"İstanbul'un silüetini korumak tarihe saygıdır"

Binlerce yılda oluşmuş ve tüm dünyayı hayran bırakan İstanbul'un silüetini son yıllarda nasıl hızla bozduk ve ne yapmalıyız? Mimarlar Odası Başkanı Sami Yılmaztürk anlattı...

Bir şehri şehir yapan hiç kuşkusuz tarihidir, kültürüdür, mimarisi ve coğrafyasıdır. Bir şehrin kimliğini oluşturan, insanları kendisine hayran bırakan unsurlara sonuna kadar sahip çıkmak gerekiyor. Hele ki bu şehirin geçmişi şu anki bulgulara göre 8 bin 500 yıllık tarihe dayanıyorsa, pek çok medeniyete ev sahipliği yapmışsa ve ortasından deniz geçiyorsa... Ne yazık ki İstanbul'un silüetini, İstanbul'u İstanbul yapan değerleri hak ettiği ölçüde koruyamadık ve İstanbul'un silüeti bozuldu. Peki nasıl zarar verdik bu değerlere ve bundan sonrası için neler yapmalıyız? Mimarlar Odası Başkanı Sami Yılmaztürk, 1980 öncesinde bu dokuyu korumak için dokuz kattan fazla yapılaşmayı yasaklayan bir uygulama olduğunu, elbette bunu desteklemediklerini belirterek tahribatın son 10 yılda hızlandığını söyledi. Yılmaztürk, "Cumhuriyetin kurulduğu tarihten itibaren korunan bu doku, 8 bin 500 yılda oluşan bir dokudur. Her gün daha yüksek rant getirecek bir yere bina yapmak kabul edilemez bir durum. Maalesef bu binalara izin veren de İstanbul'un silüetini korumakla yükümlü olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi oluyor. İstanbul'da Süleymaniye, Sultan Ahmet, Fatih ve Ayasofya Camii, Topkapı Sarayı ve bunların kubbeleri ile minareleri bir tarih ve kültür oluşturuyor. Bunları ezecek yapıların yapılmaması gerekiyor. Tarihi Yarımada ve İstanbul Boğazı tektir. Gereken hassasiyetin gösterilmemesinin sebebi rant paylaşımıdır" diye konuştu.

İstanbul'un silüetini korumak tarihe saygıdır
Bir şehrin silüeti sadece görüntüden ibaret düşünülmemeli. Silüet aslında tarihin ne kadar iyi korunduğunu mimariye ve o şehrin geçmişine ne kadar saygı duyulduğunun göstergesidir. Yılmaztürk bunu "Tarihi ve kültürel değerlerimize saygının en büyük göstergesidir" diye açıklıyor. Binlerce yılda oluşmuş değerlere saygının gereği olduğunu ve bunu ezmeyecek yapıların olması gerektiğini belirten Yılmaztürk, "Tabi ki yüksek yapıların yapılması gerekiyorsa yapılacaktır ama şehir merkezlerine, tarihi yapıları gölgeleyecek şekilde yapılmamalıdır. Bugünden itibaren kent merkezinde yüksek yapılaşmanın olmasını engellemek gerekiyor" diyor. Bunlarla beraber İstanbul planlarının sık sık değiştiğine, parsel bazlı bile plan değişikliğine sürekli izin verildiğine dikkat çekiyor. 

Olması gereken neydi?
Öncelikle İstanbul gibi bir tarihe, doğaya, topoğrafyaya ve kültürel zenginliğe sahip olan başka bir şehir olmadığını söyleyelim. Buna rağmen Avrupa şehirleri nasıl korunuyor? Avrupa'daki şehirlerde modern ile tarihi yapıların olduğu bölgeler kalın çizgilerle birbirinden ayrılıyor. Tarihi yapılarla modern yapılar kesinlikle iç içe yapılmıyor. Yapılmak mecburiyetindeyse tarihi yapıya uyumlu ve ezmeyecek şekilde yapılıyor. Örneğin Roma'da eski kentle yeni kent birbirinden tamamen ayrılmış durumda ve bu konuda model olacak bir şehir.  Yılmaztürk Avrupa kentlerinin korunmasını, "Eski yapılarla yeni yapılar birbirinden kesin kurallarla ayrılmıştır. Bu kurallar kişiye ve döneme göre değişmez. Parayla ve siyasi baskılarla değiştirilemez" diye anlattı.  
 

Firma Bilgisi: Mimarlar Odası