın kullandığı hançer simgesi ve haince vurulan İstanbul
Kuşkusuz "hançer" retoriği etkileyicidir. Tarihten alınan bu "simge", modern kentle ilgili bir soruna, dürüstçe yürütülmemiş bir mücadelede "haince" ulaşılmış bir zafer çağrışımıyla dokunmuş olur. Çünkü, hepimiz biliriz; hançer giysinin içinde saklanan ve düşmanın fark edemediği bir silahtır. Başbakanın "hançer" simgesi ile İstanbul'un "haince" vurulduğunu anlatmak istediğini düşünmek için yeterince nedenimiz vardır o halde. 

 

Kente değil ciğerlerine mega proje hançeri

 

Bu durumda da akla ilk gelen soru, ülkeyi bunca zamandır yönetenlerin, İstanbul hançerlenirken "nerede" olduklarıdır. Elbette yaygın bir açıklama biçimi olarak "kandırıldık" bayağılığından yararlanılmayacaksa geriye kala kala, bu cinayetin bir parçası olmaktan dolayı pişman oldukları yönündeki açıklama kalır. İşte bu halde iyi bir noktadayız demektir. Ancak bu da gelecek için sorumluluk yükler siyasi otoriteye. Çünkü yürütülmekte olan mega projelerin durdurulması zorunluluğu doğacaktır artık. 

Kente değil ciğerlerine hançer
Başbakan'ın "bundan böyle İstanbul'a hançer" niteliğinde binalara izin verilmeyeceği yönündeki ifadesinin Mimar Sinan'ın anıtsal eserinin gölgesinde insanı sarmalayan abidevi ilhamdan türeyen ani bir coşkunluk hali olarak okunmasını öneriyorum. Zira bu şiirsel anlar, modern dünyanın değerleriyle aniden yitirilebilir. Bizde de böyle olmuştur. 

Gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün yaptığı "kim ne derse desin Kanal İstanbul inşa edilecek" açıklaması, gerekse Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren projesinin üçüncü etap çalışmalarının süreceğine ilişkin bilgiler İstanbul'un ciğeri niteliği taşıyan Kuzey'deki yaban hayatına yeni hançerlerin vurulmaya devam edeceğini gösteriyor bizlere.

 

Kente değil ciğerlerine mega proje hançeri

 

 

Güncel politik hesapların ya da vizyonsuz yöneticilere ilişkin uçucu eleştirilerin öte yanında ise esas handikapın, kentin silüetine vurulan darbenin ve çok daha önemlisi, kentin asal bileşeni olan insana yaşam veren  güç olarak doğaya yönelmiş tahripkar ilişkiden doğduğunu görmek çok kolaydır artık. 

Ve İstanbul sessizce ölmektedir.