Mekanların yaşama ve insana etkisi

EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, mekanların hayata ve insana etkisini kaleme aldı

Mekanların yaşama ve insana etkisi

Vaktimizin yüzde 90’ı ev, işyeri, okul, alışveriş merkezleri gibi kapalı alanlarda geçiyor.  Öte yandan araştırmalar kanser, astım ve kronik hastalıkların hızla bir artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Açık havada geçirdiğimiz vakit azaldıkça hareketliliğimiz azalıyor, sağlığımız yitip gidiyor.

Sağlıklı şehirler ve çevreler üretmek, bu konuda ciddi bir farkındalık yaratmak, böylece mekanların ve şehirlerin değerini arttırmak gerekli. Aslında yaşadığımız yerleri daha sağlıklı yerler haline getirmek o kadar da zor değil. İnsanın ihtiyacını anlayıp algılayarak bunu yapmamız mümkün.

Kent yaşamı fiziksel aktivite ile içiçe olmalı
Sağlıklı bir toplum için hareket eden bir toplum yaratmak gerekli. Yürüyen, spor yapan, bisiklete binen, fiziksel aktivitelerle içiçe bir toplum. Öte yandan, sağlıklı beslenen bir toplum da olmalıyız ki, yaktığımız kadarını tüketelim. Fiziksel aktivite ve beslenme tarzı birbiriyle denk olmadığı için her geçen gün sağlık sorunları ve buna bağlı olarak sağlık harcamaları milyonlarca lira artıyor. Gelecek nesilller ise bu olumsuz tablonun daha vahim boyutlarını yaşama riskini taşıyor. Mahalleleri ortadan kaldırıp site yaşamına geçtikçe, toplu taşımayı kullanmadıkça hareketliliğimiz azalıyor. Gözle görülür bir değişime uğruyoruz ve bu değişim sağlıklı olmuyor.

Bugün dünyanın birçok kentinde akıllı şehircilik uygulamaları yaşanıyor. Örneğin toplu taşımanın özendirilmesi için trafik ışıklarına yaklaşan otobüslere ışıkların yeşil yakarak öncelik vermesi veya başka toplu taşıma özendirmeleriyle toplumsal hareketliliğin arttırılmasına çalışılıyor. İstanbul gibi büyük metropollerde de toplu taşıma imkanları çoğaldıkça araç kullanımının azalma ihtimali söz konusu. Ama maalesef şu anki mevcut toplu taşıma sistemi İstanbul için yetersiz kalıyor.

Şehirlerin büyümesi için önce planlaması ve buna bağlı olarak planlı büyümesi gerekiyor. İstanbul’un 7 sene önce yapılan 100 binlik planlarında yeni havalimanı ve 3. köprünün yerleri bugün halihazırda inşa edilen yerlerden farklı yerlerdeydi.

Ya planlamayı beceremiyoruz ya da planladığımıza uymayı. Artık hangisiyse!