İstanbul'un ünlü kulelerinin ilginç hikayeleri

Yüzyıllar boyunca ayakta kalmış olan İstanbul'un bir birbirinden güzel kulelerinin ilginç hikayelerini sizler için derledik... İşte İstanbul'un kuleleri ve hikayeleri...

İstanbul'un ünlü kulelerinin ilginç hikayeleri

Yüzyıllar boyunca ayakta kalmış olan İstanbul'un bir birbirinden güzel kulelerinin ilginç hikayelerini sizler için derledik... İşte İstanbul'un kuleleri ve hikayeleri...

Kız Kulesi

İstanbul'un ünlü kulelerinin ilginç hikayeleri
Antik Çağlarda Arkla ve Damialis diye anılan bugünkü Kız Kulesi, M.Ö. 410'da Atinalı komutan Alkibiades, Asya'dan kopan kara parçasına gemileri denetlemek için bir kule inşa ettirdi. Başlangıçta askeri hizmet veren Kız Kulesi, M.Ö. 341 yılında Yunanlı komutan Chares eşi için anıt mezar yaptırdı. Bundan 1500 sene sonra kule şehrin savunması için önemli bir hale geldi. 1143-1178 yıllarında hükümdarlık yapan İmparator Manuel Comnenos buraya kule yaptırdı ve gemileri gözetlemeye başladı. 

İstanbul'un fethi döneminde Fatih Sultan Mehmet, Vedediklilerin üs olarak kullandığı mekanı yıktırarak, yerine küçük bir kale yaptırıp toplar yerleştirdi. Kule 1510 yılında depremde zarar görünce Yavuz Sultan Selim döneminde onarıldı. Çevresi sığ olduğu için 17 nci yüzyılda kuleye bir fener eklenerek burası deniz fenerine dönüştürüldü. 

1719 yılında fenerdeki yağ kandili rüzgarla birlikte etrafı tutuşturunca iç kısmı ahşap kule yandı ve altı yıl sonra Nevşehirli Damat İbrahim Paşa kuleyi restore etti. Kız Kulesi, 1830-1831 yıllarındaki kolera salgınında, sonrasında 1836-1837 yıllarındaki veba salgınında karantina hastanesine dönüştürüldü ve hastalıkların kente yayılması önlenmeye çalışıldı. 

Osmanlı dönemindeki son onarımını ikinci Mahmut döneminde yaşayan kuleye, Osmanlı-Barok tarzındaki dilimli kubbe eklendi. Ünlü hattat Rakım’ın yazısı ile kapısına Sultan’ın tuğrasını taşıyan bir kitabe yerleştirildi. 1857’de buraya yeni bir fener yaptırıldı.

Cumhuriyet döneminde de pek çok onarımdan geçen kule 1959 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı, Boğaz'ın deniz ve hava trafiğini denetleyen bir radar istasyonuna dönüştürüldü. 1983-1922 yıllarında Denizcilik İşletmelerine bırakıldı. 1995 yılında ise yeniden tadilat yapılıp 2000 yılında ziyarete açıldı. 

Galata Kulesi

İstanbul'un ünlü kulelerinin ilginç hikayeleri
Dünyanın en eski kulelerinden olan Galata Kulesi'nin yapılış tarihi kesin olarak bilinmiyor. Bazı tarih kitaplarında kulenin 507 yılında İnparator Justinianos'un ya da 528 yılında Anastasios'un fener kulesi olarak yaptırdığı yazıyor. Bizanslıların Büyük Kule diye söylediği Galata Kulesi, 1024 yılındaki dördüncü Haçlı Seferi'nde tahrip edilince, 1348 yılında yığma taşlar kullanılarak yeniden yapıldı. Yeniden yapıldığı yıllarda ise 'İsa Kulesi' olarak anılan kulenin mimari Cenevizlilerdi. Osmanlıların eline geçtikten sonra 1509 depreminde büyük zarar gören Galata Kulesi, dönemin ünlü mimari Hayrettin tarafından onarıldı. 

16 ncı yüzyılda Kanuni döneminde Kasımpaşa tersanelerinde çalıştırılan Hıristiyan esirler için hapishane olarak kullanılan kule kötü ününü üçüncü Murat döneminde kaybetti. Üçüncü Murat'ın izni ile burada müneccim Takiyüddin tarafından bir rasathane kuruldu. Rasathane 1579 yılında kapatıldı. 17 nci yüzyılda, dördüncü Murat döneminde Hezarfen Ahmet Çelebi, 1638 yılında tahtadan yaptırdığı kartal kanatlarını sırtına takıp Galata'dan Üsküdar Doğancılar'a kadar uçtu. 17 nci yüzyılda kule bir süre mehter takımını ağırladı. Arka arkaya çıkan yangınlar yüzünden bir süre gözlem kulesi olarak kullanıldı. Üçüncü Selim döneminde kulenin büyük bir kısmı yandı. 1831 yılında Galata Kules, yine bir yangınla hasar gördü. 1875 yılında sivri külahı devrilen kule bugünkü görünümünü 1965 yılında başlayan ve iki yıl süren tadilat ile kazandı. 

Tarih boyunca pek çok intihara tanık olan kulede, 6 Haziran 1973'te ünlü şair Ümit Yaşar Oğuzcan'ın 15 yaşındaki oğlu Vedat atlayarak intihar etti. 

Beyazıt Kulesi

İstanbul'un ünlü kulelerinin ilginç hikayeleri
Bugün İstanbul Üniversitesi'nin Beyazıt kampüsünde olan kule, 1749 yılında şehirde sık sık çıkan yangınları haber vermek için yapıldı. Başlarda ahşap olarak inşa edilen kule 1756 yılındaki Cibali yangınında ve 1826 yılındaki yeniçeri ayaklanmasında zarar gördü. İki yıl sonra ise ikinci Mahmut zamanında Senekerim Balyan'a kagir olarak yeniden yaptırıldı. İstanbul'da çıkan yangınlar gündüz kuleden sarkıtılan sepetlerle, geceleri ise fener yakılarak haber verildi. 

Beyazıt Kulesi'nin işaretlerini gören İcadiye Kulesi, top atışı yaparak yangını İstanbul'un tamamına duyurdu. Top sesini duyan İstanbullular, yangının semtini öğrenmek için yangın gözcülerini beklerlerdi. Kule geleneğine göre, yangını gören nöbetteki köşklü, “Ağa! Bir çocuğun oldu” derdi. Ağa da sorardı: “Kız mı, oğlan mı?” Anadolu yakası, Beyoğlu ve Boğaz’ın Rumeli yakası yangınları ‘kız’, İstanbul içi yangınları da ‘oğlan’ olarak anılırdı. 

256 basamağa sahip 85 metre uzunluğu ile Beyazıt Kulesi, Cumhuriyet döneminde de yangın bildirmek ve meteoroloji tahminlerinin duyurulması için kullanıldı. Kule yeşil renkteyse ertesi gün yağmur var, kırmızı ise karlı, sarı ise sisli, mavi ise havanın açık olacağı anlamına geliyordu. 1995 yılında son verilen uygulamaya 2010 yılından itibaren yeniden başlandı. 2013 yılında kule, müzeye dönüştürüldü. 

1968 yılında, altıncı Filo'nun gelişi ve sonrasında İTÜ Gümüşsuyu Kampüsü'nde Vedat Demircioğlu'nun öldürülmesinin ardından, kuleye üzerinde orak çekiç ve Vedat Demircioğlu'nun olduğu bir bayrak asıldı.