Türkiye'de bir istikrar kategorisi: İşçi ölümleri

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre Türkiye, 2012'den günümüze işçi ölümlerinde en yüksek "ilk çeyrek verilerine" ulaştı. 2016'nın ilk üç ayında yaşamını yitiren işçi sayısı minimun 415 olarak belirlendi

Türkiye'de bir istikrar kategorisi: İşçi ölümleri

Çağ atlamak deyimini modası geçmiş bulan Türkiye'nin hakim siyaseti, "Yeni Türkiye" sloganının altında "iş cinayetlerine" de yer açmak zorunda kalacağa benziyor. Bu zor olmasa gerek; zira Türkiye'nin temel ayrıcalığı zolan bu zümre, Soma ve Ermenek gibi toplu katliamların yarattığı infiale rağmen "görev ve misyon"(!) aşkıyla yanıp tutuşmayı başarmıştı. Elbette böylesine güçlü yönetim direnci karşısında bizlere de düşen görevler bulunuyor; son günlerin pek tartışmalı temasıyla ifade edersek "bir şeylere alışmak" gibi...

Yeni Türkiye ve işçi ölümlerinde rekor denemesi
Terör gibi, toplumun çeşitli kesimlerinden farklı yorumların geldiği "alışma" ediminin muhatabı olan sosyolojik olguların açıklığı karşısında, topluca yaşanmadığı takdirde pek de tepki geliştirmeyi beceremediğimiz trendleri de gözden kaçırıyoruz. Bunların başında ise işçi ölümleri geliyor. Türkiye'de aktif çalışma halindeyken yaşamını yitiren işçi sayısında gerek sayısal olarak, gerekse geçmiş yıllara yönelik kıyaslamalarda ciddi bir artış ivmesi kaydediliyor. Alışmak diye buna denir; Soma ve Ermenek gibi gözümüze batmadığı sürece yan yana yaşamayı başarabildiğimiz, rutin, olası ve sosyal yaşamın doğal sonucu haline dönüşmüştür işçilerin yaşamlarını yitirmeleri.

2016 ve bir rekor yılı
İşçi ölümlerinde 2016'da bir rekora koşuyor Türkiye. Rakamlar korkutucu düzeyde. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin rakamlarına göre 2016 yılının ilk üç ayında en az 415 işçi yaşamını yitirdi. En az diyorum; çünkü bu veriler Meclisin kendi imkanları ile medyadan takip edebildiği verilere dayanıyor. Herhangi bir medya organında kendine yer bulamamış olaylar ise istatistiklere giremiyor. 

Söz konusu rakamın korkutucu boyutlarından ilki, 2016 yılı içinde giderek yükselen bir trende vurgu yapması. Ocak ayında 115, Şubat ayında 143, Mart ayında ise 157 işçi yaşamını yitirdi. İkincisi, yılın ilk çeyrek verileri itibarıyla 2012 yılından günümüze, en yüksek düzeyi göstermesi. Üçüncüsü ise 2012 yılından günümüze tüm Mart ayları bazında kararlı yükselişin sürmesi. Gerçekten de 2012'nin Mart ayında en az 59, 2013 yılının Mart ayında en az 74, 2014 yılının Mart ayında ise en az 122 işçi yaşamını yitirmişti.

Geçen sene Mart ayında ölen işçi sayısı ise 140 ile tarihi bir seviyeye çıkmıştı. Ancak Yeni Türkiye, 2016 yılı performansı ile bu rekoru da aşmayı başardı. 

Sektörlere göre ölümler
Kayıtlı ölümlerin yüzde 50'ye yakın kısmı ise, inşaat, yol, tarım ve orman işlerinde çalışan işçiler arasında yaşandı. Bir bölümleme yapacaklar yüzde 22 ile Tarım-Orman, yüzde 21 ile inşaat-yol sektörüne ulaşıyoruz. 

Vehameti artıran bir kaç veri daha:

Mart ayında yaşamını yitiren işçilerden 4'ü çocuk yaşlardaydı. 10 yaşındaki Abdulsamet Eren eşekten düşme sonucu, 12 yaşındaki Ferhat Ali uyuşturucu bağımlısı birinin 50 TL'lik haftalığını vermesi tehdidine boyun eğmediği için bıçaklanarak, 16 yaşındaki Ercan Tuğlu lokantanın motor kuryesi olarak çalışırken geçirdiği trafik kazası ile, 17 yaşındaki Halil Berke Aygün de futbol müsabakası sırasında kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.